FELAKETLER VE ARINMA FIRSATI « Yazarlarımızın Yazıları
FELAKETLER VE ARINMA FIRSATI

FELAKETLER VE ARINMA FIRSATI

08 Ağustos 2020
128

İnsan, Allah tarafından kendisine tevdi edilen “emanet”i kabul ettiği gün, Allah’ın “halife”si olmayı da hak etmiştir. Allah insanı yeryüzüne “iyi işler” yapıp yapmayacağını sınamak için göndermiştir. Allah yarattığı bu varlığı diğer varlıklar karşısında farklılaştırmak için ona “varlıkların isimlerini” öğretmiştir.  İnsan bu sayede apstraksiyon/soyutlama ve kavramsallaştırma becerisi kazanmıştır. Fakat insan, Allah karşısındaki bu durumunu içselleştirememiş, “en güzel yaratılış”a sahip olmasıyla övülürken, ahlaki zaafları ve kulluğunun farkına varamama gibi sebeplerle “aşağıların aşağısı”na atılmakla tehdit edilmiştir. Allah, insana çamurdan ve sudan yaratıldığını hatırlatarak yaşadığı özgüvenin sanal olduğunu ve bu durumu şımarıklık olarak görmemiz gerektiğini hatırlatmıştır. Sonra da “göklerin yükseltilmesi”ne, “dağların sıralanmasına” ve “yeryüzünün bir döşek gibi yayılmasına” dikkat çekerek kendi gücünün sınırlarını görmemizi istemiştir.

Evrende bir topbaşı büyüklüğünde bile olmayan bu dünyanın bir ferdi olan insan, kendini yücelerde görebilmektedir. Bu onu şımarık bir hadsize dönüştürmüştür.  Bu duyguyu harekete geçiren temel düşünce “ehledeh/ölümsüzlük/sonsuzluk arayışı”dır. Bunun için “mal biriktirme”yi ve onu “sayma”yı tercih etmiştir. Gerçekte o “En küçük bir infaktan bile imtina eden/maun” birisidir. Nefsini ilah edinen insan kendini evrenin efendisi konumuna yerleştirmiştir. Bundan mütevellit tüm canlı ve cansız varlığa tahakküm edebilme cüretinde bulunabilmektedir. Bitkilerden daha fazla verim alabilmek için hibrit tohumlar geliştirmeyi, genetiği değiştirilmiş bitkileri piyasaya sürmeyi, hayvanları et, süt ve yumurta veren makinalara çevirebilmeyi hak bilmiştir. Ötekine tahakküm kurma noktasında pervasız olan insan, terörün her türünü denemekten geri durmamaktadır. Konvensiyonel savaşların yüksek maliyetleri, emperyalist ülkelerin vesayet savaşlarına yönelmelerine ve biyolojik/kimyasal silahları tercih etmelerine sebep olmaktadır. Çünkü bu alanlarda üretilen ürünler düşük maliyet yüksek hasar vermeleri dolayısıyla tercih edilmektedir. Bu insan durdurulmalıdır. Bunu sağlamanın yollarından biri de insana sınırlarını hatırlatmak, aciz birisi olduğunu göstermekten geçer. İşte bu virüs insanı şaşkına çevirerek asıl olanın kendisi olmadığını öğretmiştir. Azgınlaşan insana Allah üç farklı uyarıcı göndererek merhametini göstermiştir. Bunlar:

  • Elçi ve kitap göndererek uyarmak,
  • Evrenin kendisini birer ayet/ayât olarak düşünmemizi istemek,
  • İnsanı afetlerle sınamak/uyarmaktır.

Afetler masum ve mazlum insanı da etkilediği için maşeri vicdanda soru işaretleri uyandırmaktadır. Dünyayı bir yangın yerine çeviren, haksız paylaşımlarla kuzeyde obezite güneyde açlık problemi ihdas eden, kapitalizmin doymak bilmez iştahı için bütün dünyayı bir açık pazara dönüştürmeye kalkan, karanlık sularda hayata başlamadan sonsuzluğa firar eden Aylan bebeğin durumunu bir kere daha durup düşünmek için Corona günlerinden iyi bir fırsat mı olur? İnsanlar büyük bir felaketle karşılaştıklarında genellikle üç tavır geliştirirler. Bunlar:

  • Yaşanan felaketlerin pozitif/bilimsel izahları ile yetinmek
  • Felaketlerden kaçınmanın mümkün olmadığına inanan kaderci yaklaşım
  • Yaşanan felaketlerin insanın hatalarının sonucu olarak görmek ve bu durumu ilahi hikmet ve adaletle açıklamak

