İslam kardeşliği ve Müslümanların Birlik ve Beraberliği « Genel Haberler
İslam kardeşliği ve Müslümanların Birlik ve Beraberliği

İslam kardeşliği ve Müslümanların Birlik ve Beraberliği

Yazar: İkra Admin
28 Ağustos 2020
271

Müslüman toplumlarda toplumsal birlik ve beraberliğin temel taşlarından belki de en önemlisi kardeşlik müessesesidir. Bu müessesenin nasıl kurulduğu ve nasıl korunması gerektiğini anlamak için Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflere göz ucuyla da olsa bakmamız yeterli olacaktır.

Peygamber Efendimiz (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicretinden 5 ay sonra Ensar ile Muhacir’in kardeş ilan edildiğini bilmeyenimiz yoktur. İşte, en güzel kardeşlik örneğini sergileyen Ensar’ı Allah (cc);

“Gönüllere imanı yerleştirmiş”,

“Kendilerine göç edenleri seven”,

“İçlerinden göç edenlere karşı rahatsızlık duymaz”,

“Onları kendilerine tercih eden” ve

“Nefsinin cimriliğinden korunan”¹ kişiler olarak anlatıyor ve övüyor.

Bir başka ayet-i kerimede ise, “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.”² emri ile dünün, bugünün ve yarının Müslümanlarına nasıl davranmaları gerektiği bildirilmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav), ilk İslam devletini kurduktan sonra Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin sağlanması için “kardeşlik müessesi”ni hayata geçirmiştir. Bu, ilk olarak Mekke’de kölelikten kurtulan Müslümanlar ile bazı Müslümanların kardeşliği ile başlamıştır. İkincisi, malını-mülkünü-ailesini Mekke’de bırakarak Medine’ye hicret eden Muhacir ile bunlara kucak açan, her şeyini onlarla paylaşan Ensar’ın kardeş ilan edilmesiyle devam etmiştir. Bu sayede ırk, dil, renk, nesep gibi ayrımlar yapılmadan din birlikteliği etrafında toplanılmıştır.

İslam kardeşliğinin ne olduğunu, hukukunu ve ilkelerini aşağıdaki 13 hadis-i şerif üzerinde pekiştirelim:  

1- Ebû Zer’den (ra) şöyle rivayet edilmiştir:  Hz. Peygamber (sav) bana şöyle dedi: “Hiçbir iyiliği küçümseme; isterse bu, kardeşini güler yüzle karşılamak olsun.”³

2- Enes’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle demiştir: “Biriniz, kendisi için istediğini, kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz.”⁴ 

3- Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bir kimse eğer kardeşinin haysiyetine yahut malına haksızlık etmiş ise altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet gününden evvel onunla bugün helâlleşsin. Aksi takdirde yaptığı zulüm nispetinde onun varsa iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilecektir. İyiliği yoksa hak sahibinin günahından alınıp haksızlık edene yüklenecektir.”⁵ 

4- Ümmü Seleme’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle demiştir: “Ben bir beşerim; siz bana davalarınızı getiriyorsunuz. Bazılarınız belki, delil getirmekte diğerinden daha mahir olabilir ve ben işittiğime göre hüküm veririm. Bu şekilde bir yargı sonucu kime mümin kardeşinin hakkını verirsem gerçekte ona cehennemden bir parça vermişim demektir.”6

5- İbn-i Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Müslüman, Müslümanın (din) kardeşidir. Müslüman, kardeşine zulmetmez ve onu haksızlık edenin eline bırakmaz. Her kim, Müslüman kardeşinin yardımında bulunur ve onun ihtiyacını giderirse, Allah da ona yardım eder. Her kim, Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah buna karşılık onun kıyametteki sıkıntılarından birini giderir. Her kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”⁷ 

6- Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona ihanet etmez, onu yalanlamaz, onu yalnız ve yardımsız bırakmaz. Her Müslümanın kişiliği, malı, canı diğer Müslümanlar nezdinde saygındır, dokunulmazdır. Takva da işte buradadır. Bir kimseye kötülük olarak, Müslüman kardeşini küçük görmesi yeter.”⁸ 

7- Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte pazarlığı kızıştır(arak birbirinizi aldat)mayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinize yüz çevirmeyin. Birbirinizin (bitmemiş) pazarlığını bozmayın. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez ve ona hor bakmaz, onu yalnız ve yardımsız bırakmaz. Resûlullah göğsüne işaret ederek üç defa: Takva, işte buradadır. Bir kimseye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük görmesi yeter. Her Müslümanın canı, malı ve kişiliği diğer Müslümanlar nezdinde saygındır, dokunulmazdır.”9 

