YOL ARKADAŞINIZ KİTAP OLSUN
İkra Admin
İkra Admin

İkra Admin

-

Yazarın Haberleri
İMAM-I RABBANİ, İKRA Derneği, İkra, Kİtap Okumak

İKRA (İlim Kültür ve Rahmet) Derneği olarak, tarihimizde iz bırakan ilim, fikir ve hareket adamlarını anmaya ve anlamaya yönelik düzenlediğimiz “Öncülere Vefa” programlarının 13.sünü 11 Ocak 2019 Cuma akşamı Esenler Belediyesi Kültür Merkezi’nde icra ettik.

Sunuculuğunu Halil KENDİR’in yaptığı ve İmam-ı Rabbâni’nin konu edildiği program İstoç Camii İmam Hatibi ve Dünya Kur’ân-ı Kerim Okuma Yarışması birincisi Mustafa KIZILCAOĞLU hocamızın Kur’ân tilâvetiyle başladı. Ardından kürsüye İKRA Derneği Genel Başkanı Sayın Mehmet ÇELİK geldi ve Derneğimizin misyonu ve faaliyetleri hakkında açıklamalarda bulundu. Daha sonra bir zamanlar Müslümanların ilim ve kitap ile nasıl bir medeniyet inşâ edip güçlendikleri, sonra ilimden uzaklaşmaları nedeniyle güçlerini kaybedip hangi hallere düştüklerini gösteren ve günümüzde insanları okumaktan alıkoyan etkenlerin neler olduğunu ve İKRA Derneğinin nasıl doğup hangi boşluğu doldurduğunu anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

Sinevizyon gösteriminin ardından kürsüye İmam-ı Rabbâni hakkındaki sunumunu yapmak üzere Eğitimci-Yazar Ahmet YAPICI hocamız geldi. Sayın YAPICI, İmam-ı Rabbâni’yi anlamak için öncelikle onun yaşadığı zaman ve mekânı tanımak gerektiğine vurgu yaptı ve bu konu hakkında bilgiler verdi. İmam-ı Rabbâni’nin Hindistan’da (ki o zaman Hindistan bugünkü Pakistan ve Bangladeş’i de kapsıyordu) milâdi 16. Yüzyılın ikinci yarısı ile 17. Yüzyılın ilk yarısında (D. 1562 – Ö. 1624) yaşadığını ifade eden Sayın YAPICI, onun tanınması, mücadelesi ve misyonunun, o dönemde Hindistan’da hüküm süren Babur Devleti hükümdarı Ekber Şah’tan ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Bir Türk ve Müslüman devleti olan Babur devletinin hükümdarı Ekber Şah, farklı din mensuplarını devletinin egemenliği altında tutabilmek gerekçesiyle İslâm, Hinduizm ve Hıristiyanlık gibi farklı dinlerden bazı unsurları alarak, âdeta bir dinler koalisyonu oluşturmuş ve “Dinî İlâhi” ismini verdiği yeni bir din icat etmişti. Bazı Müslüman alimler de ya Ekber Şah ile karşı karşıya gelmemek, ya sahip oldukları makam ve mevkilerini kaybetmemek, ya da Ekber Şah’ın bu siyaseti sayesinde diğer din mensupları da Müslüman olacaklar şeklindeki safça düşüncelerle onu desteklemişlerdi. Ancak İmam-ı Rabbâni çok şiddetli bir şekilde buna karşı çıkmış, Ekber Şah’a mektuplar yazmış, her yerde bunun yanlış olduğunu ifade etmiş ve bu uğurda hapsedilmiştir. Onun mücadelesi sayesinde, başta babası Ekber Şah’ın yolundan giden ve hatta İmam Rabbâni’yi hapsetmiş olan Cihangir Şah, daha sonra bu yanlışı terk etmiştir.

Ahmet YAPICI, Müslümanlar arasında şahıslarla ilgili yanlış olan iki uç yaklaşımın bulunduğuna dikkat çekti. Bunlardan birincisinin şahısların aşırı yüceltilmesi ve kutsallaştırılması yaklaşımı olduğunu söyleyen Sayın YAPICI, ikincisinin ise tarihteki önemli şahsiyetlerin artık tarihte kaldığı, günümüze söyleyecekleri bir şeylerinin olmadıkları, bu nedenle de görmezden gelinmesi yaklaşımı olduğunu ifade etti. Bu iki yaklaşımın da doğru olmadığını belirten Sayın YAPICI, yapılması gerekenin

tarihi şahsiyetlerin de insan olduklarını, Hz. Peygamber dışında (sav) onların da hatalardan korunmuş olmadıklarını unutmadan, onlardan alınması gereken dersleri almak ve günümüze verdikleri mesajları çıkarmaktır, dedi.

Ahmet YAPICI bu çerçevede günümüz insanının İmam-ı Rabbâni’den alacakları dört mesaj olduğunu ifade etti:

1- Sorumlu Müslüman duruşu: İmam-ı Rabbâni, müslüman oluşunun sorumluluğunu bilen ve her türlü fedekârlıkta bulunarak bu sorumluluğun gereklerini yerine getiren biridir. Makam, mevki gibi beklentiler veya devlet başkanıyla karşı karşıya gelmek gibi endişelerle bu sorumluluğunu yerine getirmekten asla vaz geçmemiştir.

2- Derdi olan Müslüman: Müslüman derdi olan kimsedir. Evinin, ailesinin, Müslümanların, ümmetin ve hatta bütün dünyanın durumunu düşünür ve bütün bunların iyi olması gibi bir derdin sahibi olur. İşte İmam-ı Rabbâni böyle bir derdin sahibidir.

3- Tâbi olduğu Hz. Peygamber’in (sav) sünnetine sıkı sıkıya bağlılık: İmam-ı Rabbâni, Hz. Peygamber’in (sav) sünnetine sıkı sıkıya ve titizlikle bağlı bir kimsedir. Öğrencilerine ve müritlerine de sünnete sıkı sıkıya bağlı olmayı tavsiye etmiş ve bidatlarla, hurafelerle hayatı boyunca mücadele etmiştir.

4- Öz eleştiri yapabilmek: İmam-ı Rabbâni’yi bir yere konumlandırmak istesek; yani onun bir fakih mi, bir müfessir mi, bir hadisçi mi yoksa bir mutasavvıf mı olduğuna karar vermek istesek, hiç tartışmasız onun mutasavvıflık, sufilik yönü ön plana çıkar. Bununla birlikte o tasavvuf adı altında yapılan yanlışları, bidat ve hurafeleri çok net bir şekilde eleştirmiştir. Şeyhlerin ve alimlerin ihtilaf etmeleri halinde, alimlere itibar edileceğini, çünkü alimlerinin söylediklerinin kaynağının Kitap ve Sünnet olduğunu; şeyhlerin söylediklerinin kaynağının ise keşif ve ilham olduğunu söylemiştir.

Ahmet YAPICI, İmam-ı Rabbâni’nin de eleştirilebilecek yönlerinin olduğunu, ancak bu program ilmî bir toplantı olmadığından, “İmam-ı Rabbâni’den bizim alacağımız mesajlar nelerdir” sorusuna cevap aramanın daha uygun olacağını ifade etti.

Havalar oldukça soğuk olmasına rağmen, çok sıcak bir atmosferde zalimlere, bidat ve hurafelere karşı verilecek mücadelede yolumuzu aydınlatan öncülerimizden birini daha anmaya ve anlamaya çalıştık. Başta sunumu yapan Ahmet YAPICI hocamız olmak üzere programa katılan herkese ve programın gerçekleştiği salonu bize tahsis eden Esenler Belediyemize teşekkür ediyor, yeni programlarda birlikte olmayı diliyoruz.

 

 

 

 

Müslüman Yanılmaz, Yanıltmaz

İKRA Derneği Esenyurt Temsilciliği olarak, her hafta Pazartesi günü gerçekleştirdiğimiz sohbetimizin bu haftaki konuğu Bekir YILDIRIM Hocamızdı.

Bekir Hocamız, İkra Derneği Dergimizin 47. (en son) sayısında yer alan “Dört Filtre” başlıklı Ahmet YAPICI Hocamızın yazısını okuyarak sohbetlerine başladılar.

Hocamızın sohbetinden özetle;

Zenginlik ve mutluluk insandan insana değişkenlik gösteren iki faktördür. Eğer bir adamın “babam gelecek” diye evde heyecanla bekleyen bir evladı ve geç kaldığı zaman “nerde kaldı acaba bey?” diye meraklanan bir eşi varsa, o adam mutludur. Zira iyidir de. Çünkü iyi biri olmasa evde dört gözle bekleyenleri olmaz. İyi biri olduğu için de aynı zamanda mutludur. 

İnsanı mutlu etmeyen varlığın hamallığı, o insanı mutlu etmez. Zenginlik asla mutlu olmaya yetmez. Zengin insan ihtiyacını bitirendir. Dünyadaki en zengin insanın bile ihtiyacı asla bitmez. Dolayısıyla zenginlik mal ile değildir. En büyük zenginlik Allah’tır. Çünkü O Allah ki, her türlü noksanlıktan münezzehtir.

Hani bir hikaye vardır; Tilki ile Kedi.
Tilki, kediye her türlü oyuna ve kurnazlığa sahip olduğunu, her durumda başına gelen her olumsuzlukta muhakkak bir kurnazlık yapıp o zor durumdan kurtulabileceğini söyler. Kedi ise öylece dinler tilkiyi. Fakat az sonra bir köpek yaklaşır onlara. Kedi bir çırpıda hemen ağaca çıkar ve tilki öylece kalır. Sonra kedi der ki; Tilki kardeş, benim öyle senin gibi çok kurnazlık yapacak maharetim yok ama bildiğim tek yol hayatımı kurtardı. 

Yalan ve kurnazlık asla doğru yöntem değildir. 
İşte doğruluk da buna benzer. Doğru birdir, tektir ve hayat kurtarır. Kişi doğru olursa, yalan kişinin önünde eğilmeye mahkum olur.
Gayemiz; her zaman doğru bir şekilde, doğruluk ekseninde, dürüstlük ile ve tam manasıyla itaatkâr bir şekilde Allah’a kul olabilmektir. Böyle olmalıyız. 
Önemli olan neye sahip olduğumuz değil, sahip olduklarımızı nasıl değerlendirdiğimizdir. Sahip olduklarını doğru kullanmayan insanlar yüzünden “güven duygusu” kalmadı nerdeyse.

Zamanın birinde çok zengin bir tüccar varmış ve bu tüccar zor durumda olan bir şahsı yanına alarak ona iyilik yapmak ister. Uzunca bir yolda yürürken bir yerde dinlenirler. Bir müddet sonra adam, tüccarı zorla bir ağaca bağlayarak tüm malını alıp kaçar. Tüccar kaçan adama şöyle seslenir; 
“Ey falanca kişi. Ben, benden aldığın mallarıma asla üzülmem. Fakat korkarım ki, bir daha kimseye iyilik yapmayacağım. Çünkü sen, bendeki iyilik isteğini aldın ve kaçıyorsun.”

Britanya’lı hayali dedektif kahraman Sherlock Holmes, bir avukata şunu söyler; 
“Bir memlekette senin gibi avukatların ve benim gibi dedektiflerin işi çok olduğu sürece, o memleketin işi zordur.”

Emin olun doğru olmak, yanlış olmaktan daha zor değildir. 
Bir söz vardır; “Yalan söyleyecek kadar zeki değilsen, doğru söyleyecek kadar dürüst ol.” Yalan, zeka işidir. Herkes yalan söyleyemez. Değişkendir ve insanın başını belaya sokar. Doğru olmak, seçeneksizdir. Tektir ve asla yanıltmaz. 
Doğru olmak bu kadar kolay iken, neden insanlar zor olanı, yani yalanı tercih eder anlamış değilim.
Maalesef özellikle de biz Müslümanlar bu yanlışa çok düşünüyoruz.


Müslüman yanılmaz, yanıltmaz.
Müslüman; yaptığından emin olmalı, hayatından emin olmalı, sadakatinden, sevgisinden, sözünden emin olmalı, ticaretinden, alışverişinden, okuduğundan ve okuttuğundan emin olmalı.
Zira biz, müşriklerin bile “Muhammed-ül Emin” dedikleri sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in ümmetiyiz. Biz, bize yakışanı yapmalıyız. Eğer biz kendimize yakışanı yapmazsak, elin gavuru bize yakıştıracak birşey bulur. 

Yunus Suresi 26. Ayet’te Allah (cc) şöyle buyurmuştur: “İyi ve güzel davranışlarda bulunanlara daha güzeli, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerinde ne toz toprak bulaşığı olur ne de aşağılanmışlık izi. İşte bunlar cennetlik kullardır, kendileri orada sonsuza kadar kalıcıdırlar.”

İyilik, insan için sadece dünyada geçerlidir. Dünyada yaptığı iyiliğin karşılığını da ahirette alır. Mükâfatı ise sınırsız Cennet’tir. 
Allah (cc), dünyada iken iyilik ve güzel amellerde bulunanlara müjde üstüne müjde veriyor. Ayet’te de anlatıldığı üzere müjdelerin en güzeli ve mükâfatların en büyüğü ise, Allah’ın (cc) Cemâli’dir. 

Bediüzzaman Hazretleri’nin şu güzel sözünü bir hatırlayalım.
“Bu dünyada 1000 (bin) yıl  mutlu ve mesud yaşasan bile, Cennet hayatının 1 (bir) saatine denk gelmez.
Cennet’te geçireceğin 1000 (bin) yıl ise, Allah’ın (cc) Cemâlini göreceğin bir anına denk gelmez.”

Çöle düşmüş bir adam düşünün, günlerce susuz kaldığını hayal edin ve bu adamın suyu bulduğunu farzedin. İlk aldığı yudum o kadar tatlı gelir ki, tahmin bile edemezsiniz değil mi?
Ve her içtiği yudum, bir önceki yuduma nazaran daha az tat verir. Belki 50. veya 60. yudum adamı öldürebilir de. Bilemeyiz.

Fakat Cennet öyle değil, içtiğin her yudum su, tattığın her bir nimet gittikçe daha da tat verir. Tattıkça tadacağı, yedikçe yiyeceği gelir Cennet ehlinin. Orada insanın nefsi, kusur sayılacak hiçbirşey arzu etmez. Ve her arzuladığı şey elinin altında olur. Orada sonsuz kalacaklardır. Ve nihayetinde, en büyük ve en güzel mükâfat olan Rabbimizin Cemâli’ni görmek nasip olacak. 

