İkra Admin
İkra Admin

İkra Admin

-

Yazarın Haberleri
KAMUOYUNA DUYURULUR

TEDBİR BİZDEN…

 

Kıymetli İKRA Dostları! Bilindiği üzere Dünyamız şu anda “corona virüs (covid-19)” olarak isimlendirilen salgın bir hastalıkla karşı karşıya bulunuyor. Çin’in Wuhan kentinden çıkıp neredeyse bütün dünyada yayılan bu virüs, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olanlar başta olmak üzere 5000’in üzerinde kişinin ölümüne yol açmıştır. Virüsün ilk duyulmaya ve yayılmaya başladığı andan itibaren ülkemiz dünyaya örnek olacak tedbirler almış ve yetkililerimiz bu hastalıktan korunmak için yapılması gerekenleri halkımıza sık sık hatırlatmıştır, hatırlatmaktadır.

Alınması gereken en önemli tedbirlerden birinin de, kalabalık yerlerden uzak durulması olduğu ifade edilmiştir. Nitekim bu amaçla okullar tatil edilmiştir. Bu tedbir Peygamber Efendimiz’in (sav) şu tavsiyelerine de uygundur: "Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız." (Buhârî, Müslim)  

Biz de İKRA Derneği olarak, Peygamber Efendimiz’in (sav) tavsiyelerine ve yetkililerimizin uyarılarına uyarak 16 Mart 2020 Pazartesi tarihinden itibaren Ramazan ayının sonuna (27 Mayıs 2020 Çarşamba ) kadar Tüm temsilciliklerimizde; Korona virüse karşı tedbir amaçlı olarak  Her Türlü Sohbet, Ders ve Sosyal Faaliyetlerimize ara verme kararı aldık. Tedbir bizden, takdir Yüce Allah’tandır.

Kamuoyunun Bilgisine…

 

BAKALIM ÖĞRENDİK Mİ?

Bakalım Öğrendik mi?

            İKRA Derneği Esenyurt temsilciliğimizde her pazartesi akşamı yapılan sohbet programımızda bu sefer farklı bir aktivite gerçekleştirildi. İKRA Dergimizin “Âdab-ı Muâşeret” konulu 51. Sayısının içeriğiyle sınırlı olarak 10 soruluk bir bilgi yarışması yapıldı. Önceden duyurulan ve pazartesi sohbetine katılan dostlarımızın iştirak ettiği yarışmanın sorunları, pazartesi sohbetlerini yapan Bekir YILDIRIM hocamız tarafından hazırlandı. Yarışmanın ödülü ise “kol saati” olarak belirlendi.

            Küçük ve sınırlı da olsa, yarışma yine de heyecanlı, çekişmeli ve eğlenceli geçti. 10 sorunun sonunda birinciliği bir doğru cevap fazlasıyla Zeynel TOĞ kazandı ve yarışmanın ödülü olan kol saati kendisine takdim edildi. Elbette yarışma da, kol saati de bahane; asıl amaç Dergimizin daha dikkatli okunması, içindeki bilgilerin hazmedilerek öğrenilmesi ve okumaya teşvik etmek.

            Soruları hazırlayan Bekir YILDIRIM Hocamıza emeklerinden dolayı, bütün yarışmacılara katılımlarından dolayı teşekkür ediyor ve yarışmanın birincisi Zeynel TOĞ kardeşimizi de başarısından dolayı tebrik ediyoruz.

             Pazartesi sohbetlerimiz her hafta saat 21:00’de devam etmektedir.

Tüm dostlarımızı bekleriz.

İDLİP ŞEHİTLERİNE İTHAFEN

İDLİB ŞEHİTLERİNE İTHAFEN

 

Gerek Suriye halkının huzur ve güveni, gerek ülkemizin güvenliği için İdlib’te bulunan Mehmetçiğimiz 27 Şubat 2020 tarihinde Esed rejiminin kahpe bir saldırısına uğramış ve 34 Mehmetçiğimiz şehit düşmüştü. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize sabır, yaralı gazilerimize de acil şifalar diliyoruz. 

