Eğitim,Gençlik ve Teknoloji « Yazarlarımızın Yazıları
Eğitim,Gençlik ve Teknoloji

Eğitim,Gençlik ve Teknoloji

06 Ocak 2020
146

Eğitim, Gençlik ve Teknoloji

Geriye dönüp baktığımızda hızlı bir şekilde geçtiğini düşündüğümüz bir yılı (2019) daha bitirdik ve yeni bir yıla (2020) başlamış bulunmaktayız. Eğitim camiası olarak bu yıl önceki yıllardan daha fazla gayretle çalışmamız gerektiğinin farkındayız. Zaman ilerledikçe gençlerimizden uzaklaşmakta ve onların dilinden anlamakta zorluk çekmekteyiz.  Bu sebeple daha çok gençler ile bir araya gelmeli ve onlarla bol vakit geçirmeliyiz.

Öğretmenlik sadece ders süresinde gerçekleşen bir konuyu anlatma süreci değildir. Çocuklarımızın eğitimi, ahlak yapısı, karakteri ve birey olmasına en büyük katkıyı öğretmenlerimiz vermektedir. Bu sebeple derste konuyu anlatmak ile öğretmenlik mesleğini yerini getirmiş olmayız. En etkili ve kalıcı öğrenmeler davranışlara yansımaktadır. Davranışa yansıtamadığımız bir öğrenme ise sadece bilgi düzeyinde kalmaktadır. Gençliğimizde görülen en büyük tehlike bilginin davranışa geçmemesidir. Öğrenme sürecinde öğretmen öğrenci ilişkisi duygusal bir bağ kurmadığında yine öğrenciye istenilen davranış kazandırılamamaktadır. Eskiden öğrencilerimizin rol modelleri yakınlarındaki gerçek kişiler ve öğretmenleri idi. Şimdi rol modelleri ise internet fenomenleri, youtuber’lar…!

İnternet ve iletişim teknolojilerinin hayatımızdaki önemi ve kullanım alanı nasıl olmalıdır? Gençlerimize bunun eğitimi nasıl verilmelidir? Bu eğitimi kim, ne zaman vermelidir? Teknoloji eğitimi maalesef diğer eğitim süreçleri gibi okulda değil evde başlamaktadır. Öncelikli olarak ağlayan çocuklarımıza sussun diye tabletleri vermekten vazgeçerek başlayabiliriz. Elinde tablet ile büyüyen bir çocuk 14 – 15 yaşlarına geldiğinde elinden akıllı telefonu bırakmayacaktır. Evde anne babası ile vakit geçirmeyen çocuk, gençlik yıllarında anne babası, öğretmeni ve arkadaşları ile birlikte olmayacaktır. Onun dünyası elbette elindeki tablet ve telefondan ibaret olacaktır.

Zamanını sosyal medyalarda, internette geçiren gençlerimiz bizim değerlerimizle bağdaşmayan fenomenlerin oluşturduğu yalanlar ile dolu bir hayata sürüklenmektedirler. Her geçen gün zararlı içerik sayısı artmakta ve bunların önüne geçilememektedir. İnternet yeri geldiğinde bir kedinin gözlerine saklanarak çocuklarımızı elimizden alan ya da sadece bir mesaj ile oyun başlatarak (mavi balina) gençlerimizin hayatlarını söndürebilen bir teknolojidir. Ama aynı zamanda mekândan bağımsız eğitim platformlarını da içinde barındıran sanal ders ve kurs yapılabilen bir teknolojidir. O zaman çocuklarımıza, gençlerimize internetin faydalı kullanımını öğretmemiz zaruri bir ihtiyaçtır. 

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki her geçen gün çocuklardaki dikkat süreleri azalmaktadır. Sürekli hızlı videolar izleyen çocukların dikkat sürelerinde ciddi azalmalar meydana geldiği tespit edilmiştir. Bu sorun her geçen gün artmakta bu da öğretmenlerin ders içerisinde öğrencilerin dikkatini derse toplamada zorluk çekmesine sebep olmaktadır. Öğrenciler dersleri sıkıcı bulmakta ve dersi dinlemek yerine arkadaşları ile mesajlaşmakta veya sosyal medyada gezinmektedirler.  Telefonların okullarda olması üzücü sonuçlar da doğurmaktadır. Arkadaşlarının istenmeyen görüntülerini çeken, öğretmen ders anlatırken öğretmenini gizlice çeken veya farklı iletişim grupları kurarak ayrıştırıcı oluşumlar oluşturan öğrenciler ile karşılaşmaktayız. Bunun sonucunda mahkemelere varan olaylar okullarımızda gerçekleşmektedir. Bunların yanı sıra ders notlarının paylaşılması, sınıf grupları oluşturulması, eğitim uygulamalarının uygulanması gibi birçok avantajı da bulunmaktadır. Bu sebeple teknolojiyi yasaklamak veya hayatımızdan tamamen çıkarmak mümkün değildir. Teknolojinin doğru kullanımını öğrencilerimize öğretmemiz gerekmektedir. Teknoloji özgürlüğü kavramını öğrencilerimize anlatmalıyız.

Teknolojinin imkanları sınırsız olmakla birlikte bu imkanları doğru kullanmayı bilmek ve bunları öğrencilerimize aktarmak öğretmenlerimizin görevidir. Bu sebeple teknolojiyi en iyi kullanan yine öğretmenlerimiz olmalıdır. Öğretmenlerimizin sosyal platformlarda öğrencilerimiz ile bir araya gelmeli, onlarla sosyal medya üzerinden iletişim kurmalı, hatta birlikte internet üzerinden oyunlar oynamalıdır. Amacı sadece para kazanmak olan veya insanları maneviyattan uzaklaştıran sosyal medya fenomenlerinin yerlerini öğretmenlerimiz almalıdır.

Öğrencilerimize ders içerisinde veremediğimiz birçok manevi değeri sosyal medya ortamında rahatlıkla verebiliriz. Gençlerimize sözel olarak birçok bilgiyi yüklüyoruz fakat bu bilgiler sadece derslerde ve sınavlarda kullanılıyor. Bu sebeple öğrenciler için oluşturacağımız sosyal medya hesapları ile öğrencilerin olumlu yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Algıyı yönetmek, farklı mecraların görevi değil Millî Eğitim Bakanlığı ve öğretmenlerin görevidir. Öğretmenlerimizin de bu görev ve sorumluluğu yeni yıl ile birlikte daha güçlü bir şekilde ele alacağı umudunu taşımaktayız.

 

Katkılarından dolayı Sururi Selim ERDEM'e teşekkür ederim.