Rabbimin bizleri de Ayet’te belirttiği o iyi kullarından eylemesi duasıyla, selametle kalın, hoşça kalın.

Sohbetimize iştirak eden başta Bekir YILDIRIM Hocamıza ve tüm misafirlerimize teşekkür ediyor, bir dahaki sohbete kadar Allah’a emanet olun diyoruz.

Sohbetlerimiz her hafta Pazartesi günü saat 21:00’de devam etmektedir. Sizi ve sevdiklerinizi bekleriz İnşaAllah.
Adres: Akçaburgaz Mah. 3050 Sk. N:8 D:15 Esenyurt 

 

 

-İKRA Derneği Esenyurt Temsilciliği-

BİLMEKSE.. OKU, SAYFALARDAKİ YOLCULUK, KİTAPLAR UYGARLIĞA YOL GÖSTEREN IŞIKLARDIR, SAYFALARDAKİ DÜNY...

DOĞRUYU OKUMAK

İnsanoğlu için öğrenmek her zaman çok önemli bir yer tutmuştur. Öğrenmenin bir sürü farklı yolu olmakla beraber en genel geçer yolu okumaktır.  Okumak yalnızca yazılı bir metni okumak değildir. Anlamak, anlamlandırmak, çağırmaktır. Okumak bir yolculuktur aslında. Küçük bir çocuğun büyümesi bu yolculuğa gösterilebilecek en güzel örnek olacaktır sanırım. Çocuk ilk zamanlar hep annesine bağlıdır sonra biraz büyür ev içerisinde kendi kendine gezmeye başlar ama yine annesinin gözetiminde ilerler. Ardından biraz daha büyür bu sefer mahalleye çıkar yine annesiyle arasında bir bağ vardır. Yeterince büyüdüğünde ise annesinden bağımsız kalacaktır. Okumak yolculuğuna çıkarken de bizden daha birikimli daha bilgili insanların yol göstermesiyle yola çıkmalıyız. Zamanla bilgi birikimimiz, tecrübemiz arttıkça tıpkı büyüyen bir çocuk gibi özgür bir şekilde seçimlerimizi yapabiliriz çünkü okumak kadar ne okuduğun da önemlidir. Okuduğumuz şey bilgi dağarcığımızın kaynağı olacak ve bu kaynak temiz olursa su gibi insana fayda sağlar kaynak zehirli olursa insanı zehirler.    

Dünyaya hükmeden ülkelere baktığımızda hepsinin okuma oranlarının çok yüksek olduğunu yani bilgi sahibi olduklarını ve bu bilgiyi kullandıklarını görüyoruz. Geriye tek bir soru kalıyor. Hükmetmek mi, hükmedilmek mi? Eğer cevabımız ilkiyse yapmamız gereken şey bir an önce okumaya başlamaktır. 

SALİHA NUR KIZIL 10-A

 

 

YOLUMUZU AYDINLATAN IŞIK

Okumak hayatımızın her noktasında bize fayda sağlar. Örneğin ufkumuzu genişletir. Ufkumuzun gelişmesi ise hayatımızda daha doğru kararlar verebilmemiz için çok önemlidir. Hayatımız hakkında daha doğru karar verdiğimizde daha doğru ve daha örnek bir hayat yaşamış oluruz. Eğer bunun tam tersini yapar hayatımızla alakalı en küçük bir yanlış karar verirsek bu hayatımızın sonlanmasına bile neden olabilir. Örneğin hayatımızın yanlış bir zamanında yanlış bir karar vererek sigara içmeye başlarız ardından bağımlılık yapar ve bırakamayız. Bir anlık verilmiş yanlış bir karar hayatımızı sona erdirebilir. Kısacası okumak ve kitaplarla haşır neşir olmak insan hayatının her noktasında önemli bir yer tutmaktadır. Okumak uçsuz bucaksız bir denize açılan bir gemi gibidir. Neyle karşılaşacağını bilmeden gidersin ama gittiğin yer mutlaka seni okumanın güzellikleriyle karşılaştıracaktır.

                                                                                                                             FATMANUR ERKAN 11-C

 

OKUMA EYLEMİ

Kuran’ı Kerim’in ilk emri olan “ikra” yani okumak insanoğlu için en faydalı eylemlerden biridir. Örneğin; okuyan birey empati kurma yeteneğine sahip, düşünce yapısı gelişmiş bir bireydir. Okuyan insanın yaptığı konuşma çok daha doğru kelimelerle kurulmuş ve daha etkilidir. Biz insanlar bizi bir yerlere götürenin ayaklarımız olduğunu düşünürüz, fakat bizi ayaklarımızdan daha ileriye götüren şey okumaktır. Bir roman okumaya başladığımızda oradaki karakterle bütün oluruz. Onun gibi yaşar, onun gibi düşünürüz. Bu da okumanın bizi ayaklarımızdan daha ileriye yani başka bir ruha götürdüğüne inanırız. Okumak bedenin ilacı değildir belki ama ruhun ilacıdır.

                                                                                                                              ZEHRA ÇEKEN 11-C

 

 

ÖYLE GÜZEL ŞEYDİR Kİ OKUMAK

Ne için okunmalı bir kitap, performans ödevi verildi ya da biri bizi okumaya zorladığı için mi? Hayır kitap; anlamak, hissetmek kendimizden bir şeyler bulmak için okunur. Kitaplar amaç değildir hayatımızın birçok anında fakat o kadar güçlü bir araçtır ki, hiç bilmediklerimize, hiç görmediklerimize, hiç hissetmediklerimize götürür bizi hem de hiç karşılık beklemeden. Öylesine güzel şeydir ki okumak, insana kaybetme korkusu yaşatmaz. İnsan, bazen takvim yaprağının arkasındaki o kısacık yazıyı okursam ne kaybederim diye düşünmeli. Kitaplar, zorlayarak okunmaz, isteyerek okunur. Eğer isteyerek okumadıysan ondan alabilecek, kendine katabilecek hiç bir şeyin yoktur. “İnsan eline doğru kitabı alıp bir köşeye oturmalı sonra okumalı ve düşünmeli ne kaybetmiş olabilirim ki?” diye. İnsan ne olursa olsun kendisi verebilmeli kararını. Yalnız şunun farkında olabilsin yeter: Kitaplar okumak için değil anlamak ve hissetmek için okunur.       

                                                                                                                              HACER KAT 11-C

 

 

OKUMAK

Okumak hayatın efsanevi bir buluşudur. Okumak ruhumuzu açan, kalplerimizi aydınlatan bir hazinedir. O hazineyi bulmak biraz emek ister ama bulduğumuzda ise onu bırakacağımızı hiç sanmıyorum. Okumanın yaş sınırı yoktur ama o okumayı biraz geliştirmek gerekir çünkü 15 yaşındaki biri ile 50 yaşındaki birinin aynı anlaması mümkün değildir ama 50 yaşındaki birinin o okumayı geliştirmesi mümkündür. Okumak, yüreğimizle bulmamız gereken yegâne hazinemizdir.

                                                                                                                               İLKNUR ÖZDAĞ 10-A

 

 

 

BAŞARININ GÜCÜ KİTAP

Okumak insan için etkili bir öğrenme yoludur. Okuduğumuz her bilgide yeni bir kelime olabilir. Her zaman kalın bir kitap okumamız gerekmez. 10 sayfalık bir kitap okusanız bile az ya da çok çıkarımlarınız olur. Okumak hayal gücünüzü geliştirdiği gibi düşünmenizin seviyesini de yükseltir. Konuşma becerinizi arttıracağından diksiyonunuzu da geliştirir. Okumanın ne yaşı vardır ne de zamanı. Yaşlı genç ayrımı yoktur. Dinimizi anlatan kitaplar, hikâyeler, romanlar, dergiler ve daha fazlası. Her biri bize ayrı renk katar. Okuyarak yetişen toplum tüm alanlarda başarılı ve güçlüdür. Yeni makineler, yeni cihazlar hayatımızı kolaylaştıran aletler geliştirirler. Çünkü onların düşünce bilgisi, hayal etme güçleri gelişmiştir. O makineyi önce hayal edip tasarlar ve hayata geçirirler. Hayatımıza renk katmak beynimizi bilgiyle beslemek ve bilgilerimizi güçlendirmek okumanın sayesindedir. Ruhumuzun ilacı olan kitap yalnız kaldığımızda arkadaş, uzaklara gitmek istediğimizde bize yol arkadaşı olur.

                                                                                                                          GÖKÇE NUR ARSLAN 10-A

 

 

YAŞAMAK İÇİN BEDENİN NEFES ALMAK RUHUN DA OKUMAK ZORUNDA

Sizce okumak nedir, nasıl bir eylemdir? Okumak dediğimizde aklımıza insanları gözlemlemek gelmeli mesela, her adımında insanı biraz daha okumak. Bir şehre taşındığında o şehirdeki mimarı yapıyı, tarihi dokuyu öğrenmek gerek adım adım tarihiyle yaşamak için o şehri; eski evlerini, camilerini ve sokaklarını… Nasıl yemek yemeye, konuşmaya, paylaşmaya ihtiyaç duyuyorsa vücudumuz ruhumuzda biriktirmeye ve öğrenmeye ihtiyaç duyar. Ruhun ihtiyacı okumaktır. Çünkü hiçbir şeyi okumadan öğrenemezsin. Mesela biz müzik dinlediğimizi söyleriz. Aslında birinin ruhunun bizi okutmasıdır müzik dinlemek. Bir şehri seviyorsan o şehirde anılarını biriktirirsin, o şehrin sokaklarını okursun, insanlarını okursun. Aslında kitap okumaya çıktığın bu yolda hayatı okursun.

                                                                                                           AYŞEGÜL ÜSTÜNSOY 10-C

 

 

ŞEREF SAHİBİNİN EN GÜZEL ÖDÜLÜ

Bin bir çeşit okuma vardır mesela… Hayatı okumak, evreni okumak, insanı okumak, yüce kitabımızı okumak ve kitap okumak böylece uzayıp gider. Kitap okumak zihnimizi geliştirir, kelime haznemizi arttırır. Örneğin en yalnız hissettiğimiz zamanda bile bir bardak çay ve bir kitap bize dünyadaki tüm insanlardan daha iyi hissettirebilir. Böyle zamanlarda kendini kitabın derinliklerine bırakmak en iyisi. Çünkü o bizi tüm sadakatiyle kucaklayacaktır.

Hayatı okumak yaşamımızı kolaylaştırır, bize her zaman ipuçları verir. Eğer bu ipuçlarına sımsıkı bağlanırsan elbette ki seni saracaktır. Sonra evreni okur insan, evrende her şeyin bir düzen içerisinde olduğunu idrak eder. Tesadüften ibaret olmadığını kavrar ve kendinden bir parça bulur. Ve insanı okur. Okudukça da eşrefi mahlûkat olduğuna kanaat getirir. Bu sayede kendini bulur. Diğer insanlarla olan bağlarını anlar.

Sonra yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okumak da zihnimizi geliştirir. Kabrimize ışık olup amellerimizi parlatır. Efendimiz bile ümmi bir peygamber olmasına rağmen okuyun, ilim öğrenin diyorsa vardır bunda bir keramet demek ki. Rabbimiz’ in bize verdiği gözleri her sabah açtığımız halde şükretmeyi ihmal ediyoruz. Bari o gözlerle boş şeylere bakmaktansa ilim öğrenme amacıyla kitap okyanuslarına bakalım da hem gözümüz hem de gönlümüz huzur bulsun. Rabbimiz’ in ilk emrini nasıl ihmal edebiliriz ki...

                                                                                                                        BEYZANUR TOPRAK 11-B

 

 

OKUMAK

Okumak öyle bir şeydir ki insana doğayı sevdiren, insanı hayatla barıştıran, insana bilmediklerine öğreten, insanı insan yapan şeydir okumak. Bir insan kitap okuyorsa, kendini kitap okumaya veriyorsa, kendini o kitabın içindeki karakterler gibi hissediyorsa, kendini o kitaba bağlar ve kitapları hayatının merkezine koyar. Su hayattır, dedikleri gibi insanın okuduğu kitaptır hayatını belirleyen; işte herkes kitap okusun ki kendini hayatın güzelliklerinde hiç olmadığı kadar, kendini iyi bulabilsin. Kitap okumak kadar hiçbir şey güzel değildir bu hayatta. Bir de kitap okumak iyi iyi ama anlayarak, kendini o kitabın içinde bularak okumak kitap okumaktır. Bir insan kitabı anlamadan okuyorsa kitabı sevemez ve artık başka kitaplara karşı ilgi duyamaz hale gelir. Hayattan soğur aslında her insan kitap okumalı kitap okumayan insan dünyada ölü gibi yaşar, kitap okumanın vaktimde olmaz insan her yerde kitap okuyabilir, boş kaldığı zaman elbet olur işte ne kadar kitap okursak o kadar bize yararlı olur. Hayatımızın her yerinde işe yarar insanlarla iletişim kurmamızda toplum arasında bir şey okumakta işe yarar tek bunlar için değil, kitap okumak kendimize yararlı bizi biz yapan şeydir. Bence her insan kitap okumalı. Okumalı ki, kendini hayatın zirvelerinde bulabilsin.

                                                                                                        GAMZE NUR ZINI 11/B 55

 

 

OKUMANIN ÖNEMİ

Kitap vitrinleri süsleyen bir biblo değil zihinleri süsleyen bir armağandır. Tecrübelerle yirmi yılda öğreneceklerimizi, okuyarak bir yılda öğrenebiliriz. Kitaplar boş vakitte okunmaz kitap okumaya vakit ayrılır. Çünkü hayat kısa ömür kısıtlı. Sen okumayı bilirsen bir kitap kadar değerli olduğunu görürsün. Unutma; Okumadan geçen bir gün, yitirilmiş bir gün gibidir.