Biz de ordumuzun, Mehmetçiğimizin yanında olduğumuzu göstermek istedik. Hassaten İdlib şehitlerimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimiz için 5 gün gibi kısa bir sürede 22 hatim ve en az 1000 yasin-i şerif okuyarak Bağcılar halkının da katıldığı dua programımızı Bağcılar Merkez Camii’nde yaptık.Programda Genel Başkanımız Mehmet ÇELİK kısa bir selamlama konuşması yaptı. Ardından da Bağcılar vaizlerinden Veysel ÇELEBİ ruhlarımıza dokunan bir dua etti.Bizlere böyle bir programda destek veren Bağcılar Müftülüğüne ve Bağcılar halkına teşekkür ediyoruz.Her daim tek yürek ve tek bilek olarak destek ve dualarımızın yöneticilerimizle, ordumuzla ve Mehmetçikle olduğunu ilan ediyoruz. Rabbim yollarını açık, gazalarını mübarek etsin.  

TEK YÜREK ve TEK BİLEK OLARAK BAHAR KALKANI HAREKATINI DESTEKLİYORUZ

TEK YÜREK VE TEK BİLEK OLARAK
BAHAR KALKANI HAREKETİNİ DESTEKLİYORUZ


Rusya’nın desteği ile kadın, çocuk yaşlı demeden kendi halkını acımasız bir şekilde katleden, yerinden ve yurdundan süren katil Esad rejimi, yeni katliamlar ve mağduriyetler için İdlib’e yönelmişti. Gerek Suriye halkının huzur ve güveni, gerek ülkemizin güvenliği için İdlib’te bulunan ordumuz, Rusya’ya ve rejime gerekli uyarıları yapmış ve şubat ayının sonuna kadar rejim askerlerinin geri çekilmesini ihtar etmişti. Ancak saldırılarına ve sivil katliamına devam eden Esad rejimi, eceli gelen it misali son olarak 27 Şubat 2020 tarihinde Mehmetçiği hedef almış ve 34 Mehmetçiği şehit etmişti. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize sabır, yaralı gazilerimize de acil şifalar diliyoruz. 
Hem bu saldırının cezasını vermek, hem de katil rejime verilen sürenin sona ermesi üzerine anladıkları dilden konuşmak üzere ordumuz tarafından Bahar Kalkanı Operasyonu başlatılmıştır. Bu hareketin en kısa zamanda zaferle sonuçlanması için tek yürek ve tek bilek olarak destek ve dualarımızın yöneticilerimizle, ordumuzla ve Mehmetçikle olduğunu ilan ediyoruz. Rabbim yollarını açık, gazalarını mübarek etsin.

Başımız Sağ Olsun

Mazlumların umudu olan aziz milletimizin şanlı ordusu Suriye'de saldırıya uğramış ve 33 vatan evladımız şehit olmuştur. Gün birlik günü olup İKRA Derneği olarak hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı olan vatan evlatlarımıza da acil şifalar dileriz.

                                                      

SABAH NAMAZI ŞAHİTLİDİR.

SABAH NAMAZI ŞAHİTTİR.

Hayatı bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerine ayırırsak; bu ayrımı yaptığımız zaman  ‘Ağaç yaş iken eğilir.’ atasözümüzden de anlaşılacağı üzere bizler gençlik dönemimizi nasıl geçirirsek, bu dönemde kendimize ne katarsak, aynı bugün gezimizde ziyaret ettiğimiz Şehzadebaşı Camimizin minarelerinde ki o eşsiz taş üstüne işlenmiş motifler gibi yıllar boyu hayatımızdan yok olmayacaktır. Tozlansa temizler, yosun tutsa sileriz fakat kendinden bir şey kaybettiremeyiz.

Okumanın her yaşta, her koşulda olabileceğini birçok âlimden bilim adamından ve sayısız düşünürden duymakla birlikte yanımızda canlı şahit olması bizi daha da heveslendiriyor. Birazcık bahsetmek gerekirse 4 çocuk babası 36 yaşında 2. Üniversitesini bitirmiş ve şu an bir ortaokulda müdür yardımcılığı görevini yapan, derneğimizde en fazla göreve sahip olanlardan biri olan ve kendi talebiyle İKRA GENÇLİK Birimi sorumlusu olan, biz gençlerle ilgilenmeyi  tercih eden Erdoğan hocamıza bu vesileyle hem bize örnek olduğu için hem de yol gösterici olduğu için teşekkür ediyoruz.

