YOL ARKADAŞINIZ KİTAP OLSUN
DÖRT FİLTRE « Yazarlarımızın Yazıları
DÖRT FİLTRE

DÖRT FİLTRE

05 Kasım 2018
60

Bir araştırmaya göre ortalama bir insanın beyni¸ günlük yaklaşık yüz bin kelimeye maruz kalıyor. Bunların büyük bir çoğunluğu telefon, bilgisayar ve internet gibi elektronik aletler yoluyla, diğerleri de yazılı yayınlar ve konuşmalar aracılığıyla gerçekleşiyor. Sosyal medyada okuduğumuz doğru-yanlış, gerekli-gereksiz ve faydalı-faydasız her türlü bilgi hem zihnimizi meşgul ediyor hem de zihinsel belleğimizi işgal ediyor. Gereksiz, faydasız ve yanlış bilgiler zihnimizi zamanla bir çöplüğe dönüştürüyor. Bu çöplük bir süre sonra zihnimizi yoruyor, rahatsız ediyor ve üstelik bu olumsuzluk sadece zihnimizle sınırlı kalmıyor bakışımıza ve davranışlarımıza yansıyor. Hatta ruh sağlığımızı tehdit edici boyutlara ulaşabiliyor. Hâl böyle olunca zihnimizi tehdit eden her türlü kirlilikten korunmamız, kötü söz ve davranışlardan uzak durmamız bir zaruret oluyor.

İslam kaynaklarında temizlik maddi ve manevi temizlik olarak iki kısımda incelenir. Manevi temizlik ise ruh ve gönül dünyamızı her türlü kötülükten arındırmak olarak tanımlanır. Bu nedenle insan olarak bir sorumluluğumuz da manevi yönden arınmış olmaktır. Zihnimizi ve ruh dünyamızı arı ve temiz tutmak,  söz ve davranışlarımızı kötülüklerden ve çirkinliklerden korumak için dört filtre dediğimiz yöntemi prensip hâline getirmemiz gerekir. Düşünce dünyamızın saflığını koruyan, ruhumuzu dingin kılan, söz ve davranışlarımıza sükûnet ve hikmet kazandıran bu dört filtre şunlardır:

- Doğruluk filtresi

- İyilik filtresi

- Faydalılık filtresi

- Güzellik filtresi

Her Müslümanın dünyada beynini, kalbini ve midesini helal ve meşru olanla doldurma sorumluluğu vardır. Zira insanı diğer varlıklardan ayıran şey bu üç konuda gösterdiği seçicilik yani irade sahibi oluşudur. İnsanın beynine ve düşünce dünyasına şekil veren ideolojik değerleri, davranışlarına ve yaşamına yön veren düşünce ve inanışları belirleyen de bu iradedir.  Bu sebeple insan sorumluluğunun bir gereği olarak her zaman seçici olmalıdır. Bu seçiciliğin yolu yukarıda saydığımız filtreleri uygulamaktır. Bu dört filtrenin dayanağı ve ölçütü ise dindir. Din doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı, güzel ile çirkini belirleyen temel ölçüttür.    

Düşüncelerimizin, sözlerimizin ve davranışlarımızın temizliğini sağlayan ilk filtre doğruluktur. Doğruluk yolculukta güvenliğimizi sağlayan emniyet kemeri gibidir. Doğruluk insanı her zaman hakikate götürür. Bu yüzden insan her zaman ve her şartta doğruluktan ayrılmamalıdır. Doğruluk hiçbir zaman kaybettirmez, zarara uğratmaz, kötü bir akıbete götürmez insanı. Ziya Paşa’nın dediği gibi;

İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah

Yardımcısıdır doğruların hazret-i Allah

Doğru düşünmek, doğru söylemek, doğru davranmak ve doğrularla beraber olmak dinin temel öğütlerinden biridir. Bir düşünce, bir söz ve bir davranış doğruluk filtresini geçemiyorsa insan ondan uzak durulmalıdır.

Doğruluk, iyilik, faydalı olmak ve güzellik insanı her türlü olumsuzluktan arındıran dört temel ilkedir. İnsan, düşüncelerinde, söz ve davranışlarında bu dört filtreyi her zaman kullanmalıdır. Bu filtreyi geçemeyen her türlü düşünce, söz ve davranıştan uzak durmalıdır.

İyilik filtresi de insanı kötülüklerden, kötü düşüncelerden, kötü söz ve davranışlardan koruyan bir can yeleğidir. Dinin doğru bulmadığı ve yasakladığı her şey kötüdür. Her kötülük de insanı insana düşman kılan, insanı Allah’tan uzaklaştıran bir hastalıktır. Din bize her zaman ve her şartta hüsn-ü zan beslemeyi, iyi düşünmeyi, iyilik yapmayı, iyi davranmayı emreder. İyilikten nasibi olmayan bir insan Allah’a yakın olamaz, insanlarla iyi geçinemez. Kur’an’da iman edenlerin yanında her zaman iyi işler yapanların övülmesi anlamlı bir mesajdır. Anne babaya iyi davranmak, komşuya, ihtiyaç sahibine iyilik yapmak, insanlara, hayvanlara ve çevreye karşı iyilik meleği gibi davranmak dinin bizden olmamızı istediği insan modelidir.  İyi insan olmadan Allah’ın sevdiği bir Müslüman ve iyi bir kul olunamayacağını fark etmeli günümüz dindarları.

İslam’a göre insanların en hayırlısı insanlara en faydası olandır. Hiç kimseye faydası olmayan, bencil bir hayat süren insan kusurlu bir insandır. Zira bir insana, canlıya ya da cansız çevreye fayda sağlamak iyi insanların erdemidir. Bu sebeple din bize faydalı şeylerle meşgul olmamızı, dünya ve ahirette fayda sağlayacak işler yapmamızı telkin eder. Hz. Peygamber, kişinin Müslümanlığının kalitesinin faydasız işleri terk etmekle ortaya çıkacağını ifade eder. Buna göre bir insan konuşacağı ya da bir şey yapacağı zaman bunun kendisine veya başkalarına bir fayda sağlayıp sağlamadığını düşünmelidir. Fayda filtresini geçemeyen her düşünce, söz ve davranışı terk etmelidir. Günümüz insanının en çok müptela olduğu şey kendisine fayda sağlamayan işlerle meşgul olmasıdır.

Güzellik, insana varlığı, eşyayı ve hayatı sevdiren, onun duygusal dünyasına hitap eden fıtri bir duygudur. İnsan daima güzeli arar, güzeli sever, onunla mutlu olur. İnsanın düşüncelerini, sözlerini ve davranışlarını anlamlı ve değerli kılan şey ondaki güzellik duygusudur. Bu nedenle insan her ne yaparsa yapsın, her ne söylerse söylesin güzel görmeli, güzel söylemeli ve işini güzel yapmalıdır. İslam buna “ihsan” der. İhsan, her zaman Allah’ın huzurunda imiş gibi her sözü, her işi özenle, zarafetle, nezaketle ve hakkını vererek yapma hassasiyetidir. “Allah güzeldir, güzelliği sever.” Güzellik kriteri söz ve davranışlarımıza değer katar, onların kıymetini, itibarını artırır.

Özetle; saydığımız dört filtre; doğruluk sahibi olup, kimseye haksızlık yapmayan, iyi söyleyen, iyilikten ayrılmayan, insana hizmeti vazife bilen insan olmamıza imkân sağlar. Bunlar her insanın dört elle sarılacağı değerlerdir.  Doğruluk, iyilik, hizmet ve ihsan bilinci…