 

                                                                                                      RAZİYE GOBAR 11/B 110

 

 

OKUMAK

Bence okumak dünyanın bize kazandırdığı en güzel şeylerden birisidir. Okumak denince bazı insanların aklına bir şey gelmez ama okumak insanların akıllarına daha çok bilgi verir ve kelime hafızalarını geliştirir. İnsanlar okuduğunu anlayarak okursa daha çok anlar. Okumak sadece kitap okumak için söylenmez, Kuran-ı Kerim okumak için de söylenir. Allah’ın ilk emri olan ‘’OKU’’ ayetini ve o zamanki zorlukları düşünerek okumalıyız. Günümüzdeki insanların kitap okumak için vakitleri çoktur ama insanlar vakitlerini boş şeylere harcıyorlar. Okumak zihnin kapasitesini zorlamaktır. Gezip göremediği yerleri hayalinde canlandırmaktır. İnsanın kitap kokusunu kokarken dünyası değişir. Okumak insanlara birçok şey kazandırır. Dünya’da okumaktan güzel bir şey yoktur. İnsanlar hayatındaki şeyleri kitap okuyarak değiştirme kapasitesine sahiptir. Bir kitapta ne olur demeden alıp okuyup hayatımızda neler değişiyor görelim. Kitap okurken insan yolunu bile kaybeder. Sizce kitap okumak size neler kazandırır? Bence kitap okumak insana kalite katar ve özgüven verir. Bir kitabı okuyup anlamadığımız zaman bir daha okuyup anlamalıyız. Bence kitap okumak dinimizi ve dilimizi iyi anlayabilmektir. Kitap okumayan insanlar kendilerini çokbilmiş zannederler, âmâ kitap okuyan insanlar daha çok şey bilirler. İnsan kitap okurken önceden daha az şey bildiğini anlar. Kitap okuyanlara ve kitap okumak insanlara kitap okumamalarını da kitap okumayı ihmal etmemelerini de ve eksik konularını da tamamlamak için bol bol kitap okumalarını tavsiye ediyorum. Ve kitapta geçenleri sadece okumak için değil hayata geçirmemiz gerekir. Yani sonuç olarak mutlaka kitap okumalıyız. Recep KAYA’’ Kitap okumak insanın dünya ve ahiretini kazanmasına yardımcı olur. ’demiştir.

                                                                                                          SEVDE YILMAZ 9/A

 

 

OKUMANIN ÖNEMİ

Okumak insan için en kolay öğrenme yoludur. Kitap okumak insanın kelime dağarcığını genişletir. Okumak bize her konuda katkı sağlar, özgüvenimizi arttırır.

Ancak günümüzde pek fazla kitap okuyan insanlarla karşılaşmayız. Kitap okuma alışkanlığını çocuklara küçük yaşta kazandırmalıyız. Kitap okumayı sevmeyen çocuklar çok çabuk sıkılırlar, okumak istemezler. Kitap okumak yerine, zamanlarını bilgisayar, telefon başında geçirmeyi tercih ederler bu onların daha çok ilgisini çeker.

Okumak dünya ve ahireti kazanmamıza vesile olur. Bu yüzden her zaman okumalıyız. Okumaktan sıkılmamalıyız.

                                                                                                                               ŞEYMA ÖZDEMİR 11-B

 

 

OKUMAK

Okumanın bize kazandırdığı değeri hiçbir şey kazandıramaz. Okumak insanı güçlendiriyor, zenginleştiriyor, insanı sakinleştiriyor. Ve en önemlisi insanın kendini bulmasını sağlıyor. Dünya hayatının karmaşasından, gürültüsünden uzaklaştırıyor. Bence okumak anne demek seni besleyen, sonra baba demek hayatının her anında yanında olan ama en özeli ve en güzeli de ne biliyor musunuz? Okumak vatan demek kendini hep iyi hissettiren, aslında herkesin en iyi dostu kitaplardır. Bir kitap alırsın çok gülersin, yine kitap alırsın çok ağlarsın en sonunda anlarsın senin en iyi dostun kitaplardır. Çünkü beraber ağlayıp, beraber güldüğün tek dostundur. Bu yüzden asla gerçek dostlarınızı unutmayın. Mutsuzsanız alın elinize bir kitap okuyun o sizi güldürür. Emin olun onlar sizi kenarda, köşede bir yerlerde bekliyor.

                                                                                                                         SELİN GÖNDER 11-B

 

 

İKRA

Kitap okumak insan için çok önemli bir etkiye sahiptir. İnsanın beyni güçlenir, bilgilenir. Hani bir söz vardır; ”çok gezen değil de, çok okuyan bilir. Diye gerçekten de öyledir. Gezen insan sadece gezdikleri yerleri ne de olsa insan her tarafı, her bölgeyi, her semti gezemez buna ömrü de yetmez. Âmâ kitaplar öyle değildir. Her kesitten, her bölgeden, her semtten bilgi alır ve daha çabuk öğrenilebilir. Gezmekle öğrenmekte çok güzel, eğlencelidir. Ama kitap kadar okumak kadar etkili değildir. Kitap okumak vücudu, beyni geliştirir. Belleğimizdeki anlamsız, saçma bilgileri çıkartıp yeni bilgi dolu bir bellek beyin olmasını sağlar. Küçüklükten okumaya, öğrenmeye, bilgi sahibi olmaya başlamalıyız. Bu konuda hevesli olmalıyız. Kitap okumak açıkçası her ne olursa olsun okumak önemli ve bilgili insan olmamıza çok çok fazla katkı sağlar.

                                                                                                                                 SEVİM ÖZKÜÇÜK 11-B

 

 

DOĞRU SEÇİM

Peygamberimize Cebrail (a.s) tarafından gelen ilk vahiyde olduğu gibi “ikra” oku kelimesi peygamber efendimizin (s.a.v) döneminden bugüne süregelmektedir. Okumak sadece kitap okumak anlamında değildir. Örneğin Hz. İbrahim’in Allah’ı arayışı, kâinata bakarak Allah’ı bulmamız. Bunların hepsi okumaya örnektir. Okumak sadece bir kitabı bitirmek değildir. Onu anlayarak, kavrayarak sayfası ne kadar olursa olsun ister 50 sayfa, ister 100 sayfa o kitabı anlayarak okuduysa her zaman hayatına katkı sağlamıştır. Mesela Kur’an-ı kerim okuyoruz. Çok güzel ama anlayarak okusak bizim için daha güzel olur. Bu konuyla ilgili hikâye anlatmak istiyorum. Ben bugüne denk okumayı sevmeyen okumaktan nefret eden insandım. Okula gidiyordum arkadaşlarım kitap okuyordu kendi içimden diyordum ki ne anlıyorlar bu kitaptan ben de bir gün kitap almaya kütüphaneye gitmiştim. Âmâ farkında olmadan Kur’an-ı kerim meali almıştım. Ders kitap okuma saatiydi. Ben ilk sayfadan başlayınca gözümden yaşlar akmaya başlamıştı. Çünkü ben Kur’an-ı kerim mealini ilk kez okuyordum. Daha önceleri Kur’an-ı kerim okuyordum. Âmâ Arapça bilmediğim için ne okuduğumu anlamıyordum. Benim kütüphaneye gidip farkında olmadan Kur’an-ı kerim mealini almam benim hayatımı değiştirmişti. Ben o günden başlamıştım hem ayeti okuyordum, hem mealini bu duygu benim için o kadar güzeldi ki Allah’ın bize ne anlatmak istediğini, bize ne mesajlar vermek istediğini anlayabiliyordum. Bir de hafızlığa merak salmıştım. Hafızlığımı kısa bir sürede bitirmiştim. Hem hafız idim. Hem de Kur’an-ı kerimin bize ne anlatmak istediğini biliyordum. Benim hayatımda işte böyle başlamıştı. Benim hayatımı değiştiren şey okumayı sevmemekle başlamıştı. Eğer okumayı sevmiyorsanız size katkı sağlayacak doğru bir seçim yapmadığınız anlamına geliyor. Benim doğru seçimim kütüphaneye giderek başlamıştı. Siz de kütüphaneye gidin doğru seçiminizi aramaya başlayın mutlaka doğru seçiminizi bulacaksınız. Bir de okumak istiyorsanız anlamaya çalışarak okuyun. Eğer o kitabı anlamıyorsanız hemen bırakın, başka bir kitap alın. Eğer onu da anlamıyorsanız böyle yapmaya devam edin. Sonunda doğru seçiminizi yapacaksınız. Sakın yılma işlemine girmeyin. Çünkü yılma eylemi sonunda kötü sonuçlar doğurur.

                BEYZANUR ASLAN 11-B

 

 

SAYFA SAYFA BAĞIMLILIK

 

Okumayı fazla sevmeyenlerdenseniz okumak için hedefler belirleyin. Zamanınızın büyük bir bölümünü okumaya ayırın. Bu da zamanla alışkanlık haline gelmeye başlar. Okuyarak hayal dünyamızı geliştirmiş oluruz. Kelime haznemiz gelişir; nerde nasıl konuşmamız, düşünmemiz gerektiğini anlarız. Okumaya başlayınca neler kazanacağınızı düşününüz. Hayata bakış açımız artık daha farklı olur. Genellikle herkesle duygudaşlık kurarız. Okuyarak bir şey kaybetmeyiz, sürekli okumaktan kazançlarımız olur. Zihnimizi kirleten öfke, kin gibi duygulardan kurtuluruz. Analitik bir düşünceye sahip oluruz. Kitap okumak bize bunları kazandırır. Sürekli okumak bize bambaşka bir pencereden dünyaya bakabilme düşüncesini kazandırır. İstediğiniz, sevdiğiniz içinde bilgi olan her şeyi okuyun. Okumaya nerden başlarsanız kardır. Sık sık hatırlarsan açar açar okursun. Kitap yol göstericidir, kim bilir tüm kâğıtların anlatmaya çalıştığı olursun. Kolay değil kocaman heybetli bir ağaçken küçük bir kitap olmak. Unutma kitaplar da korkar ama okunmamaktan. Sadece kitap gibi görme dostun gibi gör. Yalnızken kitap okumak yalnızlığını giderir, yalnız olmadığını anlarsın. Okumaya başladığımızda sayfa sayfa bağımlılık yapıyor. Önemli olan yalnızca başlamaktır.

İREM ÇAKIR 11-A

 

 

BİLMEKSE… OKU

Bu günü, düne ve geleceğe bağlayan bir köprüdür kitap. İnsanlar o köprüden geçtiklerinde kelime haznesinin, kendine olan özgüvenin ve konuşma becerisinin arttığının farkında olacaktır.

Kitap, bilginin kolaylıkla bulunabileceği bir kaynaktır. Okumak ise bilgiye ulaşmada ki en kestirme yoldur. Örneğin Kur’an-ı kerim insanlara güzel ahlakı, iyiliği, saygıyı, çalışmayı ve dürüst olmayı emreder. Bu erdemlere sahip olmakta okumanın payı oldukça büyüktür. Kitap okumamız için ne yaşın, ne yerin, ne de zamanın hiçbir önemi yoktur. Her zaman her yerde ve her yaşta kitap okunabilir. Kitap okumaya bir kez başladıysanız muhtemel ki devamı gelecektir. Çünkü okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kez tutuşunca bir daha sönmez ta ki siz kitapları tozlu raflara bırakmadığınız sürece.

Kısacası okumanın bizlere sayısız faydası vardır. Önemli olan okumanın değerini bilmek ve onu uygulamaktır. Bacon’un da dediği gibi “okumak bir insanı doldurur, konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.”

 

                               MERYEM SARI 11-A

 

 

SAYFALARDAKİ YOLCULUK

Okumak düşünce yeteneklerini geliştirmek için çok önemlidir. Okuyarak tarihimizi ve dünyamızı da keşfederiz. Kitap okumak bizi çoğu defa farklı dünyalara götürür. Bir bakmışız ki okuduğumuz kitabın en son sayfasına gelmişiz ve hiç bitmesin istemişiz ama her son bir başlangıçtır.

Hz Ali’nin sözünde bahsettiği gibi “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyorsa bir harfin değerinin yanında siz bir de okumayı düşünün.

                                                                                                                                              RABİA ORAN 11-A

 

 

 

 

GELECEĞİN İÇİN “OKU”

Kitap, bilgi dostudur. Kitaplar, içinde binlerce cevher barındıran bir hazinedir. Okuyan insanlar okumayanlara göre, her zaman bir adım öndedir. Ama maalesef ki toplumumuz da okumayı sevmeyenler var. Bizlere pek çok bilgi kazandıran kitaplarımızı daha fazla okumalıyız. Özellikle aileler çocuklarına küçük yaşta okuma alışkanlığı kazandırmalılar ve kendileri de kitap okuyarak çocuklarına örnek olmalılardır. Atasözünde de geçtiği gibi “Ağaç yaş iken eğilir.”

Kitap okuyan ile okumayan insan bir olmaz. Kitap okuyan bir kişi daha bilgili, daha zeki ve okuma hızı daha hızlı olur. Ayrıca çok kitap okuyan bir kişi de okuduğunu anlayabilme kabiliyeti daha fazladır. Mesela bir paragraf sorusunu tek sefer de anlar ama okumayan ise anlayamaz. “Hiçbir gemi bizi kitaplar kadar ileriye götüremez.” sözünden de anlayacağımız üzere bize bilgi verebilecek kitap, ansiklopedi, dergi, gazete vb. gibi şeyler okuduğumuzda bizi meslek olarak da güzel yerlere getirecektir. Hiçbir kitap aynı değildir ve bütün kitapların bize kazandırdığı bilgiler ayrıdır. Okumanın yaşı da yeri de zamanı da yoktur. İnsan istediği her zaman okuyabilir. Yeter ki toplumumuz okumayı istesin. Hem ne kadar çok okursak kelime haznemiz de o kadar geniş olur.

Çevremizde ne kadar çok kitap okuyan varsa, o kadar güzel bireyler, bilgili kişiler ve bir o kadar da güzel toplumlar var demektir. Güzel bir toplum da güzel bir dünya demektir. Dünya’yı daha güzel hale getirebilmenin tek yolu ise iyi ve güzel olan şeyleri insanlara anlatıp, öğretebilmektir. Bunu başarabilmenin en kolay yolu da okumaktır.

GAMZE DEMİRCİ 11-A

 

 

 

OKUMAK?