Günlerden 17 Şubat Pazar ve yine şubatın soğuğunu iliklerimize kadar hissettiğimiz bir kış günü. Şahitli olan namazlardan biri olan sabah namazını Gençlik birimimizle zamanın ötesinde bir mimar olan Mimar Sinan’ın Çıraklık  eserim dediği Şehzadebaşı Camii’nde eda ettik. Ardından hem lokasyon açısından, hem tasarım, incelik, zerafet yönlerinden ecdadı bir kere daha hayırla yad ettik. İlim Yayma Vakfı Vefa Yurdu Müdür Yardımcısı Feyyaz abimize bize rehberlik ettiği için bir kere daha bu vesileyle bize sağladığı imkanlardan dolayı teşekkür diyoruz.

Erken kalkan yol alır…  Günümüz tüm hızıyla ve bereketiyle devam ederken Feyyaz Kalkan abimizin bize İlim Yayma Vakfında kahvaltı ikram etmesi içimizi ona karşı daha da ısındırdı:) Hiçbirimiz sıcak sütle yapılan mısır gevreğine ve daha nicelerine hayır diyemedik; ne de olsa kanımız kaynıyordu…

Bir yükseköğretim yurdu olan Mahmut Kemal İnal yurdumuzda derneğimizin de belki bize en büyük katkısı olan tecrübeli insanlarla, bir konu hakkında ehil ağabeylerimizle tanışma fırsatına sahip olduk. Bunlar kimler miydi? Türkiye yedincisi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 5. Sınıf öğrencisi Ahmet abimizden (Tıp okumakla kalmayıp, İngilizce hazırlık olduğundan bir sene kaybetmemek için yaz döneminde Tıp fakültesine gelmeden 3 ay gibi bir sürede İngilizce'ye çalışarak, hazırlığı geçebilmesi bizi ayrıca heyecanlandırdı.) ‘çok değil sürekli çalışılarak bir başarı sağlanabileceğini’; Türkiye 444.sü abimizden ‘İdealin aldığı puanlardan çok daha fazla önemli olduğunu’ öğrendik. Programımıza iştirak eden üniversiteye hazırlanan 8 kardeşimize moral ve motivasyon sağladıkları için Allah razı olsun. İnşallah bizlere de bu yolda İslamı yaşayan yol gösterici bir birey, kardeşlerimize rol-model bir abi olabilmeyi nasip etsin.

Vakfımızın belki de en dikkat çekici yerlerinden biri olan medrese bölümümüz yani aslında bir mana da mini külliye diyebileceğimiz yerleriydi. İçerisinde kütüphane, çalışma odaları, sohbet odalarının bulunduğu ayrıca branş branş odalara ayrılan medresede derslik başına öğrenci sayısının 10 dahi olmadığı, belki de ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan eğitim sorunun neden çözülemediğinin nedenlerinden yalnızca birisi. Feyyaz abimizin bir sözü inceliği kulağımıza nakşetmek adına yeterli olur diye düşünüyorum; Ecdad der ki: ‘İnsanlar Camiyi hem maddi hem manevi temizliğin adresi bilmeli, camimizin önündeki çeşmelerden abdest alarak maddi temizliğini camide ise manevi temizliğini tamamlamalıdır’.

Kitaplarda, sohbetlerde oldukça duyduğumuz üç sözü hayatımıza bir mihenk taşı yapmak gerektiğini belki de bu programımızın özeti olarak söyleyebiliriz:

1) ’Kişi etrafında bulunan en yakın 5 arkadaşının ortalamasıdır.’ Bizi frenleyen değil aksine aktive eden bir arkadaşa sahip olmak, gerek başarı gerek ahlak, gerekse hayatın her alanında bizi daha ileriye taşır.

2) ’Geçmişini bilmeyen bir topluluk gelceğine yön veremez.’ Bize bu zamana kadar "ee, pis, kaka" denilen, unutturulmak istenilen atalarımızın aslında şu an rol-model almaya can attığımız Batıyı yüzyıllar öncesinden geçen bir ecdad olduğunu unutmamamız, unutturmamamız ve her zaman onların hedeflerine uygun, İlayı kelimetullah yolunda yaşamamız gerekir.

