YOL ARKADAŞINIZ KİTAP OLSUN
GÜNGÖREN YAYIN KURULU
GÜNGÖREN YAYIN KURULU

GÜNGÖREN YAYIN KURULU

Yazarın Haberleri
Cuma Suresi, Mehmet ÇELİK, İKRA Derneği

Güngören temsilciliğimizde 14 Ocak 2019 Pazartesi akşamı Genel Başkanımız ve İlahiyatçı Mehmet ÇELİK konuğumuz idi. Hocamız bu hafta Cuma suresinin tefsirine başladı. Hocamızın sohbetinden özetle;

- İlk cuma namazı 622 tarihinde Medine, Ranuna vadisinde kılınmıştır. Peki, daha önce cuma namazı kılınmadı mı? Kılındı, mesela Musab B. Umeyr’in imamlığında; ama Peygamber'in (s.a.v.) başında olduğu ilk cuma namazı idi.

- Cuma süresinin ilk 8 ayeti 629 yılında nazil oldu. Hayber’in fethi döneminde nazil olan bu 8 ayet ile daha önceden nazil olmuş olan 9, 10 ve 11. ayetleri de birleştiren Peygamber Efendimiz (sav), vahiy kâtiplerine bu şekilde yazdırarak surenin adının “Cuma” olduğunu bildirmiştir.

1. Ayet: “Göklerde bulunanlar da, yerde bulunanlar da egemenliğin mutlak sahibi, her türlü eksiklikten uzak, azîz ve hakîm olan Allah’ı tesbih ediyor.

- Yeryüzünde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. Doğaya, tabiata, yaratılan her şeye baktığımız zaman yaratıcının muazzamlığı görülmektedir. Gökyüzünde ve yeryüzünde görüp, görmediğimiz her şeyin sahibi ve yöneticisi, yaratıcı olan Allah'dır.

- En basitinden yaşadığımız ortamı düşünelim; şehrin kirli suyu, fabrika suları, gemi atıkları gibi binlercesi denizlere dökülüp, deniz suyunu kirletiyor. Peki bu kadar kirli su nereye gidiyor? Hiç şüphesiz ki, malik olan Allah, bu suyu gökyüzüne yükseltip temizliyor ve tekrar yeryüzüne gönderiyor.

 

2. Ayet: “Ümmîlere kendi içlerinden, onlara âyetlerini okuyacak, onları arındıracak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek bir elçi gönderen O’dur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.”

- Okuma yazma bilmeyen Peygamber'e (s.a.v) ve tüm insanlığa okuma yazma öğreten Allah'tır.

Cuma suresi tefsirine 2 hafta sonra 28 Ocak Pazartesi akşamı devam edilecektir inşallah.

İKRA Derneği, Güngören Temsilciliği, Kitap Okumak, Kitap Okumanın Faydaları

Güngören Temsilciliğimizin 30.07.2018 Pazartesi akşamı sohbet konuğu Güngören Kuba Camii İmam Hatibi Mehmet ADIGÜZEL idi. Hocamız sohbetinde “Gerçek Dost” konusuna değindi. Hocamızdan özetle;

İnsanoğluna her konuda seçme hakkı veren Allah (c.c) dostlarını seçmekte de insanı özgür bırakmıştır. Hayatımızda seçtiğimiz kişiler ya Allah dostu olacak, ya da şeytanın. Ancak, ne güzeldir Allah dostları ile birlikte olmak, Allah için hizmet edenler ile beraber olmak. Burada sizin gibi Allah’ın ayetlerinden bahseden insanlara beraber olmak.

Mâide Suresi 56. ayette Allah şöyle buyurmuştur:

وَمَن يَتَوَلَّ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ فَإِنَّ حِزْبَ اللّهِ هُمُ الْغَالِبُونَ

Kim, Allah’ı, peygamberini ve iman edenleri veli edinirse bilsin ki Allah’tan yana olanlar mutlaka galip geleceklerdir.

Allah ile dostluk kurmak, O'nun yolunda mücadele edenler ile birlikte olmanın da bir getirisi vardır.

1. Cehaletten kurtarır: Câhiliye dönemine baktığımız zaman, o dönemde de insanlar okuyor, yazıyor, şiir ile, edebiyat ile meşgul oluyordu ancak karanlıklar içinde bir okumaydı bu. Allah, o topluluğu ayetler ile karanlıktan aydınlığa çıkardı. Allah’ın rızasını kazanmak için okunan ilim de bizleri karanlıktan aydınlığa çıkaracaktır inşallah.