Okumak… Okumak bazı insanlara hiç bir şey ifade etmeyebilir, eğer akıllarına sadece okumak gerekiyorsa. Oysaki okumak sadece kitaplara ait midir? Peki, okumak bilgi edinmek için midir? Kısmen… O zaman neden okur ki insan? Bazen bilgi edinmek veya mutlu olmak için diyebiliriz. Ama herkes için okumak farklıdır. Kimisi geleceği okur, kimisi geçmişi, kimisi de kitapları. Kitap okuyan da ufkunu genişletir, geçmişi okuyanda. Burada önemli olan kişinin bu bilgileri kendine yetirmesi, hatta içindeki o boşluğu doldurmasıdır. Mesela benim içimdeki boşluk tarihtir. Kütüphaneye her gidişimde ya da tarih bana herhangi bir yerden göz kırpışında mutlu olurum. Bu senin için belki Kur’an-ı Kerim okumaktır belki de geçmişi okumaktır. Dediğim gibi bu herkes için farklıdır ama tek bir şey vardır ki belki de bütün herkeste oluşur. Duygu… .Duygulardır. İnsanlardaki sevinç, mutluluk, merhamet gibi duyguların çoğunu oluşturur. Zaten içimizdeki duygulardan kişiliğimizi belirleriz.

Hani bir söz vardır neredeyse herkes bilir. “Elindeki çöpü çöp kutusu bulana kadar tutan insan okumuş insandır.” Aslında bu cümle her şeyi anlatıyor. Okumak, insanı insan yapandır.

CEMİLE NUR AY 9/A

  

OKUMAK SENİN ELİNDE

Gezmeyi seven var mı sorusuna sanırım herkes evet yanıtını verir. En uzak nereye gittin mesela? Van, Suriye, Fransa, Meksika veya dünyanın öbür ucu. Peki ya geçmiş, geçmişte o şehirlere gidebildin mi? Ya da Osmanlı Devleti’ne Selçuklular’ a görebildin mi onları? Nasıl görebilirim ki dediğini duyar gibiyim. Peki ya cevabı yalnızca okumakta gizliyse.  Şimdi eline bir kitap al türü ne olursa olsun. O kitabı oku, anla ve geçmişini öğren neredeyim, buraya nasıl geldim diye dön bir ardına bak. Allah’ü Teâlâ’nın ilk emri “Oku!” iken bu okumamazlık neden? Yalnızca aç kapağını, kitap seni içine öyle bir çekecek ki bir, iki, üç sayfa derken bir bakmışsın onlarca kitap bitecek. Şimdi oturduğun yerden kalk ve doğruca kütüphaneye yönel. Unutma hiçbir şey seni kitaplar kadar uzağa götüremez.

HİLAL ÖZÇETİN 9/A

 

 

 

 

OKUMAK FARKINIZ OLSUN

Okumak deyince aklınıza ne geliyor? Kitap okumak, Kur’an-ı Kerim okumak, hayatı okumak… Okumak raftan rasgele alınan bir kitapla yapılacak bir eylem değildir. Ruhumuza en çok dokunanı okumak. Okumak ne kadar kolay görünse de bir o kadar zordur. Okuduğunu anlamalısın ki, okuduğun kelimeler havada kalmasın, parçası olsun hayatının. Çünkü okumak bizi karanlıktan aydınlığa çıkaran yolumuzdaki ışıktır. İstersek onu hayatımızın bir parçası haline getirebiliriz. Okurken bir bakarız ki satırlar arasında gezerken bulmuşuz kendimizi. Şaşırmamalı insan, kitaptır bu. Okurken bizi hayalden hayale, maceradan maceraya götürür. Yani okurken yalnızca okumayız. Orada yazılanları kendi iç dünyamızda hayal eder yaşarız.

Okumayan insan yaprak dökmüş ağaç gibidir; okuyan da yeşermiş bir ağaçtır meyve veren. Yeşerelim ki hayatı emin adımlarla yürüyelim. Diyeceğim o ki farkımız okumak olsun.

TUĞBA KARAPINAR 9/A

 

 

 BİR CEVHERDİR OKUMAK

OKU! Eğer bir şeyin üzerinde çok duruluyorsa, sürekliliği devam ediyorsa biz anlarız ki o şey çok önemlidir. İşte bütün açıklık burada. Okumanın önemini biz buradan anlayabiliriz. Ta Peygamber Efendimiz’ den bu yana kadar gelen bir öğüttür okumak. Değeri hiç kaybolmayan bir cevherdir. Bu kadar önemli olduğunu bildiğimiz bir şeyi gerçekleştirmekten geri kalmamalıyız.

Çünkü bir gün gelir bu değer bizi alır başarıya, mutluluğa, huzura götürür. Zaman gelir bizimle bir dert ortağı olur. Bize arkadaş, yoldaş olur. Fakat okumazsak hayat devam eder ancak olduğumuz yerde sayıklar dururuz. Yaşamımız gitgide solar. Şurayı da unutmayalım kitaplar bizim konuşmamızı güzelleştirir, iyi iletişimler kurmamızı sağlar. Hiçbir şey için geç değil daha değeri belli olmayan birçok cevher var.

                                                                                                                            ZÜLFİYE ÇEVİK 11/C 115

 

 

          

OKUMAK HAYATTIR

Okumak, bize fayda sağlayacak en önemli faaliyettir. Zamanın birçok alanında faydalı olan okumak, geleceğimiz için önemli olmasının yanı sıra okulda, günlük hayatımızda birçok faydaları vardır. En önemlisi de arkadaşlarımızla veya günlük hayatımızdaki insanlarla iletişim kurmada önemli bir yere sahiptir. Okumayı insanlar arasında yaymalıyız.

 Seyahatlerde, misafirliğe gittiğimizde, okulda vb. yerlerde kitaplarımız yanımızda olmalıdır. Boş zamanlarımızda kitap, dergi, makale, bunların içinde en önemli olan kuranı kerimi okumalıyız. En önemlisi de bize yararlı kitapları okumalıyız. Geleceğine ışık tutan gençler olmak için, sınavlarda soruları anlamak için çok okumalıyız. Okuduğumuz kitabı anlayarak okumalıyız. Eğer anlamadan okursak okuduğumuz kitap bize hiçbir yarar sağlamaz ve “Bir arpa boyu yol alamayız.”

Okumak insanı bütünleştirir, yüceltir, daha bilgili ve kültürlü bir birey olmamızı sağlar. Bu nedenle okumaya çok özen göstermeliyiz. Kitaplara daha sıkı sıkı bağlanmalıyız ve onları hiçbir zaman yalnız bırakmamalıyız. Nasıl yemeğe, içmeye ihtiyaç duyuyorsak bir o kadar da kitap okumaya ihtiyacımız var. Okumanın faydaları saymakla bitmez. Bunun için ne yapıyoruz, hemen kütüphaneye koşuyoruz.

                                                                                                     

              CEYDA KARAKAŞ 11B  47

 

 

OKUMAK

Kitap okumak bir rüzgâr gibidir. Devam ettikçe devam eder, her kitabın kendine ait duyguları, mekânları, olayları, heyecanları vardır. Bir kitabın sonu kötü bitebilir, birinin çok maceralı olur, birinin romantik, birinin ise korku ve bu kitapları okuma insandan insana değişir. Kimisi macera sever, kimisi romantik, kimisi de korku. Her kitabın kendine göre güzelliği vardır.

 Bir insan kitap okumak istemese de eline alıp başını okusa eğlenceli gelirse o kitabın sonunu tekrar eder. Okudukça daha maceralı olacaktır. Sonunu merak edip okuyacaktır. Kitap okumak okumayı hızlandırır, bilgi verir, bilmediğimiz kelimeleri öğretir, düşünce ufkunu geliştirir, kişilerin olaylara bakış açısını değiştirir. Kitap okumak güzel bir uğraştır. Kişinin vaktinin güzel geçirmesini sağlar. Kitaplar hayal gücünün sınırlarını genişletir. Hayal gücü genişledikçe başarı ve mutluluk gelir.

Bir kitabı okumak onu kendiniz için baştan yazmaktır bence.

                                                                                        MİNE TUNCER 9/A

 

 

 

OKUDUKÇA DEĞİŞEN DÜNYA

Yüce dinimiz okumaya büyük önem vermiştir. Kuran-ı Kerim de “Rabbinin adıyla oku! O insanı alakadan (kan pıhtısından) yarattı. Rabbimiz insan yetiştirmenin temeline Allah’ın adıyla okumayı koymuştur. Bir insan dünyayı değiştirmek istiyorsa önce kendini değiştirmek zorundadır. Bunun içinde kendini değiştirmenin en iyi yolu “OKUMAKTIR”. Kitap okuyarak zaman geçiren nesiller başarılı ve iyi yetişmiş olacaktır. Eğer hala bir kitap beni nasıl değiştirir ki diyorsanız elinizde ki kitaba bakın bir zamanlar oda odundu. Okuyarak her şey daha çok güzel olur. Şimdi en yakınınızda ki kitaba uzanın ve kendi dünyanızı değiştirmeye başlayın.

                                                                                                                          Şevval ARSLAN 12-A

 

 

KİTAPLAR UYGARLIĞA YOL GÖSTEREN IŞIKLARDIR

İnsan sürekli değişen, gelişen, modernleşen ve üst üste biriktiren varlıktır. Peki, bu kendiliğinden mi oluyor? Hayır, insan bazı şeyleri görerek, duyarak, konuşarak, dokunarak ve yaşayarak tecrübe sahibi oluyor. Kitap okumak da bunlardan biridir. Kitap okumanın zamanı ve yaşı yoktur. Her insan kitap okuyabilir. Kitaplar inşalara bambaşka dünyaların kapılarını açar her biri bize farklı bilgilerle aydınlatır. Bugün gelişmiş ülkelerin kitap okuma oranlarını incelediğimizde onların neden gelişmiş olduğunu çok iyi anlayabiliyoruz. Dünyada ki tüm gelişmiş ülkelerde okuma oranı çok yüksektir gelişmemiş, geri kalmış ülkelerde ise kişi başına düşen kitap sayısı veya okuma oranının çok düşük olması hiç de şaşırtıcı değil.

Bizler ülkemizi gelişmiş, uygar, kültürlü, refah bir ülke haline getirmek için kitap okumalıyız ve insanların kitap okumasını sağlamalıyız. Kitap okumak kendimizi geliştirmenin yolu olduğu gibi eğlenmemize, güzel vakit geçirmemizi de sağlar. İnsanın fikir ve hayal dünyasını genişletir zevklerini yükseltir. Geniş düşünmemizi hayata farklı açılardan bakmamıza yardımcı olur. Atatürk’ün de “kitapsız yaşamak kör, sağır, dilsiz yaşamaktır” dediği gibi biz insanlar için havada ki oksijen ne kadar önemli ise kitapta o kadar önemlidir.

                                                                              Serra KALE 12-A

 

 

OKUMAK?

Okumak… Okumak bazı insanlara hiç bir şey ifade etmeyebilir, eğer akıllarına sadece kitap okumak geliyorsa. Oysaki okumak sadece kitaplara mı aittir? Peki, okumak bilgi edinmek için midir? Kısmen… O zaman neden okuruz ki? Bazen bilgi edinmek veya mutlu olmak için diyebiliriz. Ama herkes için okumanın anlamı farklıdır. Kimisi geleceği okur, kimisi geçmişi, kimisi ise kitapları. Kitap okuyan da ufkunu genişletir, okumayan da. Burada önemli olan kişinin bu bilgileri kendine yetirmesi, hatta içindeki o boşluğu doldurmasıdır. Mesela benim içimdeki boşluk tarihtir. Kütüphaneye her gidişimde ya da tarih ile ilgili bir şey görsem mutlu olurum. Bu senin için belki Kur’an-ı Kerim okumaktır belki de geçmişi okumaktır. Bu herkes için farklıdır ama tek bir şey vardır ki belki de bütün herkeste oluşur. Duygu… Duyulardır. İnsanlardaki sevinç, mutluluk, merhamet gibi duyguların çoğunu oluşturur. Zaten içimizdeki duygulardan kişiliğimizi belirleriz.

Hani bir söz vardır neredeyse herkes bilir. “Elindeki çöpü çöp kutusu bulana kadar tutan insan okumuş insandır.” Aslında bu bir cümle her şeyi anlatıyor.

Okumak, insanı insan yapan etkendir.

Cemile Nur AY 9/A

 

 

OKUMAK

Okumak insana güç verir, hayalden hayale gezdirir okuyan bir insan her zaman bir adım önde olur. Her zaman okuyan kazanır ve hiçbir gemi bizi kitaplar kadar uzağa götüremez. Ama bazı insanlar kitap okumaktan hoşlanmıyor. Aslında ilk başlarda eğlenceli kitaplar okunabilir. Eğlenceli kitaplar okuyunca kitaplardan zevk alır sonra kitap okumaya başlayabilir. İlk başlarda kitap okumak çok sıkıcı olsa da sonra eğlenceli hale gelir. Bazı insanların kitap okuma durumları olmaz. Bizim elimizde böyle fırsatlar varken niye okumayalım. O raflarda sıra sıra dizilmiş kitaplar neden okunmasın ki? Bazı insanlar kitapları görmezden gelip hiç takmıyorlar. Kitap okumak, boş, temiz sayfa gibidir. O boş sayfaları biz hayallerimizle süsleyebiliriz. Dünyada insanların eline verilen en güzel hediyedir kitap. Okumanı faydalarını düşünerek oku. Sınavlarda hızlıca sorudan soruya geçebilmek için oku ama anlayarak oku.  Günde yarım saat bile kitap okusak bu bizim için bir faydadır. Her zaman okuyan kazanır, her zaman okuyan insan bir adım öndedir. Okuyan insanın hafızası gelişir. İnşallah herkes kitap okumayı sever, kütüphanenin yolunu alışkanlık haline getirir.

Cennet Öden 9-A

 

 

OKUMAK?

Okumak bir gemi gibidir. İlerledikçe çok yeri görürsün. Daha çok yeri keşfedersin. Kitabın derinlerine inildikçe hayal dünyasına dalarsın. Sanki kitabın içinde olay gözünün önünden geçer. O olayın içinde gibi hissedersin. Kitap okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın bile. Mesela yemek yemeyi bile unuturuz kimi zaman. Kitap insanı öyle bir içine alır ki birden her şeyi unutuveririz. Öyle bir hayal gücü var ki okumanın içinde anlatmakla bitmez. Okuduğun her şeyi canlandırman gerekir. Canlandırınca okuduğunu daha da anlamlandırırsın. Okumak insanın zihnini açar. Hayal gücü çemberini genişletir. Okumak böyle bir şeydir işte. Herkes okumalı, okumanın güzelliğinin nasıl bir şey olduğunu bilmeli. Okumak hayatın bir parçasıdır. Hayatın anlamı okumaktır.