3) ‘Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak gerekir.’

Allah, bu programı tertip eden, destekleyen hocalarımızdan ve katılarak bizlerin içine umut tohumları  atan kardeşlerimizden razı olsun. Nice güzel programlarda beraber olmak dileğiyle…

İKRA Derneği BİLGİ YARIŞMASI FİNALİ YAPILDI

İKRA Derneği BİLGİ YARIŞMASI FİNALİ YAPILDI

 

İKRA Derneğimizin düzenlemiş olduğu Bilgi Yarışması finali, 29 Ocak 2020 tarihinde İKRA Esenler Temsilciliği’nde yapıldı. Derneğimizin temsilciliklerindeki yönetim kurulu üyelerimizin ve kitap okurlarımızın oluşturdukları ekiplerle iştirak ettikleri yarışmalar oldukça heyecanlı ve çekişmeli geçti.

08 Ocak, 15 Ocak ve 22 Ocak’ta yapılan eleme yarışmalarında Bağcılar, Tuna ve Güngören temsilciliklerimizden katılan ve birinci olan 3 ekip finalde yarışma hakkı kazanmıştı. İKRA Derneği Teşkilatlanma Birimi’nin organize ettiği yarışmalar saat 21.00’de başladı. Ancak yarışmadan önce hem yarışmacılara, hem de izleyicilere, yine Teşkilatlanma Birimi tarafından hazırlanan birbirinden lezzetli yiyeceklerden oluşan ikramlar yapıldı.

Siyer, Kur’an’ı Kerim - tefsir, genel kültür ve Derneğimiz ile ilgili 15 sorunun yer aldığı yarışmalar hem tatlı bir rekabete, hem de bilgilerimizin tazelenmesine, bilmediklerimizin öğrenilmesine vesile oldu. Yarışmalarda ödüllü seyirci soruları da vardı ve bu sorulara doğru cevap veren seyircilere ödülleri takdim edildi.

Sunuculuğunu İKRA Göztepe Temsilciliği'nden  Sayın Vural ERCE'nin yaptığı final yarışmasının jürisi, İKRA Derneği Genel Başkanı Sayın Mehmet ÇELİK, Kitap Komisyonu Başkanı Sayın Ahmet YAPICI ve Yayın Kurulu Başkanı Sayın Halil KENDİR’den oluştu.

İlk soru ile büyük bir çekişmeye ve heyecana sahne olan final yarışması sonunda Abdullah EROĞLU, Metin KUL, Mustafa Hamza AYDIN ve Furkan ŞEKER’den oluşan Güngören Temsilciliği ekibi birinci oldu. İkinciliği Tuna Temsilciliği ekibi alırken, Bağcılar Temsilciliğimizden katılan ekip de üçüncü oldu. Kendilerini ve yarışmaya katılan bütün ekiplerimizi tebrik ediyoruz.

Birinci olan ekipteki yarışmacılara birer çeyrek altın, ikinci olan yarışmacılara birer saat ve üçüncü olan yarışmacılara da birer gömlek hediye edildi.

Bu güzel organizasyonu başarılı bir şekilde gerçekleştiren, İKRA Teşkilatlanma Birimi’nin başkanı Sayın Hamdi BAKIN ve ekibine teşekkür ediyoruz.  

 

