ZORLUKLARA DİRENMEK « Haberler Güngören
ZORLUKLARA DİRENMEK

ZORLUKLARA DİRENMEK

Yazar: İkra Admin
15 Ocak 2020
296

ZORLUKLARA DİRENMEK

        

Allah’ın bu dünya için koyduğu bir kanunu/sünneti vardır; bir hedefe ulaşmak için çalışmak ve zorluklara katlanıp direnmek. Aynı şekilde yapılan hataları ve işlenen günahları hemen cezalandırmayıp, belirli bir süreye kadar mehil vermek. İKRA Derneği Genel Başkanı Sayın Mehmet ÇELİK, 13.01.2020 tarihinde İKRA Güngören Temsilciliği’nde yaptığı sohbette bu konuları da kapsayan Kalem suresinin tefsirine devam etti. Hocamız sohbetinde şu hususlara değindi:

Yüce Allah bu surede, Hz. Peygamber'e (s.a.v) İslâm’ı tebliğ ederken, karşılaşacağı insanlara ve zorluklara karşı nasıl dirayetli olacağını ve sağlam duracağını öğretiyor. 45. Ayette şöyle buyruluyor: “Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.” Evet, Allah yeryüzünde günah işleyenlerin cezasını hemen vermiş olsaydı, canlı kimsenin kalmayacağını bize haber veriyor.

Surenin 46. ayetinde şöyle buyruluyor: “Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?” Yani sen İslâm’ı tebliğ ederken onlardan para mı istiyorsun da onlara ağır geliyor diyor cenabı Hakk Hz. Peygamber'e.

Günümüzde de öyle değil midir? Birileri bizden borç istediği zaman, hemen vermeme duygularımız ağır basmıyor mu?  Peki verenler var mı?  Var! Peki onlar nasıl veriyor?  Vermeme duygusu onlarda yok mu?  Elbette vardır ancak verenler, cimrilik duygusunu bastırıp cömertlik duygusunu daha üste çıkarıyor. 47. ve 48. Ayetlerde “Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar? Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir hâlde Rabbine yakarmıştı” buyruluyor. Ey Muhammed (s.a.v), ey müslümanlar sabredin, diyor Allah. Ne zamana kadar, ne için?  Allah için sabredeceğiz. Kardeşin Yunus (a.s) sabretmedi örneğini veriyor Cenabı Allah.

Biz bugün, her şeyi yapıyoruz ama başımızdan musibet eksik olmuyor Ya Rab, diyebilir miyiz?  Hayır. Sabrederken de mücadele etmeye devam etmeliyiz. Allah Peygamber'e sabret derken, Efendimiz yerinde durdu mu?  Hayır. İslami tebliğ etmeye devam etti. O halde biz de mücadeleye devam etmeliyiz.

         49. ayet: “Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.” Hani Yusuf'un (as) başına musibet gelmişti de Allah onu sıkıntıdan kurtarmış ve başına gelen musibete sabretmişti. Bizler de sabredeceğiz, ama sabrederken de mücadele edeceğiz.

         50. ayet: “(Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.” Örneğin Musa (a.s) yanlışlıkla bir insan öldürdü ama sonra peygamber oldu. Neden?  Allah onu bağışladı. Bizler de bir hatamız var diye vaz geçmemeliyiz, tövbe etmeli, yanlışımızı düzeltmeliyiz.

         51. Ayet: “Şüphesiz inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.” İktidar sahibi, güç sahibi insanın karşına çıkıp da yanlışını söylemek, onu doğru yola davet etmek kolay bir iş midir?  İşte Hz. Peygamber bunu yaptığı için etrafındakiler O'na deli dediler.

52. ayet: “Hâlbuki O (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.” Tüm bunlardan anlıyoruz ki, Kur’an bizim için bir yol rehberi, bir öğüttür. Sapkınları, şaşırmışları doğru yola eriştirecek olan ilâhi mesajdır. Kimse birilerinin gelip kendini kurtarmasını beklemesin, bizi kurtaracak olan yine biziz.