Gülsüm ÖZÇETİN 9/A

 

 

SAYFALARDAKİ DÜNYA

Kendini en iyi şekilde yetiştirmenin harikulade yanı okumaktır. Okumak insanın hafızasını geliştirir. Bununla da kalmaz zamandan tasarruf etmeyi, bilgiyi öğrenmeyi, dünyayı idrak etmemizi sağlar. Kitap okumak kendimizi geliştirmenin en güzel yolu olduğu kadar eğlenmenin, güzel vakit geçirmenin de bir yoludur. Okumak için zaman, mekân fark etmez. Başarılı, zeki bir insan olmak istiyorsak kitap okumayı alışkanlık haline getirmeliyiz. İnsan beyni okuyarak beslenir ve bilgi güncellenir. İnsan istediği her zaman bir şeyler okuyabilir. Yeter ki okumayı gerçekten istesin. Okuma hevesi özellikle insanın kendi içinde olmalıdır. Bazen bir sayfa bile o kadar çok şey anlatır ki insana, okumanın satırı, sayfası, gerekçesi olmaz. Okumanın bir gerekçesi olacaksa eğer o da okumak olacaktır. İnsan okuduğu her kitaptan, yazıdan ne kadar kelime öğrenirse bilgi havuzu o kadar dolu olur. Bu havuzu doldurmak bizim elimizdedir. Okumanın bizlere faydası vardır. Önemli olan bunu değerini bilmektir. Goethe “Okumayı öğrenmek sanatların en gücüdür.” der. Gerçekten de okuma alışkanlığı edinebilmek zordur. Hele ki televizyonun, cep telefonlarının insanı bu denli zamanını aldığı bu dönemde okuyabilmek sanatların en zorudur; fakat en güzelidir. Televizyon seyreden insan pasiftir, resimler süratle gözünün önünden geçer, düşünmek için vakit bulamaz. Kitap öyle değildir; istediğiniz an okumayı durdurup okuduklarınızı düşünüp gözünüzün önünde canlandırabilirsiniz. Namık Kemal’in dediği gibi “Bir insan ne kadar çok kelime bilirse zekâsını o kadar ölçüde kullanmış olur.”

Mevliye DORUKLU

 

 

KİTAPLAR VE BİZ, KİTAP EN BÜYÜK DOSTUM, VARMISINIZ?

VAR MISINIZ?

Bir insanın ıssız bir adaya düştüğünde, kendisini sembollerle ve işaretlerle hayatının en önemli dönüm noktasında kurtarması gibidir kitap okumak! Okumak insanlar için, hayattaki en keyifli meşakkattir. Okumak bize ilk önce kendimizi sonra fikir ve düşünceleri ve çevremiz olan dünyamızı tanımak için bir fırsattır.

Cenab-ı Hak (c.c) Müslümanlara yani bizlere Kur’an-ı Kerimde ilk önce Alak Suresi’ nin ilk beş ayetinde ‘’ OKU’’ diye emretmiştir. Bu yönüyle okumak Cenab-ı Hakk-ın çağrısına uymaktır. Okumak aynı zamanda görmektir. Öncelikle Hakk-ın çağrısını görebilmektir. Issız bir adadan kurtuluşun yollarını görebilmektir. Okumak bu hapsoluştan kurtuluşu görebilmektir. Kitabın üzerinde uçarken ufuk çizgisini görebilmektir.

Günlük hayatımızda kitap okumak, bir insanın bize iyilik yaptığı gibi, o iyiliği kendimize yapmamızdır. Yapılan iyiliği geri çevirmek, ne kadar kaba ve anlamsız bir davranış ise, kitap okumamak ta onun gibi anlamsızdır. Issız bir adaya düşen birisini kurtaran bir yol arkadaşı ne kadar değerli ise, kitap ta onun gibi değerlidir, güvenlidir. O hayatımızı bir defa değil, defalarca kurtarır.

Kitap okumak bizi kurtuluşa erdiren ve kötülükten koruyan maddi ve manevi bir değer olduğuna göre;

Hep beraber Kurtuluşa ermeye, Hakk-ı tanımaya ve Yeni ufuk çizgileri yakalamaya VARMISINIZ???

 

Elif Ceylin YARDIMCI

Manisa Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

6/A Sınıfı No:615

 

 

 

KİTAP EN BÜYÜK DOSTUM

Bir kitabın içindeki milyon tane kelimeyle yeni bir dünya yaratılabilir. Yaratılan bu dünya güzel ve zengindir. Çünkü kitap en büyük hazinemizdir. Kitap okuyan insan cahil olmaz. Doğruyu yanlışı bilen, kültürlü, saygılı, ilim sahibi olan, görevlerini bilen, sorumlu, hayal gücü gelişmiş insanlardır. Kitap okumayan insanlar ise hayal kuramaz, kelime haznesi gelişmiş değildir, hep yarım yaşarlar. Ülkemizde ne yazık ki kitap okuyan insan topluluğu çok az. Diğer ülkelere oranla az kitap okuyoruz. Ve sanırım başarısızlığımızın asıl nedeni de bu. Biz ne kadar bu konuda bilinçli olsak da çevremiz olmadıkça bir ilerleme, bir başarı gösteremeyiz. Çevremizi kitap okumak konusunda uyarmalı ve bilgi vermeliyiz. Ne demiş Şemsettin Sami "İnsanlığa başlıca borcumuz: Bıkmaksızın okumak, üşenmeksizin okumaktır. “Kitap okumak kitabın içindeki duyguları yani ağlamayı, sevinci, acıyı, öfkeyi gerçekten yaşıyormuşuz gibi görmemizi sağlar. Kitap okumak insanı toplumla barıştırır kitap okuyan insan girişimci olur. Bir büyüğümün bana her zaman söylediği bir söz vardır "Kitap en iyi dostun en iyi arkadaşın olsun" umarım ki sizde bu sözden esinlenerek kitap okumayı seversiniz ve en iyi dostunuz olur.

 

Eda SARIOĞLU

8/B

Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

KİTAPLAR VE BİZ

Bu Dünya'da bütün kitaplar bizlere birer ödüldür. Hiç düşündünüz mü kitaplar neden bu kadar çok övülür. Çünkü kitaplar ışıktır, kitaplar birer liderdir. Çünkü kitaplar birer ışık kaynağıdır. İyi bir kitap gerçek bir hazinedir.

Peygamberimiz (s.a.v) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır; mü'min mü'minin aynasıdır. Bizlerin aynası ise kitaptır. Bir gül en fazla 3 gün solmaz ama kitaplar hiç solmayacak güllerdir. İnsanlar toprağa buğday eker. Fakat elimizde olsa her karış toprağa kitap ekerdik. Bizlerin ruhumuzda bulunan temel ilacı ise kitaptır. Kitaplar rehberimiz kitaplar olmasa biz hiç birşey öğrenemezdik. En büyük rehberimiz Kur'anı Kerim'dir. Ve bütün kitaplara bedeldir,hayatımızın ışık kaynağıdır. İnsan+kitap= ilimdir. Buradan da şunu anlıyoruz ki kitaplar olmasa gerekli bilgilere sahip olamayacağız. Lütfen kitaplarımızı hor kullanmayalım. Çünkü her bir kitap bir ağaç demektir. Bizleri ortaya çıkaran özellik ise kitaplardır. Bizlerin her zaman yanımızda bulunan dostlarımız vardır. Yani kitap bizleri her zaman eğlendiren, avutan bir arkadaş bizlere akıl öğreten bir dost olmuştur. Kitaplar zamanın büyük denizinde dikilmiş deniz fenerleridir.

Kitapları seviniz onlar yaşamımızı daha çekici bir hale sokacak bizlere dostça hizmet ederek düşüncelerin, duyguların ve olguların dolaşık ve gürültülü karmaşasında yolumuzu bulmamıza yardım edecek kendimize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek, yüreği ve aklı, dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracaktır.

 

 

İlknur AKIN

7/C 309

Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

KİTAP AŞILAMAK, SEN YETER Kİ OKU, GELECEĞİM İÇİN OKUYORUM, DOST

 GELECEĞİM İÇİN OKUYORUM

      Neden kitap okuyoruz? Kitap okumamızdaki amaç ne? Okuyorum çünkü iyi bir hayat sürmek istiyorum. Hayallerime ulaşıp herkese başarılı olabileceğime kanıtlamak istiyorum.

      Herkes geleceği için bir şeyler yapmak ister. Ben de bunu istiyorum. Bunun için kitap okumam gerektiğini biliyorum. O yüzden çok kitap okuyor en yakın arkadaşım olan kitabı sevmeye çalışıyorum.  Kitap okumak insanlara çok şey katıyor. Onların öz güvenini geliştiriyor. İnsanlara sevmeyi öğretiyor beklide. İnsanlar arasındaki ilişkiyi güçlendirip koruyor onları. Saatlerce bıkmadan, yılmadan okuyorum kitabı. Bir dostmuş gibi anlatıyor olayları bana. Okudukça okuyasım geliyor. Sevdiriyor kendini bana.

      Kitap okumak insanın fikir dağcığını genişletiyor. Hayal kurmamızı sağlayan en büyük etkenlerden biride budur. İnsan her yaşta kitap okumayı önemsemeli. Kitap bizim iyi bir amaç için yaşayan insanlar olmamızı sağlıyor. Eğer okumasak birbirimizi anlayamayız. İnsan kitap okuyarak gelişir iyi bir gelecek için çok kitap okumalı elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Mutlu bir yaşam için çok kitap okumalıyız.

 

 

 

                                                                                                                   SİNEM BERBER

                                                                                                                          8/B

                                                                         Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

 

 

 

KİTAP AŞILAMAK

     Kitaplar, içinde binlerce cevher barındıran bir hazinedir. Çok okuyan çok bilir derledi de inanmazdım. Oysaki kitap okuyan insanlar okumayanlara göre her zaman bir adım öndedirler. Kitap bizim bir günlük dostumuz değildir. Biz onu bıraksak bile o bizi olduğu yerde bekler.

    Peki, size soruyorum siz otobüse bindiğinizde, parklarda vb. yerlerde elinde kitap ile dolaşan birisini gördünüz mü? Durun, ben cevap vereyim hayır!

Bazı ebeveynler çocuklarının kitap okumadığını sürekli yakınıp dururlar. Peki, o ebeveynlerin ellerinde, çantalarında, evlerinde kitap gördünüz mü? Hayır. Bu alışkanlığı çocuklarına kazandırmak istiyorlar fakat önce kendilerinin kazanması gerektiğini kimse bilmiyor. Ya da biliyorlar fakat gerekli olmadığını düşünüyorlar. Kitap okumanın yaşı olmaz. Büyük küçük herkesin aslında bir sorumluluğudur.

  Elimize aldığımız her kitapta farklı bir yolculuğa çıkarız. Her biri bizi farklı bilgilerle aydınlatır. Kitaplarda mücevher değerindedir. Mücevhere verdiğimiz değer, aslında kitaplara verilen değerle eşdeğerdir. Dünyayı daha güzel ve anlaşılır hale getirebilmek için insanlara kitap sevgisini aşılamak gerekir.

   Kitap okumak kendini geliştirmenin yolu olduğu gibi, eğlenmenin, güzel vakit geçirmenin de bir yoludur. Bugün gelişmiş ülkelerin de neden geliştiğini az çok anlamaktayız. Bu yüzden okumalıyız ve okumayı yaymalıyız.

 

 

                                                                                       Sevimnur ERAT

                                                                                              8/B   209               

                                                                                 Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

 

 

SEN YETER Kİ OKU

        İnsanlar okurlarsa her şeyi başarabilirler. Çünkü başarının sırrı okumaktır. İnsanlar okurlarsa her şeyi anlarlar. Bizim hayatımızı bir parçası ise kitaplardır. İnsan okuyarak, okuduğundan bir şeyler anlayınca mutlu olur. İçinde huzur taşır. İnsanlar kelimelerini, harflerini, hecelerini, cümlelerini okuyarak kurar. Kitaplar bilgi dünyasıdır, kitap hayal dünyasını genişletmektir. İnsanlar okumazlarsa hayatta bomboş bir kutu gibi kalır. Ama insanlar okurlarsa bilgi bahçesinin baş tacı olurlar. Hayatta en zevkli şeydir kitap okumak. Kitap okumak canımıza can katar.

      Eğer biz okursak ülkemize de katkı sağlamış oluruz. Eğer biz okumaya önem verirsek kazanırız. Okumazsak şansımız elimizden gider. Kitapların bize zararı olmaz. Hep yararı olur. Örneğin konuşma açısından, başarı açısından vb. gibi yararları vardır.

       Kitaplar hayatımızdan ders çıkartmaktır. Biz yolumuzu kitaplara, okumaya ayırırsak elimizden hiç bir şey gitmez. Hayatımız hep olumlu ve pozitif bir şekilde ilerler. Bence okumak dünyanın en güzel şeyidir. Yeter ki biz isteyerek okuyalım.

 

 

 

                                                                                                                Sevde Nur DAL

                                                                                                                      7/D  39

                                              Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

 

DOST

      Kitaplar, kitaplar ve yine kitaplar... Hayatta neden bu kadar kitaba önem veriliyor hiç düşündünüz mü? Ya da kitap okumanın önemini biliyor muyuz acaba, biliyorsak da doğru olarak biliyor muyuz? Kafamızda bu kadar soru varken hala öğrenmek için bile kitap okumuyoruz.

Kitaplar insan beynini karanlıktan aydınlığa çıkaran nesnelerdir. Kitaplar gelişmemizi sağlar. Bence kitaplar her öğün yenilen yemek gibidir. Yani daha açık olmak gerekirse yemek yemezsek acıkırız, kitap okumazsak da ona da acıkırız. Ya da en azından acıkmalıyız. Her insanın temeli okumaya dayanır. Yani kitap okumazsak okuma hızımız düşer ve önemli sınavlarda o uzun soruları okurken zaman kaybı yaşarız. Biz insanlara bazen kitap okumanın öneminden bahsederiz. Ancak acaba biz kitabın önemlerinden faydalanabiliyor muyuz sorgulamamız gerek. Örneğin Japonlar otobüste, parkta ve hatta lavaboda bile kitap okuyorlar.  Ve çok çalışkanlardır. Ancak bu demek olmuyor ki biz çalışkan değiliz demek.  Çünkü bizim ülkemizde de çok başarılı insanlar vardır. Bu kişilerin başarılarının temel etkeni ise okumaktır. Ama kuru kuruya bir okuyuş değildir onlarınki. Zevkli ve heyecanlı bir okuyuştur. Onlarınki her sayfayı ya da her kitabı açtıklarında büyük bir heyecan duymaktır gerçek okuyuş. Kitap bizim için bir mücevher ve bir hazine olmalıdır.