Gençlerimizin Gözünden Kampımız

Gençlerimizin Gözünden Bolu Aladağ Kampımız

23 Ocak  yapılması gereken çok işim vardı. Bavulumu hazırlayıp bir an önce kahvaltı etmeliydim. Sonuçta dört gözle beklediğim Bolu - Aladağ kampı için otobüs öğlen namazına müteakiben kalkacaktı. Kahvaltı işini hızlıca aradan çıkardıktan sonra buluşma yeri olan İKRA Esenler Temsilciliği'ne gittim. Toplanma noktasında önceden tanıdıklarımın yanında ilk defa gördüğüm genç kardeşler de vardı. Hazırlıklar tamamlanıp bizim için tahsis edilmiş otobüs vasıtasıyla yolculuk boyunca namaz vakitlerinde molalar vererek nihayetinde Aladağ'da konaklayacağımız tesise varmış olduk.Dağın eteklerini örten beyaz gelinlik misali ayak basılmamış kar örtüsü kalp atışlarımın hızlanmasına yetti. Bu manzara daha ilk günden yapılacak aktivitelerin kalitesinin yüksekliğini gösteriyordu. Bu seyri o anlık yarıda bırakarak yanımızda getirdiğimiz erzaklar ile süratle yemek hazırladık. Büyüğü - küçüğü herkes bir işin ucundan tutarak hazırlıklar tamamlandı.Yemeklerimizi yedikten sonra bulunduğumuz tesisin bekçisi olan yaşlı ama delikanlı olan Mustafa amcanın da olduğu Peygamberimizin (sav) sünneti olan tanışma ve kaynaşma faslına geçtik. Herkes birbirlerinin isimlerini duyduktan sonra büyüklerimizin hayat tecrübelerini çay ve meyve eşliğinde keyifle dinledik. Aynı odada kalacak olanlar grup liderleri tarafından belirlenmesinin ardından ilk gün sona erdi.Sabah namazı vakti ile uyanan kamp ekibi ilk günün yorgunluğunu sıcak yer yataklarında attıktan sonra zengin bir kahvaltı ile enerjisinin doruğuna ulaştı. Kamp liderleri tarafından dağıtılan kitapları gruplar halinde okuduk. Hep beraber görgü ve nezaket konulu kitabımızda önemli gördüğümüz kısımları mütaala ettik ve hayatımızdaki yapmamız gereken eksiklikleri fark ettik. Bundan sonrası için detaylı olarak yazarsam sayfalarca zaman gerekeceğinden özet geçeceğim. Kitap okumayı takiben akşam soba üstünde kestane yanında çay servisi ile film seyrini ve gecenin ilerleyen saatlerinde bir kısmının oyunun içerisinde olduğu diğer kısmının ise gülerek izlediği eğlenceli oyunları takip ettik. Diğer günlerde keşif yürüyüşleri, kar yüzeyinde lokomotif yaparak kayma, yakınımızdaki tepenin  zirvesine yürüme, kar üstünde savaş ve dahası... Bu etkinliklerin ardından yorulan bizler çay ve çekirdek ile koyu bir muhabbetin kapısını araladık. Enerjisi tekrar yerine gelen gençlerin güreş karşılaşmalarını dikkatle izlemenin beraberinde yaşça küçük gençler ile şakalaşmalar ve bizden büyük abiler ile de saygı çerçevinde muhabbetler kurduk. Birlikte dualarla ve salavatlarla hazırlanan yemeklerin ardından herkesin el birliği ile sofrayı toplaması bizleri birbirimize daha çok kaynaştırdı. Nöbetçi arkadaşlara yardım edildi. Böylelikle bizler ile titizlikle ilgilenen annelerimizin Kadrini daha iyi anlamış olduk. Cemaat halinde küçüklü büyüklü  omuz omuza kılınan namazlar, hoş bir seda olarak söylenen ilahiler ve gazeller ruhumuza eşsiz bir rahatlık kazandırdı. Hep beraber kamp ateşin başında toplanarak gecemize ve yaşantımıza unutamayacağımız izler bırakmış olduk. Her şeyden önemlisi nüfus olarak kalabalıklaştığımız ama bir o kadar da yalnızlaştığımız bu dönemde beraber, takım, ekip ve cemaat olmanın tadını yaşadık.
 

Enes SOY

İSTANBUL'UN TEPESİNDE MUHTEŞEM BİR ESER

İSTANBUL'UN MUHTEŞEM TEPESİNDE SABAH NAMAZI

İKRA Derneği Bağcılar Temsilciliği'nin her ayın ilk pazar günü düzenlediği sabah namazı programı bu ay Çamlıca tepesindeki altmış bin kişilik Çamlıca Camii'nde gerçekleşti. Namaz programına yönetim kurulu üyeleri, sohbet ve Kur'an dersi katılımcıları eşlik etti. Çamlıca Camii baş imamı İshak DANIŞ hocanın muhteşem kıraatı ve namaz sonrası tesbihatlarla sabahın nuru bereketlendirildi, Elhamdülillah.