2. Şeytanın vesvesesinden uzak durur: Allah’ın emirlerini en iyi bilenler, Allah’ı kendisine dost edinenler, şeytanın vesvesesi anında hemen Allah'a sığınıp günahtan kaçarlar.

3. Huzurlu olmak: Yaşamayı hepimiz çok severiz, bu yaşam içinde huzurlu olmayı herkes ister. Huzur için ise Allah yolunda olmak gerekir.

"Kalpler ancak Allah'ı anmakla mutmain olur." ayetinde zikredildiği gibi, gerçek huzur için Allah'ı kendimize dost edinmeliyiz.

4. Gelecek kaygısı olmaması: İnsanların ömründe en çok zamanını alan, sıkıntıya sebep olan konu budur. İnanan bir insan için gelecek korkusu yoktur, çünkü inanan insan her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu bilir. Dünya malı amaç değil araçtır.

5. Sevgi ve saygı görmek.

6. Zamanı bereketli kullanmak: Allah, bize her gün 24 saatlik kredi veriyor. Biz bunu dilediğimiz gibi kullanıyoruz ancak bu krediyi yanlış kullandığımız zaman ahirette çok büyük sorun yaşarız. Allah bizleri ömür sermayesini doğru kullananlardan eylesin inşallah.

7. Kanaatkâr olmak: Elimizdekilerin kıymetini bilerek onlarla yetinmeliyiz. Tabii ki biz çalışıp elimizden geleni yapmalıyız ancak unutmayalım ki Allah zenginliği istediği kadar verir.

Sohbetlerimiz her pazartesi akşamı 21:00-21:30 arasıdır.

 

 

19 Şubat 2018 Pazartesi sohbetimizin hocası olan Av. Emin ATALAY’ın bu akşam ki İlmihâl konusu “Peyg...

19 Şubat 2018 Pazartesi sohbetimizin hocası olan Av. Emin ATALAY’ın bu akşam ki İlmihâl konusu “Peygamberlere ve Kitaplara İman" idi. Hocamızın dilinden;

Hocamız sohbetine Necip Fazıl KISAKÜREK'İN manidar sözü ile başladı. "Yandı kitap dağlarım, ne garip bir hâl oldu! Sonunda bana kalan yalnız ilmihâl oldu."

Kitaplara İman

Allah'ın bize gönderdiği her kitap kutsaldır. Ancak Kur’ân’dan önce gelen kitaplar insanlar tarafından bozulmuştur. Hz. Davud (as)’a Zebur, Hz. Musa (as) Tevrat, Hz. İsa (as)’ya İncil gelmiştir. Bazı peygamberlere de az miktarda gelen vahiyler vardır ki, bunlara da “suhuf” denir.

Hz. Peygamber (sav)'e gelen kitap, Kur’ân'ı Kerim, ayet ayet gelmiş ve vahiy kâtipleri denilen sahabeler tarafından yazılmıştır. Daha sonra Efendimiz (s.a.v) ayetleri sahabelere okumuş ve onlar da ezberlemiştir. Kur’ân’ı Allah bu zamana kadar korumuş ve ahirete kadar da koruyacaktır.

Peygamberlere İman

Kur’ân-ı Kerim’de “peygamber” kelimesi geçmez, “peygamber” kelimesi Farsça’dır. Buna eş değer olarak, “Rasul” veya “Nebi” geçer.

Rasul: Yeni bir hüküm getiren peygambere denir.

Nebi: Nebi ise peygamberlerin getirdiği hükümleri sürdüren peygamberdir.

"Biz peygamber göndermediğimiz hiç bir kavme zulmetmeyiz " ayeti ile Allah merhametini göstermiştir.

Bir insan, Allah vardır, 1’dir, der ve iman eder de peygamberi bildiği halde kabul etmez ise imanı geçerli olmaz.

Tüm kitap ve peygamberlerin bizlere “dünyevileşmemek” üzere gönderildiğini ifade eden hocamız tanım ...

Güngören Temsilciliğimizde 12 Şubat 2018 Pazartesi akşamında Tuna Temsilciliğimizin başkanlığını yapan Murat ELÇİBOĞA konuğumuz idi. Hocamız değişen zamanların değişmeyen hastalığı olan “dünyevileşme” bahsi hakkında sohbet gerçekleştirdi.

Tüm kitap ve peygamberlerin bizlere “dünyevileşmemek” üzere gönderildiğini ifade eden hocamız tanım olarak “orta yolun terk edilmesi” ifadesini kullandı. Hocamızdan özetle;

Dünyevileşme, Allah (cc)’ın emir ve yasakların tümünü veya bir kısmını ertelemek veya terk etmektir. Dünyadan alâkamızı kesmemiz mümkün değildir. Problem, bizim mala sahip olmamız da değildir, asıl en büyük problem malın bizi esir almasıdır, gönlü ona kaptırmaktır.