     Kitap okumak bizim için bir sorumluluk bilinci altında olmalı. Kitap okumanın çocuklara faydası olduğu kadar gençlere ve yaşlılara da faydası vardır. Büyük küçük herkes kitap okumayı bir ihtiyaç haline getirirse ülkemiz daha parlak yarınlara ilerler. Bunun için bilene bilmeyene kısacası herkese kitap okumanın gerekliliği hakkında bilgi vermeliyiz ki karanlıkları delip de aydınlığa, parlaklığa doğru ilerleyen bir toplum olalım.

 

 

                                                                                       Saliha AVCI

                                                                                          8/B

                                                         Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

 

 

KİTAP İLİMDİR, KİTAP OKUMANIN FAYDALARI, UCUZA SEYEHAT, OKUMAK NEDİR BİLİR MİSİN?

OKUMAK NEDİR BİLİR MİSİN?

Okumak nedir bilir misin? Okumak peygambere inen ilk ayetin nuru, Yunus Emre'nin şiirlerindeki taze Türkçe, Dede Korkut'un hikâyelerindeki gizemdir…  Okumak Alparslan'ın aştığı dağlar, Fatih’in döktüğü toplar atalarımızın açtığı yollardır.

Öyle büyük bir birikimin mirasçılarıyız ki! Bu hazineden payımıza düşen, deryada bir damla bile olsa yeter yolumuzu aydınlatmaya. Damla deyip geçtiğimize bakmayın neler neler var bu damlada; hikâyeler, şiirler, anılar, nasihatler... Okumayı bilene her kitap zevklidir. Okumak zihnimizi aydınlatır, geçemediğimiz yollarda, düşünemediğimiz en zor durumlarda yardımcı olur bize. Yapamıyorum dediğimiz anda okuduğumuz ufacık bir kelime bile olsa bize akıl verebilir.

Okumak Fatih'in İstanbul'u fethinde kaleye attığı ilk adım gibidir. Okuduğumuz zaman yenidünyalara, yeni yerlere ayak basarız. Okumak bir ağaç gibidir. Yeni bilgilerle büyüyen bir insanın zihni büyüyüp gelişmiştir. Kocaman bir ağaç gibi geniştir. 

Okumak nedir bilir misin? Okumak bir erdemdir, bir alışkanlıktır. Okumak her konuda konuşmak değil, bildiği konu hakkında konuşmaktır. Okumak düşündüğünü söylemek değil, her söylediğini düşünmektir. Okumak sadece okumak değil okuduğumuzu anlamaktır. Büyüyen bir ağaç olmak için kök salıp zamana yayılmak için asırlar öncesinden asırlar sonrasına yolculuk yapmak için hayal ufuklarını aşmak için okuyunuz.

 

 

 

                                                                                                    Şeyma Nur İME

                                                                                                       351       7/D

                                                           Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

UCUZA SEYEHAT

 İlkokul 4. sınıftayım Kuran-ı Kerimde ilk ayetin (oku) olduğunu öğrendim.

Kendi kendime sordum okumak bu kadar önemli mi?

Bizi yaratan Allah'ımız okumamızı istiyor. Demek ki bizim için çok önemli ki ayet (oku).

Okumak bana ne kazandırır diye düşünüyorum.

Okudukça yeni şeyler öğreniyorum, kelime haznem gelişiyor, doğruyu ve yanlışı öğreniyorum, hiç tanımadığım insanlarla tanışıyorum gitmediğim şehirlere, ülkelere gidiyorum. Bazen önüme bir merdiven çıkıyor o merdivenden çıkarak yıldızlara, gezegenlere, galaksileri geziyorum. Bazen bir güvercine tutunup uçsuz bucaksız gökyüzünü geziyorum. Bir mağaraya girip aşağı doğru indikçe yer altını ve yeraltının o buz gibi sularını hissediyorum.

Okudukça hayallerim daha da gelişiyor düşündükçe başka yerlere uçuyorum. Kendimi dünyanın öbür ucuna ya da gökyüzünün en tepesinde buluyorum. O sonsuz hayal gücüm tanımadığım birileriyle belki de uzaylılarda bile tanışabiliyorum. Kendimi sihirli biri gibi hissediyorum bazen. Çünkü hayvanlarla konuşuyor, uçuyor, ışınlanmıyor dünyanın öbür ucundaki insanların dilini öğrenip konuşmaya başlıyorum. Onları tanımamış olsam bile kültürlerini öğreniyor onlarla arkadaşlık kuruyorum kitap okuyunca.

Okudukça davranışlarımızı güzelleştirebilir, okudukça başkalarını anlayabiliriz. Okuyan sayımız arttıkça dünya daha yaşanabilir bir hale gelir.

 

 

                                                                                                   Nurefşan AKSU

                                                                                                        7/E  274

                                                                   Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

KİTAP İLİMDİR       

Kitaplar insanın hazine ışığıdır.Okudukça öğrenirsin,öğrendikçe okursun öyle bir kitaplar,öyle bir hikayeler vardır ki insana hayata bağlanmayı hayatın sırlarını öğretir.Kitap okuyunca insan merakını heyecanını giderir.Kitap okumak sadece kitap okumak değildir.Hayal gücü olmayan insanlar bunun farkına varamaya bilir.Fakat her şey bir kitap ile başlayıp bir kitap ile bitebilir.Unutmayın kitap her zaman hayatın ışığı geleceğin merakı olmalıdır.

 

 

                                                                                                              İREM AYYILDIZ

                                                                                                     7/C    195

                                                                 Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

KİTAP OKUMANIN FAYDALARI

Ülkemizde kitap neredeyse hiç okunmuyor. Ama kitap okumanın faydalarını biliyorlar. Kitap okumak insanın düşünce ufkunu geliştirir. Daha fazla kelime öğretir ve konuşmasını hızlandırır. Duygularını daha iyi ifade edebilme becerisini kazanır. Yani kitap okumak bir nevi insanın başkalarıyla iiyi iletişim kurabilmesini sağlar. Kitap okumak kişinin algı gücünü hızlandırır. Kişinin okuduklarını daha kolay kavramasını sağlar. Bu da onlara okul vb. yerlerde başarı getirir. Yani bu sayede kitap okumak senin ileride daha iyi bir hayat sürmeni sağlar. Bir de çok meraklı insanların okumaya daha yönelik olduğunu araştırdım. Ve ayrıca bir kitaba götürür. Bu da kitap okuma alışkanlığı bence, kitap okuma internet, bilgisayar gibi şeyler  yüzünden okunmadığını düşünüyorum. Kitap okumanın bize verdiği heyecanı başka hiçbir şey vermiyor.

Bence bir kitabı okuyorsanız ve en heyecanlı yerinde bırakıyorsanız ve yattığınızda düşünmekten uyuyamıyorsanız... İşte kitap okumak budur.

 

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                           MERYEM REYYAN ASLAN 8-A

                                                                    Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

VEHBİ VAKKASOĞLU, İKRA DERNEĞİ, KİTAP OKUMAK, NECİP FAZIL KISAKÜREK

İkra Derneğimizin güzel hizmetlerinden biri olan, motivasyon seminerimiz, kahvaltı eşliğinde soğuk bir pazar sabahında, mide ve kalpleri doyurmak iddiasıyla başladı .Zaman sermayesini israf etmeyen, hayır yolunda bir ömür sürmeye azmetmiş güzel insanların, örnek hayat hikayelerini, kendi dillerinden dökülen ve dinleyenleri motive eden cümleleri ile dinlemeye devam ediyoruz. Kasım ayında icra ettiğimiz motivasyon seminerimize bu örnek insanlardan biri olan, değerli Vehbi Vakkasoğlu hocamızı davet ettik ve bizleri kırmayarak,necip gönüllü hocamız davetimize icabet etti. Kurucu başkanımız Avukat Emin Atalay beyin,giriş konuşmalarıyla başlayan programımız, hocamızın kürsüye arzedilmesiyle devam etti. Değerli hocamız konuşmalarına başlarken "Eğer bir insan, bol bol hatıralarını anlatmaya başlıyorsa, bu onun yaşlandığının göstergesidir" cümlesi ile tebessüm ettiren bir giriş yaptı. Daha sonra o güzel üslubuyla, bizlere örnek hayatından şunları anlattı:
"Gençliğimde dünya klasiklerini okurdum, bu kitaplar bana fikri bir zevk verirdi.Daha sonraları anladım ki, yürekten gelmemiş ve yaşanmamış hikayeler bana bir şey katmaz. Yürekten gelen ve gerçekten yaşanmış olan hikayeler, gerçek manada yüreklerde karşılığını bulur.
Ülkemizin yakın geçmişi, maalesef biz müslümanların üzüldüğü, bizlere sopanın gösterildiği zamanlardı. Imam-Hatip mezunu olmak, birçok engelle karşılaşmayı da beraberinde getiriyordu. Yüksekokula, imam hatiplileri almamak için türlü güçlükler çıkarılırdı. Benim babam zamanında imam hatipler daha açılmamıştı. Dönemin zorlukları sebebiyle, dedem babamı okula göndermemişti. Bir eğitici olmasına rağmen, neden babamı okula göndermediğini dedeme sordum. Dedem de bana "Eğer babanı okutsaydım, sonuna kadar giderdi ama bu zamanda okuyanlar malesef Islamdan uzaklaşıyor" dedi. Babam mektebe gitmemişti ama çok zeki bir insandı. Ezberi çok kuvvetli idi ma girdiği birçok işinde başarılı olamadı. Babamın Maraş'ta küçük, kendi halinde bir kitapçı dükkanı vardı. Ben gözümü kitaplarla açtım. Bu kitapçı dükkanı üstad Necip Fazıl gibi bir dava adamını ağırlama şerefine ermişti. Üstad Necip Fazıl'ın iki Hilmim var dediği Hilmilerden biri, benim babam Hilmi Vakkasoğlu idi. Babamın adı Hilmi idi ama kendisi celalli bir adamdı. Babam "Nereden mezunsun?" diye sorulsa "Büyük Doğu Üniversitesi" derdi. Bunu Maraş'ta Üstad Necip Fazıl'ın bir konferansında, herkesin önünde haykırmıştı. Babamın kitapçı dükkanına birçok değerli insan gelirdi. Üstad Necip Fazıl bizim eve Buhara pilavı yemeğe de gelmişti. Başka zaman, Arif Nihat Asya babamın kitapçı dükkanına gelmiş ve babam onu "bir içimlik kahve" içmeye eve davet etmişti. Bu birbirinden değerli güzel insanlarla tanış olmak benim şiiri ve kitapları sevmemde önemli bir rol teşkil etti.
İmam Hatip'te okuduğumuz dönem, benim için gerçekten çok değerli zamanlardı. Özellikle bir hocamı unutamıyorum. Bir dava adamı olan, kendisi için de bir kitap yazdığım Sandal hocamı, rahmetle anıyorum. İslamı yaşamanın zor olduğu dönemlerde,tadilat yapılabilen tek Cami, Sandal hocamızın görev yaptığı ve okul gibi kullandığı Cami idi. Sandal hocamız, validen özel izin alarak bu Cami tadilatını yaptırmıştı. Rahmetli Menderes döneminde, altı ile İmam Hatip açılacaktı ama Maraş bu iller arasında yoktu. Sandal Hoca, zengin bir abimizi de yanına alarak, Ankara yolunu tuttu ve türlü zorluklara rağmen Maraş'ta bir Imam-Hatip okulu açılmasına vesile oldu. Bu okul için bir bina tahsis edilmemiş olsa da, başka bir okulun ikinci sınıfının olduğu yer, okulun müdüründen rica ve minnetle  istendi ve kabul edildi. Bu ilk imam hatibin öğrencileri köy, kent gezerek yaşına bakılmaksızın güç bela toplandı. Yasaklı dönemlerden sonra, böyle bir hizmetin devlet eliyle yapılıyor olması, birçok kişiyi şaşırtmıştı. Ben de bu imam hatibe gitmiştim. Eğer bu okul açılmasaydı, belki ben de babam gibi islamdan uzaklaşmamak adına, mektebe gidemeyecektim. Sandal hocamız, gerçekten bu okulun açılmasında büyük emekler vermiş ve bu okulda derslere katılmıştı. Hocamız çok nüktedan bir insandı. Gerçekten şaka ve fıkra yerli yerinde yapılınca çok etkili bir iletişim aracı olabiliyor. Biz 3. sınıftayken Sandal hocamız vefat etti. Büyük bir kalabalık ile onu ahirete uğurladık. Hocama "Ne kadar çok şey biliyorsunuz?" diye sorduğumuzda bize "Eğer bilmediklerim ayaklarımın altında olsaydı, başım arşa değerdi." diyerek İmamı Azam'ın o güzel sözünü hatırlattı. İmam hatip okulunu bitirdikten sonra, üniversite için İstanbul'u kazanmıştım. Daha önce İstanbul'a hiç gitmemiştim. Üstad Necip Fazıl, bir gün Maraş'a geldiğinde bir ev sohbeti tertip edildi. Ben İstanbul'a gittiğimde Üstada talebe olmak istediğimi babama söyledim. Babam da bu ev sohbeti esnasında, bu isteğimi Üstada söyledi. Üstad Necip Fazıl "Aldım kabul ettim" dedi. Adres olarak İstanbul'da Üstadı nasıl bulacağımızı sorduğumuzda, "Necip Fazıl Istanbul"diyerek cevap verdi. Yabancısı olduğum İstanbul'a geldiğim günlerde, açıkçası çok zorlandım ama sonunda Üstad Necip Fazıl'ın evini buldum. Ben bugünüme kadar birçok kitap yazdım ama babamın vasiyeti olan Necip Fazıl ile ilgili bir kitabı, henüz tamamlayamadım. Devam etmekte olduğum bu kitabı, tamamlayabilmem konusunda bana dua edin. Bir gün Üstad Necip Fazıl ve kıymetli Osman Serdengeçti karşılaştıkları zaman, Üstad Necip Fazıl, Serdengeçti'ye "Olgunlaşmışsın"deyince, o da karşılık olarak "Düşmek üzereyim üstad" cevabını verdi. Üstad Necip Fazıl'ın cenazesinde herkes üzgün olduğunu ve büyük bir boşluk bıraktığını söylerken, Osman Serdengeçti "Üstad, boşluk bırakmadı aksine bütün boşlukları doldurdu" demişti.
Vehbi Vakkasoğlu hocamız konuşmasının sonlarında,"Ülkemizde dernek sayısı çok ama İkra gibi okumayı önceleyen bir dernek maalesef çok az.Bu konuda sizi kutluyorum. Bir gayrimüslim, Anadolu Müslümanları ancak kitapla buluşursa kurtulur demiş ve bunun gerçekleşmemesi gerekir diye de eklemişti. İnsanımızın kitapla buluşması çok önemli ve İkra derneği bu konuda çok güzel işler yapıyor." dedi ve o güzel konuşmalarını neticelendirdi. Daha sonra Emin Atalay bey,hocamıza teşekkür etti ve bazı hatırlatmalarda bulundu. Derneğimizin Genel Başkanı Mehmet Çelik beyin, Vehbi Vakkasoğlu hocamıza takdim ettiği hediyeler sonrasında, hocamız kitaplarını imzaladı ve bu güzel programımız sona erdi.