İKRA Gençliği Bolu Aladağ'da

 

Yaratan Rabbinin adıyla oku!'

'Müminler ancak kardeştir.'

Bu düsturları önümüze alarak gençlerimizi Bolu'nun Aladağ bölgesi Karacaköy Yaylası'na okumaya, okutmaya ve kardeşliğimizi pekiştirmeye 23 Ocak Perşembe günü Esenler şubemizden yola çıktık. Dualarla, ilahilerle ve ikramlarla eğlenceli bir yolculuğun ardından varış noktamıza ulaştık. İlk olarak namazlar kılındı ardından sohbetler edildi ve akşam yemeği yendi. Yemek sonrası bulunduğumuz yerin görevlisi olan Mustafa amcanın sıcacık sohbetiyle içimizi ısıttık ve engin hayat tecrübelerinden faydalandı. Birbirimizi tanıdık, iş bölümümüzü yaptık. Odalarımıza dağılmanın vakti geldi, yol yorgunluğumuzun da etkisiyle erkenden uyku moduna geçtik:)Erken kalkan yol alır sözüne uygun olarak günlerimiz sabahın nuru sabah namazı ile başladı. Ardından kahvaltı ve kitap okuma saatimiz ve tahlillerimizle devam etti. Soba başında çay eşliğinde sohbetlerle ve sobada kumpirlerimizle birlikte şehrin kargaşasından bir an olsun uzaklaştık. Bu arada bir parantez açmak gerekirse bulunduğumuz Lokasyondan ötürü telefonlarımızın çekmemesi bizim birazda olsa doğal hayat deneyimini tatmamıza ve birbirimize vakit ayırmamıza vesile oldu. Akşam olduğunda Erdoğan AYDIN hocamızın ellerinden soba üstünde haşlanan tavuklarla yapılan şehriye çorbamızı ve pilav üstü sotemizi yedik. Ardından akla mantığa en uygun dinin İslam olduğunu anlatan bir Hint filmini semaverde çay ve içlerinde, muhabbetinde sıcacık yapan odun sobası eşliğinde izledik. Ve bir sonraki gün yine sabahın nuru sabah namazı ile başladı.  Hava güzel ve dışarısı tek bir ayak izi dahi olmayan uçsuz bucaksız yayla ve çam ormanlarıyla adeta bizi kendine çağırıyordu. Kahvaltının ardından sıra karın keyfini çıkartmaya, kaymaya ve kartopu savaşı yapmaya geldi. Hep beraber bir tavşanın haricinde ayak izi olmayan, dizlerimize kadar gelen karda gönlümüzce yürüdük, koştuk, kaydık ve kartopu savaşı yaptık. Ardından eve öğle ve ikindi namazlarımızı kılmak ve açlığımızı yatıştırmak amacıyla geri döndük. Tekrardan dışarı çıkma zamanı gelmişti ve bu sefer hedefimiz zirveydi. Tam 2 saat 9 kardeşimiz kar kış demeden tırmanmanın ardından Bolu dağlarının zirvesini Allah-u Ekber nidalarıyla inlettiler. Gün daha bitmemişti. Bu sefer programımızın başlatıcısı hem liderimiz hem de aşçımız Erdoğan AYDIN hocamız odun sobasında pişirdiği etlerle ve muhteşem tereyağlı pilavı yanında mercimek çorbası ve salatalarıyla hem karnımızı doyurdu hem de bayram ettirdi. Dediğimiz gibi son gecemizdi. Kamp ateşi olmadan kampın tadımı olur dedik ve yaktığımız ateşin etrafında halka olarak ezgi ve marşlar söyledik. Sonrasında kamplarımızın ritüeli haline getirdiğimiz Kabak oyunuyla ve yeni öğrendiğimiz ama artık bunu da ritüellerimizin arasına koyalım dediğimiz tabur oynayarak tamamladık. Bu gece hem bir heyecan hem de yarın gideceğimizi bildiğimizden bir hüzünle yataklarımıza geçtik.Nefse en ağır gelen sabah namazını birde bunu dağlardan gelen soğuk suyla birleştirince nefisle mücadele daha da bir önem kazanıyor. İşte bu düşüncelere sahip nefisle mücadelede başarılı olmayı gaye edinen İKRA'lı okuyan, okuduğunu hayatına tatbik eden gençlerimizle bir programımızın daha sonuna geldik.