8- Enes’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah : “–Zalim de olsa, mazlum da olsa, mümin kardeşine yardım et”, buyurdu. Ashâbdan biri: “–Yâ Resûlallah, mazlum olana yardım ederim, fakat zalime nasıl yardım edebilirim?”, dedi. Resûlullah: “–Zalimi de zulüm yapmaktan alıkoyarsın veya engellersin işte bu ona yardımdır”, buyurdu.10

9- İbn-i Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Müslüman Müslümanın (din) kardeşidir. Müslüman, kardeşine zulmetmez ve onu haksızlık edenin eline bırakmaz. Her kim, Müslüman kardeşinin yardımında bulunur ve onun ihtiyacını giderirse Allah da ona yardım eder. Her kim, Müslümanın bir sıkıntısını giderirse Allah buna karşılık onun kıyametteki sıkıntılarından birini giderir. Her kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”¹¹  

10- Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bir kimse bir mü’minin dünya üzüntülerinden birini giderir ve onu rahatlatırsa Allah da kıyamet günü onun üzüntülerinden birini giderir. Her kim eli darda olana kolaylık gösterirse Allah da dünya ve âhirette ona kolaylık gösterir. Her kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve âhirette onun ayıbını örter. Bir insan (din) kardeşine yardımda bulunduğu sürece Allah da ona yardım eder. Bir kimse ilim tahsili için yola çıkarsa, Allah da ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Herhangi bir topluluk, Allah’ın evlerinden bir evde toplanıp Kur’an okur ve aralarında müzakere ederlerse onların üzerine sükûnet/huzur iner, onları rahmet kaplar ve melekler onları kuşatır. Allah da kendi nezdindeki meleklere ve peygamberlere onlardan bahseder. Ameli kendisini geride bırakan kimseyi, soyu ileri götürmez.”¹²  

11- Ebû Hüreyre’den (ra), rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Birisi, başka bir beldede bulunan (din) kardeşini ziyarete giderken, Allah Teâlâ yolda onu bekleyen bir melek görevlendirdi. Adam, meleğin yanına gelince melek ona nereye gittiğini sordu: –Şu beldede bir kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum, cevabını aldı. –Ondan sağlayacağın bir çıkar mı var, dedi. O da: –Hayır, ben o zatı sadece Allah için seviyorum, dedi. Bunun üzerine Melek: –Ben Allah’ın sana yolladığı elçisiyim. Sen o adamı nasıl seviyorsan, Allah da seni öyle seviyor”, dedi.¹³ 

12- Hz. Ömer (ra) anlatıyor: Umre yapmak için Peygamber’den izin istemiştim, bana izin verdi ve “Kardeşim, bizi de duandan unutma.” buyurdu. Ayrıca bana bir şey daha söyledi ki benim için dünyaya bedeldir. Bir rivayette de “Kardeşim bizi de duana ortak et.” denilmiştir.¹⁴ 

13- Ebû Kerîme el-Mikdâm b. Ma’dîkerib’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse (din) kardeşini severse, sevdiğini ona söylesin.” ¹⁵   

Aşikar olan şudur ki: İslam birliği ve beraberliği bu dinamik kardeşlik ilişkileri üzerine kuruludur. Ayet-i kerime ve Hadis-i şeriflerle çok açık bir şekilde ortaya konan bu kardeşlik müessesesine, günümüz şartları ne olursa olsun sahip çıkmalıyız ki kurtuluşa erişelim inşallah.

 

Yazan: Vural ERCE

 


Dipnotlar:

1-Haşr Suresi, 9 (Diyanet Vakfı Meali)

2-Hucurat Suresi, 49(Diyanet Vakfı Meali)

3-Müslim, Birr,144

4-Buhari, İman 7; Müslim, İman 71-72

5-Buhari, Mezalim, 10

6-Buhari, Hiyel,10; Müslim,Akdiye,4

7-Buhari,Mezalim,3; Müslim,Birr,58

8-Tirmizi,Birr,18

9-Müslim, Birr, 2564

10-Buhari, İkrah,7

11-Müslim, Birr,58; Buhari,Mezalim,3

12-Müslim, Zikir,38

13-Müslim, Birr, 38

14-Ebu Davud,Vitir, 23; Tirmizi, Zühd 53

15-Ebu Davud, Edeb, Tirmizi, Zühd,53