 

 

OKUMANIN YARARLARI, HAZİNE SANDIĞI, OKUMAK, OKUMANIN GERÇEĞİ

OKUMAK

Kitaplar bulunduğumuz galaksinin en parlak yıldızlarıdır.

Satırlardan, virgüllerde oluşan bir beden, bambaşka bir dünya sadece bizim olduğumuz.

Sayfalarla tek tek sözcüklerle donatılmış bir macera düşünün.

Bazen keder, bazen sevinç duygularını yaşatan bir duygu karnavalı.

Bizler kitap okumaya başladığımızda, bu maceraya hem ortak olur aynı zamanda da yaşarız.

Kitap okumak çok uzun bir yolculuktur. Hayatımız gibi, okumayı çözdüğümüz ilk an başlar bu yolculuk ölümümüzle sona erer.

En güzeli de nedir biliyor musunuz?

Hayatın bu toz dumanından, stres ve yorgunluğundan alıkoyar, kurtarır bizi kitaplar. Belki bir saat belki on beş dakika. Bambaşka bir dünyaya açılan bir kapı misali farklı bir yere geliriz.

Okudukça öğreniriz, keşfederiz.

Hayatta yaptığımızda her faaliyette onlarca faydası bulunan kitaplar, bizlerden özel bir şey istemezler.

Sayfalarına, cümlelerine özensizce davranıp, kötü sözler etsek bile asla kırılmazlar. Sayfalarına açıp okumaya başladığımız an affeder, faydalarında bizlere de pay veren muhteşem birer dosttur kitaplar.

Altına çizdiğimiz satırlar bazen bizlere en güzel dersleri veren öğretmenimiz olup, bazense alıp köşeye çekilebildiğimiz arkadaşlarımızdırlar.

Kitaplar, gecenin kavratamadığı, yollarımıza döşenen ışıklardır. Biz okuyup öğrendikçe yollarımız daha da ışıldar.

                                                                                                             

                                                                                                                                              ELİF KARAKAŞ  8-A

                                                                                 Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

OKUMANIN GERÇEĞİ

Sizler okumayı sadece bir hobi mi sanıyorsunuz? Hayır, okumak sadece bir hobi değildir. Okumak bizim her şeyimizdir. Hani bazen karnımız acıktığında bir tas çorbaya, susadığımızda bir bardak suya ihtiyaç duyarız ya, okumakta öyle bir şeydir işte. Meslek sahibi olanlar sınıflarını başarıyla geçerek mi meslek sahibi oluyorlar sanıyorsunuz? Eğer öyle düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz. Peki ya başarıyı nereden buluyorlar? Sadece test çözerek mi? Tabi ki hayır. Yalnızca test çözerek değil aynı zamanda kitap okuyarak da başarılı oluyorlar. Fakat bu adına teknoloji denilen bağımlılık yüzünden okumanın kıymetini bilemez olduk. Peki ya sizce okumanın kıymetini biliyor muyuz? Biliyorsak neden hiç kitap okumuyoruz? Tabi bu herkes için geçerli değil belki bazı insanlar günde 5 saat kitap okuyorlar. Ama ya biz hiç kitap okumuyorsak o zaman ne olur? Hiç düşündünüz mü? Eğer okul okuyorsanız ve büyüyünce yani gelecekte doktor, mühendis ve mimar gibi güzel meslekler olmak istiyorsanız, neden kitap okumuyorsunuz? Hadi, şimdi gelin ve hep beraber kitap okuyalım ve geleceğimizi güzelleştirelim. Ne demiş şair; boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır. Biz de boşa geçen zamanımızı kitap okuyarak geçirelim.

 

 

                                                                                                              HİKMET SUDE TAŞER 7-D / 352

                                                                            Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

HAZİNE SANDIĞI                                                           

 

Onun adı kitaptır. Bir dokunursun kapılırsın büyüsüne. Sonra onunla devam edersin gezmeye, öğrenmeye ve ilmi keşfetmeye. Kitap kokusunda büyülendin ya! Hemen devamı gelir arkasından. Doymazsın, sayfaların içinde kaybolur gidersin. Hayal edip zihninde çizersin resmini. Zevk alırsın, zevk aldıkça etrafına yayarsın. Senin tattığın o duyguyu başkalarında duymasını istersin. İşte okumak böyledir. Senin istemenle olur ve sadece ona dokunman gerekir. Bu büyülenmeden sonra da kitap okumanın önemini ve faydalarını kavrarsın. Kitap insana kalite katar, insana özgüven verir, kelime dağarcığını geliştirir. Her ne alanda olursa olsun faydalı şeyler katar. Peki sizin çevrenizde, kitaba olan ilgisini çok beğendiğiniz birileri var mı? Açıkçası benim var. Kitaba özen gösteren ve kitaba verdiği paraya acımayan biri, bence çok şanslı. Son olarak benim size tavsiyem çevrenizde popüler olmayan insanları ve yazarları keşfedin. Emin olun onlar da birer hazine sandığı. Bunu unutmayın!

 

 

                                                                                                                   Büşra ÇIĞ

                                                                                                                   8/A     395

                                                                   Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

OKUMANIN YARARLARI

Okumak denilince aklımıza ilk gelen başarı olmamalıdır. Aslında okumak kültürümüzü tanımak, ruhumuzu dinlendirmek hayal dünyamıza ışınlanmak demektir. Okuyun çünkü inanın her şeyi okumakla başaracaksınız. Kitap okumayı sevmiyorsanız büyük ihtimalle kendi yaşınıza uygun kitap seçmemişsinizdir. Kitap  alırken kendimize uygun olup olmadığına dikkat etmeliyiz. Kitabı gösteriş olsun diye okumamalıyız, kendimiz için geleceğimiz için okumalıyız. İleride kitap okumanın faydasından çok yararlanacağız. Aslında bir saatimizi teknolojik aletlere vereceğimiz yerine, bir saat kitap okusak sayfalarca kitap okumuş oluruz. Bence kitap okumayı herkes sevebilir. Ama o kitabı eline almak, telefonu elinden bırakmak günümüz insanlara çok zor geliyor. Belki de bu sorunu çözsek bir çok insan kitap okuma alışkanlığını kazanmış olur. Haydi artık harakete geçme zamanı elinize bir bardak çayınızı alın ve kitabınızı okumaya, hayallere ışınlanmaya başlayın.

 

                                                                                                                                          

 

    DUYGU YAVUZ  7-D /339

                                                                                    Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

 

 

Satın Alıp da Okumadığımız Kitapların Üzerimizdeki Etkisi

 

“Okuması mümkün olmadığında bile, edinilmiş kitapların varlığının, bir kişiye okuyabileceğinden çok fazla kitap aldıran bir keyif üretmesi, ruhun sonsuzluk arayışından başka bir şey değil. Kitapları okumasak bile el üstünde tutarız. Çünkü sadece varlıkları bile konfor verir, içlerindekine erişim kolaylığı bir tatmin yaşatır.’’  

- A. Edward Newton -

Kitap okumak bir yönüyle, aslında, bağlama çalmak, resim yapmak gibi bir sanattır. İyi bir kitap okuru olmak iyi bir bağlama ustası olmak gibidir ve tıpkı diğer sanatlar gibi emek ister. Yani kişi kitap okuma isteği telkin edilerek iyi bir kitap okuru olmaz. Önce istek gelmez, önce emek gelir. Kitap okumaya zaman ayırdıkça ve okudukça bu isteği gelişir ve rafine hale gelir. Bu da ancak kitabı bol ortamlarda mümkün olur.

Bununla beraber satın alıp da henüz okumadığı kitapların her geçen gün artarak birikmesi de, neredeyse her iyi okurun günün birinde yüzleşeceği bir sorundur. Çok sayıda okunmamış kitap, birçok iyi kitap okurunun ortak psikolojik yüküdür. Üstelik, ceplerinde biraz parayla bir kitapçıya her girdiklerinde veya kartlarında parayla bir online kitap sitesine her girdiklerinde bu yükü daha da artıracak yeni kitaplar almaktan da kendilerini alamazlar.

Kütüphanemizde henüz okumadığınız kitap sayısının okuduklarımızdan fazla olması, dahası, henüz okunmamış kitaplarımız varken yeni kitaplar satın almak, yakın zamana kadar suçluluk hissi veren olumsuz bir davranış gibi geliyordu.

Bu yaygın kanı, Lübnan kökenli Amerikalı yazar ve ekonomist Nassim Nicholas Taleb’in 2007’de yayınlandıktan sonra ABD’de kısa sürede en çok satanlar arasına giren ‘‘Siyah Kuğu; Hiç Akla Gelmeyenin Etkisi’(The Black Swan)’ kitabının yol açtığı tartışmayla bir ölçüde değişti.

Taleb kitabında, insanların bildikleri şeylere, bilmedikleri veya farkında olmadıkları şeylerden çok daha fazla değer atfetseler de günün sonunda gelişmeleri şekillendirenin ikinciler olduğunu savunuyor. Gerek ekonomi, gerek toplumsal yaşam, gerekse de kişisel gelişimimiz üzerinde, aklımıza pek gelmeyen, hiç olasılık vermediğimiz veya öngörmediğimiz bir çok faktörün de, dikkate aldığımız, farkında olduğumuz, planladığımız faktörler kadar ve çoğu zaman onlardan da fazla etkili olduğuna dikkatimizi çekiyor. 

Taleb’in ‘Siyah Kuğu’sunda, ‘çok kitap sahibi’ olmanın üzerimizde fark etmediğimiz etkisine dikkat çektiği bölümü, önce blogger Maria Popova’nın 2015 yılındaki bir blog paylaşımı ile ve sonra da Jessica Stillman’ın 2017 sonunda Inc.com’da söz konusu blogdan hareket eden yazısı ile bu tartışmanın merkezine yerleşti. 

Taleb, kütüphanemizde, masamızda, yatağımızın başucunda durup da okumadığımız kitapların da neredeyse okuduğumuz kitaplar kadar üzerimizde etkisi olduğunu savunuyor.

Okunmamış kitaplar, bilmediğimiz bilgilerin ve bazı konularda yanlış düşündüğümüzü bir gün gösterecek bilgilerin güçlü bir hatırlatıcısı olarak egomuzun balonlaşmasını engeller. 

Bu anlamda, kişisel kütüphanemiz, zihinsel dünyamızın da sembolik bir göstergesi aslında. Kütüphanesini genişletmeyi bırakan kişi de öğrenmesi gereken her şeyi öğrendiği yanılgısına kolayca düşeceği bir noktaya ulaşır. Bilmedikleri şeylerin de artık onda bir eksikliğe neden olmayacağını düşünür. Entelektüel gelişme hevesini yitirir. Egosunun ‘her şeyi biliyorum’ çukuruna düşmesi artık işten bile değildir.

Buna karşılık kütüphanesini sürekli genişleten kişi ise, daha öğreneceği çok şey olduğu duygusunu güçlü şekilde yaşamaya devam eder. Merakının yanı sıra yeni sesler ve yeni fikirlere açıklığını yitirmez. Evinde sayısı her geçen gün artan okunmamış kitaplar sürekli egosunu taciz etmeye devam edecektir. 

Taleb, satın alıp da henüz okunmamış kitaplara, ‘antilibrary(anti-kütüphane)’ diyor.

Geçtiğimiz günlerde New York Times gazetesinde bunu gündeme getiren Sacramentolu kitapçı Kevin Mims ise, bu ‘antilibrary’ isimlendirmesine bir şerh düşüyor. Mims, ‘kütüphane’nin zaten, uzun süredir okunmadan o rafları işgal eden kitapları da içerdiğini kaydediyor. Ona göre bu konudaki en iyi isimlendirme Japonların, internet ve sosyal medya sayesinde artık küresel bir terime dönüşmüş ‘tsundoku’ sözcüğü... Japonların, satın alıp da okumadıkları kitapların oluşturduğu kitap yığınına taktıkları isim bu. ‘Doku’, okuma fiilinden geliyor. ‘tsun’ ise bir şeyin birikmesi anlamına gelen ‘tsumo’dan geliyor. Bu anlamda ilk kez Mori Senzo’nun 1879 yılındaki bir yazısında, sürekli kitap alıp hiçbirini okumayan bir öğretmeni hicvederken 'tsundoku sensei' nitelemesini kullanmasıyla literatüre girmiş. 

Taleb’i bu konuda ezber bozan düşünceye iten şey ise usta İtalyan yazar Umberto Eco’nun 30 bin kitaplık muhteşem kişisel kütüphanesi olmuş. Eco’nun, bu kitapların hepsini okumuş olması olası mıydı?

Elbette ki hayır.