Felaketlerin Teolojik Zemini

Kutsal Kitabımız felaketleri bir yıkım ve haksızlık olarak görmeyi doğru bulmaz. O, felaketleri yıkıntılar arasından umut tazeleme ve hayata yeniden başlama için bir fırsat olarak görmemizi ister. Kitapta anlatılan çok sayıda felaket örnekleri sebep sonuç ilişkisi bağlamında okunmalıdır. Kur’an birçok felaket örnekliğini anlatarak bizden safımızı belli etmemizi ister. Buna göre; taşlar savuran rüzgar, çığlık, yerin dibine geçirilme, su taşkını (Ankebut/40), yıldırım (Bakara/55), deprem(Araf/78), kuraklık   (Araf/130), kıtlık(Araf/130), tufan, gökten kurbağa yağması ve çekirge istilası (Araf/133), buğday güvesi ve balçıktan pişirilmiş taşların insanların üzerine yağması (Hud/52)  gibi felaket örnekleri anlatarak bize arınma için bir fırsat sunmaktadır. Kitabımızın felaketlerle ilgili yaklaşımı onu bir dünyevi ceza olarak tanımlamanın ötesinde insanın tevbe etmesi için tarihi bir fırsat olarak karşımıza çıkarır.

  • Kitabımız Elçilerin mücadelesini akamete uğratmak isteyen toplumlara tattırdığı felaketleri bir bir anlatmakta, bu mücadele karşısında zülme devam eden toplumların yaşadığı felaketleri bir haksızlık olarak tanımlanamayacağını ifade etmektedir. (Hud/17)
  • Durup dururken bir felaket ile tecziye yolu tercih edilmemiş, insan soyunun karada ve denizde çıkardığı fesat, kendi elleriyle işledikleri fenalıklar böyle bir sonuçla karşılaşmaları için sebep olmuştur. (Rum/41)
  • Bu afetleri Allah’ın bir zulmü olarak görmemek gerekir. İnsan kendine yazık ettiği için böyle bir sonla karşılaşmaktadır. (Ankebut/40)
  • Üstelik felaketlerle karşılaşmadan önce mutlaka bir uyarıcının geldiğini de beyan etmektedir. (Nahl/61)
  • Felaketlerin sebeplerinden biri de ayetleri yalanlamak ve onlardan habersizmiş gibi davranmaktır. (Araf/136)
  • İnsan sahip olduğu nimetlerle azmış ve şımarmıştır. Felaketler buna dur demenin bir aracıdır. (Kasas/58)
  • Allah bir toplumu cezalandırmak için fırsat kollamamaktadır. Ötelemesine rağmen zulme, isyan ve inkara devam eden halklar için felaketler geri bırakılmaz. (Nahl/61)

Bir Arınma Aracı Olarak Pandemi ve Felaketler

İnsanlık tarihinde yıkıcı birçok pandemi örneği mevcuttur. Kayıtlardaki bilgiler çerçevesinde 1620’li yıllardan itibaren günümüze kadar epidemi veya pandemi düzeyinde her yüzyılda bir salgın olmuştur. Bu salgınlar dünyanın ve insanın bir arınma aracı olarak görülemez mi? Kitabımız bu konuda şunları söylemektedir. Buna göre felaketler;

  • Zorluk ve sıkıntı hallerinde yalvarıp yakarma için bir sebeptir. (Araf/94)
  • Öğüt alıp, düşünmek için bir fırsattır. (A’raf/130)
  • Yoldan çıkmış ve zalim halklar için bir uyarı aracıdır. (En’am/47, ahkaf/35)
  • Bela ve musibet tevbe etmek ve öğüt almak için bir fırsattır. (Tevbe/126)

Corona Virüs Bağlamında Değişen Dünya

  • Ateist, nihilist ve pozitivist tipler görmedikleri ilaha inanmamayı şiar edinirken görmedikleri bir virüs karşısında esas duruşa geçerek karizmayı fena çizdirmişlerdir.
  • İnsan her şeyin maliki olduğunu söyleme iddiasındayken sahip olduğu parayı kullanabilecek bir ortamın bile olamayabileceğini görmüştür. İnsan, eşyanın maliki değil emanetçisi olduğu gerçeği ile yüzleşmiştir.
  • Tek gerçekliğin Allah olduğu, geri kalanın boş ve fani olduğunu yaşayarak deneyimlemiştir.
  • İslam dininin maddi ve manevi temizlik konusundaki hassasiyeti Müslümanların imajını olumlu şekilde değiştirmektedir.
  • Özellikle Türkiye merkezli devlet ve STK’ların bilâ ücret yaptığı yardımlar İslam dininin bu yönünün açığa çıkmasına bir sebep olabilecek potansiyeldedir.
  • Felaketler Allah’ın intikamı değil imtihanı olarak görülmelidir.
  • Lüks, şatafat, zenginlik bir yere kadardır.
  • Felaketler insanları yokluk ve yoksunlukta eşitleyerek kimin daha insani reflekslerinin olduğunu açığa çıkaran bir katalizör görevi görmüştür.
  • Güç, iktidar sonsuz değildir.
  • Küresel ölçekte büyük organizasyonların gerçekte sadece adlarının büyük olduğu görülmüştür.
  • Corona insanların arınması ve hayata yeniden başlaması için bir fırsattır.

Makaleyi sesli dinlemek için;