İKRA DERNEĞİ Genel Başkanımız Mehmet ÇELİK ve Gençlik Birimi Başkanımız Erdoğan Aydın hocamıza teşekkür ediyoruz. Allah bu yolda emeği geçenlere, zaman harcayanların kalbini İslam'da sabit kılsın.

Medeniyetimiz/Şehirlerimiz-Taşkend

MEDENİYETİMİZ/ŞEHİRLERİMİZ

TAŞKENT-TAŞKEND

Medeniyetimiz ve Şehirlerimizde bu sayımızda Özbekistan’ın başkenti Taşkent’i ele aldık. Orta Asya’nın en güzel şehirlerinden biri olan Taşkent Özbekistan’ın başkentidir. Özbekistan’ın doğusunda yer alan şehir, geniş caddeleri, temiz sokakları ve düzenli bir mimariye sahip olması ile Sovyet döneminden bugüne Orta Asya’nın Paris’i olarak adlandırılmaktadır. Şehir 1966’da yaşanan deprem sonrası Sovyet şehir planlamacıları tarafından yeniden dizayn edilmiştir.

Taşkent, Eski Sovyetler Birliği’ndeki şehirler arasında Moskova, Leningrad (sonradan St.Petersburg olarak değiştirildi)  ve  Kiev’den sonra nüfus bakımından dördüncü sırada yer alırdı. 2006 yılı nüfus sayımına göre Taşkent’te 2 milyon 700 bin insan yaşamaktadır. Halen Orta Asya’nın en büyük şehridir.  Çirçik Vadisinde,

450-480 m yükseklikte kuruludur. Çirçik Nehrine bağlı birçok kanal şehrin içinden geçer. Tarihte Çaç, Çaçkent, Şaşkent ve Binkent gibi çeşitli isimlerle anılmıştır. Kuruluşunun milattan önce olduğu rivayet edilmektedir. Divan-ı Lugat-i Türk’te Taşkent’den ŞAŞ  Taşkend diye bahsedilir.

Batı-Doğu arasındaki kervan yolları üzerinde önemli bir ticaret ve el sanatları merkezi olmuştur. Taşkent Sekizinci yüzyıl başlarında Araplar tarafından fethedildi. 13.yy başlarında Moğolların eline geçinceye kadar Müslümanlar tarafından idare edildi. Bir süre Timurlular ve Şeybaniler tarafından idare edildikten sonra bağımsızlık kazandı. 1809’da Hokand Hanlığı tarafından ilhak edildi. 1865’te Rusların eline geçti. Ruslar zamanında 70.000 nüfuslu, surlarla çevrili bir ticaret merkeziydi. 1867’de yeni Türkistan valiliğinin idare merkezi yapılmasından sonra eski şehrin yanında modern bir şehir gelişti. 1917 Ekim devrimi sonrasında şehirde komünist yönetim kuruldu. Taşkent 1918’de ilan edilen yeni Türkistan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başşehri oldu. Özbekistan’ın bölünmesinden (1924) sonra ancak 1930’da tekrar başşehir oldu.

Taşkent günümüzde de eski Sovyetler Birliği sınırları arasında kalan Orta Asya topraklarının başlıca ekonomik ve kültürel merkezidir. Tarım ve tekstil makineleriyle, tekstil ürünleri en önemli sanayi dallarıdır. Şehirde pek çok yükseköğretim ve araştırma kurumu vardır. Özbek Bilimler Akademisi ve Navoy Halk Kütüphanesi başta gelen kurumlardır. 1966’daki büyük depreme rağmen ayakta kalan, Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Kurulunun merkezi olan Barakhan Medresesi de önemli tarihi eserlerin başında gelir. Nüfusun yaklaşık beşte dördü Özbek ve Rus olan Taşkent’te Tatar, Yahudi ve Ukraynalı azınlıklar da mevcuttur.