Hz. Mevlana’nın dediği gibi para deniz mesabesinde olursa, geminin yüzdürülmesinde gereklidir, lâkin geminin içine dolarsa gemiyi batırır ve şunu da biliyoruz ki, suya girildiği için insan boğulmaz, sudan çıkamadığı için boğulur.

Zenginleşmek, dünyevileşmek anlamına gelmez. Asıl dünyevileşmek insanın, ruhi ve uhrevi yönünü erteleyerek hayatı, sadece dünyevi haz ve refahtan ibaret bilmesidir, ahiretini unutmasıdır. Yine dünyevileşme, iyilikseverlik ve yardımseverlik duygularını köreltmekte; benmerkezci doyumsuz, gösteriş, kibir ve gurur sahibi yapmakta; şöhret tutkunu, başkasının malına göz diker, gerektiğinde şiddet kullanır, sınırsız ve amaçsız bir hırsla tüketim yapar hâle getirmektedir.

Allah (cc) bizlere hedef gösteriyor.

Kasas suresi 77. ayet; “Allah (CC)’ın sana verdiği malla ahiret yurdunu aramaya bak ve dünyadaki nasibini de unutma ve Allah (cc) sana nasıl ihsân ettiyse sen de ihsân et ve yeryüzünde bozgunculuk etmeye kalkışma; şüphe yok ki Allah (cc), bozguncuları sevmez.

İmtihan gereği mal cazibeli yaratılmıştır.

Ali İmrân suresi 14. ayet; “İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi çekici hâle getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa âkıbet güzelliği (varılacak yer) Allah (cc)’ın katındadır.”

Eşyanın insana hükmettiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu ister özgürleşmek adına inkâr fikrinden kaynaklansın, isterse eşyanın cazibesinden kaynaklansın, dünyanın ve eşyanın egemenliği altına girmeyi Kur’ân ahlâkı kabul etmemektedir. İster dünyadan yüz çevirme ister dünyaya tapma şeklinde olsun, aşırıya kaçan herhangi bir anlayışın kabul edilmesi mümkün değildir.

 

 

 

 

 

Güngören temsilciliğimizde 5 Şubat 2018 Pazartesi akşamında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İ...

Güngören temsilciliğimizde 5 Şubat 2018 Pazartesi akşamında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet EFE konuğumuz idi. Hocamız her zamanki gibi konuklarımızdan gelen soruları cevaplandırdı.

Çocuğa isim koyma şartı var mıdır ?

Dinimizce çocuğa isim koymanın kuralı yoktur ancak, Peygamber'in (s.a.v) sevdiği isimleri koymayı tavsiye etmiştir. Sadece adında harp içeren isimleri Peygamber Efendimizin bir kaç kez değiştirdiği rivayet edilmiştir. İsimler, içimize huzur verecek şekilde seçilmelidir. Öldüren, katil, savaş … gibi ürkütücü isimleri kullanmamakta fayda vardır. Bir de tarihimizde kullanılan isimler vardır. Bu isimlerde insanların içini ısıttığı için kullanılabilir. Bunların hepsi tavsiyedir. İsim konusunda farz veya vacip, hatta sünnet denilecek

bir şey yoktur.

Şafii bir kişi, Hanefi mezhebine mensup imam ile sabah namazı kılmak istiyor ise ne yapması gerekir?

Şafiilerde “Kunut Duasına” benzer dualar vardır. Hanefi bir imamın arkasında namaz kılsa bu duayı okuyamaz, ama cemaatle namaz kılmak daha sevap. O zaman ne yapmalı? Cemaat sevabından mahrum olmamak için bu duanın kısasını okumalı ki; cemaatle kılmak daha önemlidir.

"Köpeğin ağzına sürdüğü bir şeyi 7 defa yıkayın" şeklinde hadisi Şerif var, diğer yandan "köpeğin tuttuğu avı yiyin" şeklinde Maide suresinde geçiyor. Bu ikisi bir biri ile çelişmiyor mu?

Hadiste kastedilen, köpek bir kaptan yemek yerken salyası bulaşabilir, dolayısıyla hastalık insana geçebilir. Ayette bahsedilen ise; köpek, av hayvanını derisinin üzerinden yakalar ve etine zarar vermez. Bir de bu konuya şu açıdan bakılmalıdır ki, Peygamber'in (S.A.V ) döneminde ki şartlar ile şimdiki şartlar bir değildir. O dönemde insanları kap kacak alternatifi, çeşidi veya temizlik imkanı çok fazla yok idi, şimdi şartlar ve temizlik imkanı daha fazladır. Dolayısıyla köpeğin ağız sürdüğü bir kap çeşitli deterjan ile yıkanıp kullanılabilir.