Ama bu kadar çok okunmamış kitap ona sürekli bilmediği ne çok şey olduğunu hatırlatarak, Eco’nun entelektüel açlığını ve merakını hep zinde tuttular. Taleb'e göre kütüphanemizdeki okunmamış kitapların bizim üzerimizde de benzeri bir etkiye sahip olması çok mümkün. Tabii ki eğer kişisel kütüphanemizi, egomuzu şişiren bir vitrin değil de bir öğrenme araştırma merkezi olarak görüyorsak…

Kitap ve sanat eseri olan bir ortamda bulunmak bile, insandaki merakı, öğrenme isteğini ve yaratıcı yeteneği kamçılar. Örneğin, Ray Brudbery, ABD’de, kitapların yasaklandığı ve itfaiyecilerin kitapları yaktığı bir kara ütopyayı tasvir ettiği 1953 tarihli Fahrenheit 451romanını, California Üniversitesi kütüphanesinin bodrum katında kiraladığı masada 9 günde yazar. 2006 yılında bir okuruna verdiği yanıtta, ‘’25 bin sözcükten oluşan bir romanı bu kadar çabuk nasıl yazabildim? Kütüphanede yazmam sayesinde… Bütün arkadaşlarım, bütün sevdiklerim, daha yaratıcı olmam için bana raflardan haykırıyor, bağırıyor, feryat ediyorlardı. Yüzlerce kitabın gözleri önünde, kitap yakmaktan bahseden bir kitabı yazmanın nasıl heyecan verici bir iş olduğunu tahmin edersiniz diye düşünüyorum…’’ diye anlatacaktı etrafındaki kitapların etkisini… 

Kişisel kütüphane açık ki, sadece okunmuş kitaplardan oluştuğunda gücünün önemli bir kısmını yitiriyor. Kütüphanemiz, okunmuşların yarı sıra, hiç okunmamışlar, yarı okunmuşlar ve henüz satın alınmamış kitapların konulacağı boş raflarıyla bir bütündür.

’Yani okuyamayacağınız kadar çok fazla kitap aldığınız veya üç ömür süresinde bile bitiremeyeceğiniz bir okuma listesine sahip olduğunuz için kendinizi hırpalamayı bırakın’’ diyor Stillman yazısında ve ekliyor:

‘’Evinizdeki okunmamış bütün kitaplar hiç şüphesiz cahili olduğunuz şeylerin somut bir göstergesi. Ancak ne kadar cahil olduğunuzu bilmeniz bile, sizi insanlığın çok büyük çoğunluğunun önüne geçirmeye yeter…’’

 

 

Kaynakça: http://m.t24.com.tr/yazarlar/cemal-tuncdemir/satin-alip-da-okumadigimiz-kitaplarin-uzerimizdeki-etkisi,20664

OKUMANIN ÖNEMİ, KİTAP OKUMAK, KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ, KİTABIN ÖNEMİ

OKUMANIN ÖNEMİ

Okumanın  önemi  Kur-an-ı  Kerimde “ikra” kelimesi ile anlatılır. Okumak bizim kelime darağacımızı da geliştirir. Bizim okul hayatımızda ve iş hayatımızda bizlere çok yardımcı olur. Genel kültürümüzü geliştirmemize yardımcı olur. Yeni bilgiler ediniriz. Asırlar önce yaşanan olayları sanki gözümüzle görmüş gibi oluruz. Son yıllarda çok sorulardan sorulardan birisi “çok okuyan mı bilir yoksa çok gezen mi?” sorusudur. Bu sorunun cevabı tabiki de çok okuyan bilir. Neden mi? Çünkü gezmenin bir sınırı vardır fakat okumanın bir sınırı yoktur. Ayrıca kitap okuyarak ilginç bilgiler de öğreniriz.

Kitap okumak bizim zeka ufkumuzu genişletir. Okumak dini açıdan ve günlük hayat açısından bizi, okumayan insanlardan önde tutar. Biz okumayı öğrenerek gelecek nesillere de örnek olmuş oluruz. Dinimizin bize yasakladığı veya emrettiği kuralları da öğreniriz. Çok okuyan kişiler kitap da yazabilir. Bizler okumayı öğrenerek yalnızca dünya hayatında huzur bulmayız, hem dünya hayatında hem de ahret hayatında huzur buluruz.

Çok okumak bizim gelecek hayatımızda da çok etkili olacaktır.

 

                                                                                                                           

                                                                                                                  ZEYNEP ÇAVUŞ  7-B / 860

                                                                                      Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

KİTAP OKUMAK

 

Kitabın önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Kitabı, aslında kitabı her zaman okumalıyız.

Mesela bir konu işlemiş olabilirsiniz. Fakat kitapta yazıyor olabilir. Ve her şey çok güzel olur, mutlu oluruz. Mesela siz bir gün kütüphaneye gittiniz, bilgisayar veya tablet, telefon vb. bir şeyden girdinİz fakat kitapta ve internette aynı değil ve biz de kitaba güveniriz.

Kitabı sürekli boş kaldığımızda okumalıyız. Kitap okuyarak zihin kütüphanemizi geliştiririz. Hiç bir kitabı yarım bırakamayız çünkü içindeki bilgiyi merak ederiz. Kitabı büyük, küçük, yaşlı, genç demeden okumalıyız. Kitabı oku boş kalma kitap zararlı değildir.

 

                                                                                                                        TUĞÇE KUŞ 6-A / 645

                                                                       Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

 

KİTABIN ÖNEMİ

Kitap okumak insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. İnsan kitap okuyarak büyür ve gelişir. Kitap okumayan insanlar ise hiçbir şey öğrenemez.

Kitap okumak dünyaya bakış açımızı geliştirir. Bize hayatı sevdirir. Yani bizi doğru yola sürükler.

Kitap okumak düşüncelerimizi olgunlaştırır.Hayal gücümüzü geliştirir.Zihnimizi açar.Aynı meyve ve sebze gibi ve bir ilaç gibi bizi sağlıklı kılar.Bu yüzden kitap okumayı sevmeliyiz.  

Sıra geldi bana. Ben en çok hikaye ve masal türünden hoşlanırım. Heyecanlı ve maceracı oluyor. Romana da merakım var ama çok okumuşluğum yok. Eğer siz kitap okumayı çok seviyorsanız türü hiç önemli değildir. Kitap okumak önemlidir.

 

 

                                                                                              SEVDE NUR ZENGİN 6-A / 603

                                                                   Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu

 

 

KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ

Benim adım Leyla şimdi sizlere kitap okumanın önemiyle ilgili bir kompozisyon yazacağım. Kitap okumak benim için çok önemli bir kavramdır. Ben asla kitap okumaktan bıkmam çünkü kitap okumayı çok ama çok seviyorum ve herkesinde okumasını istiyorum. Kitap okumak insanlara huzur verir, bilgi verir ve bize bir çok şey öğretir. Düşünsenize kitap okumayan insanlar hayatta ne kadar zorluk çeker. Mesela konuşma farkı vardır, kitap okuyanın kelime darcığı daha fazladır.

Kısacası kitap okuyalım ve kitap okumayı sevdirelim. Arkadaşlar sizin de bana katılacağınıza ve kitap okuyacağınıza inanıyorum.

 

                                                                                                                              LEYLA KURT 6-A  625

                                                                        Kırkağaç İsmail Hakkı Gelenbevi İmam Hatip Ortaokulu  

 

 

İKRA DERNEĞİ, MEHMET ÇELİK, KİTAP OKUMAK

İKRA Derneği Esenyurt Temsilciliği olarak, her hafta Pazartesi günü gerçekleştirdiğimiz sohbetimizin bu haftaki konuğu İkra Derneği Genel Başkanı Sn. Mehmet ÇELİK Hocamızdı.

Sohbetimizin konusu; İslâm, İnsan ve Değerine dair, İnsan Suresi’nin ilk 5 Ayeti’nin tevsiriydi.

﴾1﴿ Gerçek şu ki, insanın yaratılış tarihinde onun henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem gelip geçmiştir.

﴾2﴿ Hakikatte biz insanı katışık bir nutfeden yarattık; imtihan edelim diye onu işitir ve görür kıldık.

﴾3﴿ Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankör.

﴾4﴿ Ama biz inkârcılar için zincirler, halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.

﴾5﴿ İyiler ise içindekine güzel koku katılmış bir kadehten içecekler.

Genel Başkanımızın sohbetinden özetle;

Değerli arkadaşlar biliyorsunuz ki, tarihte ve günümüzde çok kıymetli ressamlar, heykeltıraşlar var ve bu sanatçıların çok önemli sanat eserleri vardır. Nice insanlar bu eserlere haddinden fazla paha biçer, hatta tonlarca para vererek bu eserlere sahip olmak isterler. Oysa insan bilmez, en kıymetli ve eşsiz sanat eserinin kendisi olduğunu. Halbuki, ilmek ilmek her zerresine kadar bir şaheserdir insan.

İnsan, İslâm için kâinatta en değerli varlıktır. Düşünen her insanı hayrete bırakmaya yeterli, kudret kalemiyle yazılmış bir varlıktır insan. Kâinata sığmayan ilahi terennümü, iman ve aşkında yaşatabilecek bir gönüle sahip varlıktır insan. Bir taraftan ruhunda kaynayan aşkla Yüce Allah’ın emirlerine karşı sorumlu, diğer taraftan akıl ve irade gücünü kullanmada hürdür insan.

İnsan, ucu bucağı bilinmeyen varlık âlemi içinde, eşsiz bir konuma sahiptir. Allah’ın yaratmış olduğu nadide bir sanat eseridir.
Bilmeyiz, maalesef değerini anlamayız bu sanat eserinin. Yani kendimizi, kıymetimizi ...

Kâinat’ta herşeyin kaynağı su’dur. Bir resim, bir heykel, bir ağaç veya bir meyvenin... 
İnsanın da varlık âleminde varoluşundaki, yaratılışındaki kaynağı su’dur.
Nitekim Hicr Suresi 26. Ayet’te; “Andolsun biz insanı şekillenebilir özlü balçıktan, (şekil verilip) kurutulmuş çamurdan yarattık.” diye buyuruyor Allah (cc).

Peki herşey böyle mükemmel iken ve insan  Allah’ın buyurduğu gibi “eşref-i mahlukat” iken, nedendir bunca elem, bunca keder, bunca zulüm ve sıkıntı?
Cevabı apaçık bellidir ki, aklımızı kullanamıyoruz. Şayet aklımızı kullanıyor olsaydık, en büyük Rehberimiz olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’i anlamaya çalışırdık, Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim’i okumaya, anlamaya ve hayatımıza yönlendirici rol olmasına müsaade ederdik. 
Ne acıdır ki bu konudaki acziyetimiz had safhadadır. Oysa Müslüman’a yakışan her dâim bilgiye aç olması ve hayatının her safhasında ilim öğrenmeye çaba ve gayret göstermesidir. İşte tam da bu noktada insanoğlu, özellikle de Müslümanlar gayretkâr olursa, hem dünya güzelleşir hem de insandaki o zenginlik, şaheserlik gün yüzüne çıkmış olur. 

Eğer insan okumazsa ve ilim öğrenmezse, hayatı sadece yemek-içmek ve cinsi münasebetten ibaret olur. Bu durum, çok afedersiniz hayvanlarda da mevcudiyetini koruyor. Farklılık olmalı bizim açımızdan.

Bizi, yani insanı farklı kılan akıl ise şayet, o zaman o aklı kullanmak ile mükellefiz. Bu, bizim boynumuzun borcudur. Okuyacağız, öğreneceğiz ve ilim sahibi olacağız.

Ahlâki yapımız düzelmedikçe, kitap okuma seviyemiz artmadıkça, ilim ve irfan yolunda gayretimiz yükselmedikçe, sevgiyi ve hoşgörüyü yaymadıkça, özellikle de İslâmi kimliğimizi kullanarak, Müslüman’a yakışır bir duruş ve dürüstlük örneği göstermedikçe, maalesef batı dünyasının gölgesi altında kalmaya mahkum olacağız.  

İmanımızı sağlam ve diri tutacağız. Zira, insanı kontrolde tutan ve koruyucu güç vazifesi gören iman, hayatın rotasını çizmekte ve insanın nasıl yaşaması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Allah’a iman ve tevekkül, yalnızlık kalıbından sıyrılma ve zorlukları bir bir aşma imkânı verir. İman etmiş insanlarla birlikte olma, Allah’ın dini için omuz omuza çalışma, sıkıntı ve zorlukları kolaylaştırır ve insana güçlü bir irade kazandırır.

Avrupa Birliği’ne giremememizin sebeplerinden bir tanesi de, dürüst olmadığımız içinmiş mesela. Raporda öyle yazıyor.
İnsanlık tarihinin en iğrenç ahlâki bozukluklarına sahip olan ve bu konuda hep öyle kalacak olan batılı devletler, biz müslümanlara ticarette dürüst değilsiniz diyor, ahlâklı değilsiniz diyor. 
Nitekim siyasette de, alışverişte de, sanayide de, dış ikişkilerde de ...
Ne acıdır ki, Batılılar bunu gerekçe göstererek bizleri, yani Müslümanları adeta küçümsüyor, eziyor, sizi yanımıza alamayız diyorlar dalga geçer gibi. İnsan bunları duyunca gururu inciniyor, utanıyor değil mi? 

Başımızı iki elimizin arasına alıp şöyle bir düşünelim bakalım!
Bu durumun en büyük sebebi olan okumadaki zayıf tarafımızı düzeltecek miyiz, yoksa ahlâksız batı devletlerin bize ahlâk dersi vermesine müsaade etmeye devam mı edeceğiz?

Dünyanın dört bir yanında Müslüman devletler hep bir karışıklık içerisinde, batı dünyasının ekmeğine adeta yağ sürmektedir. 

Toparlayacak olursak, bugün dünya tarihinde okuma oranı en düşük ülkeler sıralamasında, Müslüman ülkeler en alt sıralardadır hep. 
Hem de Yüce Rabbimizin biricik Kur’an-ı Kerim’i varken. Kur’an-ı Kerim’i anlamadık, gerektiği gibi okumadık, kıymetini bilemedik, gerektiği gibi okumaktan âciz kaldık. O bir kitap değil, aksine bütün kitaplar bu yüce kelamı anlamak içindi. Değerini bilemedik, bilemiyoruz, bilmemeye de devam ediyoruz. Ve ne yazık ki bundan dolayı ezilen hep Müslümanlar olmuştur, olmaya da devam etmektedir. 

O yüzden diyoruz ki, Okuyalım, okutalım, hep beraber hem dünyada hem de ahirette kazananlardan olalım İnşaAllah.

Not: Sohbetimizden önce misafirlere çiğköfte ve çay ikrâmında bulunduk

Sohbetimize iştirak eden başta Genel Başkanımız Sn. Mehmet ÇELİK Hocamıza ve tüm misafirlerimize teşekkür ediyor, bir dahaki sohbete kadar Allah’a emanet olun diyoruz.

Sohbetlerimiz her hafta Pazartesi günü saat 21:00’de devam etmektedir. Sizi ve sevdiklerinizi bekleriz İnşaAllah.
Adres: Akçaburgaz Mah. 3050 Sk. N:8 D:15 Esenyurt 

 

Kayıt Ol



Üye Girişi