TAŞKENT’de ki İslam Eserleri

“Orta Asya’nın incisi” olarak bilinen Özbekistan, tarihi İpek Yolu güzergahında yer alıyor. Asırlar boyu kervanların geçiş noktalarından Özbekistan’da, eşsiz çinilerle bezenmiş medreseler, mavi kubbelerle örtülü külliyeler, kervansaraylar, camiler ve ünlü İslam alimlerinin kabirleri bulunuyor.

Türk ve İslam mimarisinin en nadide eserlerine ev sahipliği yapan ülke, son yıllarda inanç turizminin de yeni merkezlerinden biri haline geldi. İmam Buhari ve İmam Maturidi gibi birçok İslam aliminin türbesi, Özbekistan ve Taşkent’i ziyaret edenler için büyük öneme sahip.

İnanç turizmi bakımından ciddi potansiyele sahip olan Özbekistan’da Türk-İslâm medeniyetine ait çok sayıda tarihi eserin varlığı dikkati çekiyor. Ülkenin başşehri Taşkent’in yanı sıra Semerkand ve Buhara’daki İslam eserleri

adeta yıllara meydan okuyor. Burada, Tanrı Dağlarından Hira Dağına süren yolculuğun ruhunu hissetmek, İmam Buhari, İmam Tirmizi, İmam Maturidi, Ali Şir Nevai, M. Bahaeddin Şah-ı Nakşibendi, Ubeydullah Ahrar, Abdulhalik Gocduvani, Arif-i Rivgeri, Ali Ramitani, Emir Külal, M.İnciri Fagnevi’nin manevi atmosferini teneffüs etmek mümkün.

Ülkenin modern yüzünü simgeleyen başkent Taşkent›te, yüksek binaların, restoranların ve kafelerin yanı sıra farklı dönemleri yansıtan tarihi yapılara rastlamak mümkün. Taşkent’te, “Osman Mushafı” olarak bilinen, üzerine Hazreti Osman’ın kanının aktığı ifade edilen ceylan derisine yazılı Kur’an-ı Kerim’in muhafaza edildiği Hazret İmam (Hast-i İmam) Külliyesi görülmeye değer mekanların başında geliyor. Halife Hz. Osman döneminde yazılan bu Kur’an-ı Kerim, Emir Timur tarafından Irak’tan Semerkant’a getiriliyor fakat eski Sovyet döneminde Rusya’ya götürülüyor. Ulemaların talebi üzerine Kur’an-ı Kerim 1926 yılında yeniden Özbekistan’a getiriliyor.

Külliye içindeki görkemli yapılar arasında Barak Han Medresesi, İmam Buhari Medresesi, Tilla Şeyh Camisi ve Hazreti İmam Camii bulunuyor.

Taşkent, Sovyet döneminden kalan gri ve politik görüntüsünden sıyrılmış, ayrıca Orta Asya’ya özgü geleneksel Hint dokularıyla bezenmiş bir şekilde karşılıyor misafirlerini. Ve kabuğunu kırmış bir şekilde de büyümeye devam ediyor.

İslamiyet’in izleri derin bir şekilde medreselerde, camilerde ve hanlarda hissediliyor. 80 yıla yakın bir şekilde Komünizm ile yönetilmesine rağmen İslamiyet bu topraklardan silinmemiş ve Taşkent’e sıkı sıkıya bağlanmış durumda, eğer bir gezi planlıyorsanız rotanıza Taşkent’i de eklemenizi tavsiye ediyorum.

Şimdi İnsanlığımızı Gösterme Zamanı

Onların üzerine bombalar yağıyor, bizim vicdanımız kanıyor. Onlar soğukta donuyor, bizim yüreğimiz titriyor. Onlar bir sıcak çorbaya hasret kalıyor, bizim boğazımızda lokmalar düğümleniyor. GELİN!!! Bu drama hep birlikte çare olalım! Vicdan sahibi herkes, bir çorba miktarı, bir tuğla tutarı yardım etse, mazlumlar aç kalmayacak, yavrular soğukta titremeyecek. GELİN!!! Şimdi insanlığımızı gösterme, mazlum kardeşlerimize yardım etme zamanı.

Kayıt Ol



Üye Girişi