AKŞEMSEDDİN KİMDİR? « Yazarlarımızın Yazıları
AKŞEMSEDDİN KİMDİR?

AKŞEMSEDDİN KİMDİR?

Yazar: Feyyaz Kalkan
11 Ekim 2020
28

Asıl adı Mehmed Şemsettin olan Akşemseddin, 1389 yılında Şam’da doğmuştur. Eğitim hayatı, ailesi ile geldiği Amasya’da babasının verdiği eğitimlerle başlamış ve 7 yaşında hafızlıkla sonuçlanmıştır. Babasından aldığı eğitimden sonra Çorum Osmancık’ta medrese eğitimine başlamıştır. Babasını bu yıllarda kaybetmiş ve yetim olarak Amasya ve Osmancık medreselerinde eğitimini tamamlayarak, Osmancık Medresesine müderris oldu. Müderris olduktan sonra aldığı ilimleri yetersiz gördüğü için bu mesleği bırakarak tasavvuf alanında uzmanlaşmak için önce İran’a geldi. Burada aradığını bulamayan Akşemseddin Anadolu’ya gelerek, Ankara’da bulunan Hacı Bayram Veli’nin yanına geldi. Burada bir süre kaldıktan sonra Halep’e geldi. Halep’te aradığını bulamayınca tekrar Ankara’ya Hacı Bayram Veli’nin yanına döndü. Burada tasavvuf alanında kendini çok iyi yetiştirdi. Hacı Bayram Veli’den icazet aldı. İcazet aldıktan sonra Ankara Beypazarı’na geldi burada bir süre kaldıktan sonra günümüzde Çorum’da olan İskilip’e yerleşti. Bu yerlerde kendini huzurlu hissetmediği için, Bolu Göynük’e gelerek geçimini sağlamak ve açtığı mescidin giderlerini karşılamak için değirmen inşa ettirmiştir. Açtığı mescitte başta çocukları olmak üzere birçok talebe yetiştirmiş ve 7 tane eser kaleme almıştır.

Yaptığı çalışmalar ile Fatih Sultan Mehmed’in babası II. Murat’ın dikkatini çekmiştir. II. Murat, Akşemseddin’in oğluna hocalık yapmasını istemiş ve Akşemseddin’i oğluna hoca olarak tayin etmiştir. Akşemseddin bu tayinden sonra İstanbul’un fethine kadar Fatih Sultan Mehmed’in yanında kalacak ve fethin gerçekleşmesinde büyük katkılarda bulunacaktır. İstanbul’un fethi gerçekleştikten sonra camiye dönüştürülen Ayasofya’da ilk Cuma namazını kıldırmıştır. Bazı kaynaklarda Ebu Eyyüb el-Ensari’nin kabrinin yerini de tespit ettiği yazmaktadır. Bugün Eyüp Sultan Camisi ve Eyyüp el-Ensari’nin türbesi bu tespitten sonra inşa edilmiştir.

Akşemseddin sadece ilim ve tasavvuf alanında uzman bir şahsiyet değildi. Aynı zamanda tıp alanında da uzmandı. O dönemde padişah ve ailesi başta olmak üzere birçok kişinin hastalıklarından kurtulmasına yardımcı olmuştur. Eczacılık alanında edindiği uzmanlığı sayesinde birçok hastalığa şifa olacak bitkisel karışımlardan ilaçlar üretmiştir. Yazdığı yedi eserden biri olan Maddetü'l-Hayat eserinde tıp ve eczacılık ilmi alanında bilgileri kaleme almıştır. Bu eserinde “Hastalıkların insanlarda teker teker ortaya çıktığını sanmak hatadır. Hastalık, insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma, gözle görülmeyecek kadar küçük, fakat canlı tohumlar vasıtasıyla olur.”, tespitini yaparak, batı bilimci Antonie Van Leewenhoek’ten tam iki yüz yıl önce canlı tohumlar olarak nitelendirdiği mikrobu keşfetmiştir. Normal hastalıkları tedavi etmesinin yanında ruhsal hastalıkları tedavi etmekte uzman bir şahsiyettir.

Akşemseddin, İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’dan ayrılarak Bolu Göynük’e geri döndü. Fatih’in yoğun ısrarına rağmen İstanbul’da kalmak istemedi. Göynük’te ilmi çalışmalarına devam etti. Hayatı boyunca başta Fatih Sultan Mehmed olmak üzere birçok öğrenci yetiştiren ve biri tıp alanında olmak üzere yedi eser kaleme alan Akşemseddin 16 Şubat 1459 yılında vefat etti ve yaşadığı yer olan Göynük’e defnedildi. Türbesi, 1464 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından inşa ettirilmiştir ve günümüzde ziyaretçilere açık bir yerdir.

Yazıyı sesli dinlemek için;