Cuma günü cumaya gitmek ile mükellef olmayan kişiler, Cuma vaktinde çalışabilir mi?

Cuma namazı ile mükellef olan kişiler için o saatte sadece alış veriş yapmak değil her hangi bir iş ile meşgul olunmamalıdır. Burada iki husus vardır:

Birinci husus: Cumaya gitmesi gerekip de gitmeyen bir kişi, o saatte iş yerini açık tuttu, diğer bir kişi de her hangi bir mazeretten dolayı cumaya gidemedi diyelim. Mazeretten ötürü gidemeyen kişi alış veriş yapabilir, bunda bir mahsur yoktur. Vebal, kasıtlı olarak cumaya gitmeyen kişiyedir.

İkinci husus: Cuma üzerine farz olmayan kişiler çalışabilirler. Ama tebliğ açısından, cumanın önemini anlatmak açısından dükkanın kapalı olması daha hoş bir davranış olur.

 

Allah yolunda cihat etmek farzdır. Hadid suresinin tefsirinin devamı için 26 Şubat pazartesini bekli...

Hadid Suresi Tefsiri (girizgah)

22 Ocak Pazartesi sohbetimizi Genel Başkanımız Mehmet ÇELİK bey ile gerçekleştirdik. Hocamız bu hafta yeni bir surenin tefsirine başladı: Hadid Suresi. Hocamızdan özetle;
Hadid kelime mânâsı itibari ile demir demektir. Allah, kitabı indirmiştir, bununla birlikte demiri de indirmiştir. Demir, aynı zamanda güç, terazi demektir. Başka bir deyişle, güç sahibi olan kişilerin adaleti sağlaması demektir. 
Geçmişte de Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) de kâfirler çeşitli işkenceler etmiş, zulüm yapmışlardır. Sıkıntı zamanı Allah için savaşan, Allah’ın emrini söyleyen ile güllük gülistanlık zamanı Allah'ın emrini söyleyenin mertebesi bir değildir. Belki ikisi de cennetliktir ancak, cennetteki mertebesi bir değildir. Günümüzde de müslüman ülkeler üzerinden para kazanan, o ülkelerin zenginliklerini sömüren ülkelerin, sömürdükleri ülkelerden istediği şey ılımlı İslamdır. Bunu da şöyle açıklayabiliriz; "ne veriyorsak tut, ne söylüyorsak yut". Yani hiçbir şeye karışma, biz ne diyorsak öyle yap, diyorlar. Ama Allah'ın bizden istediği şey bu değildir.
Allah yolunda cihat etmek farzdır.
Hadid suresinin tefsirinin devamı için 26 Şubat pazartesini bekliyoruz.
 
Tabii, biz bu sohbetimizde bu sıfatların ne anlama geldiğini açıklamalarıyla beraber öğrendik. Sizle...

15 Ocak Pazartesi günü Güngören şubemizin konuğu Av. Emin ATALAY hocamız idi. Hocamızla İlmihal sohbetleri yapıyoruz. İlmihal, bir müslümanın asgari bilmesi gereken ilimdir. İlmihal demek, hâlin ilmi demektir. Bu haftaki ilmihal konumuz; Allah’a iman. Hocamızdan özetle:

Allah'ın 99 ismi vardır derler, öyledir lakin 99 ile sınırlandırılamaz, her lisan da farklı farklı isimler vardır. Ancak 1 ismi (ALLAH) hiçbir kimseye verilemez, başka bir şeyi tarif etmek için kullanılamaz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) "Allah'ın 99 ismini sayan cennete gider." buyurmuştur. Alimler bunu Allah’ın bu isimlerindeki anlamlara göre yaşama, olarak da tefsir etmişlerdir. Bu isimleri ezberlemek için sürekli tekrar etmek gerekir. İnsan, bu isimleri saya saya da gönlüne Allah’ın bu isimlerini ve manalarını gönlüne nakşeder, hayatına tatbik eder.

Allah'ın sıfatları:

1. ZÂTİ SIFATLARI: Vücut, Kıdem, Beka, Vahdâniyet, Muhalefet-ün lil-Havâdis, Kıyam bi nefsihi.

2. SUBÛTİ SIFATLARI: Hayat, İlim, Sem'i, Basar, İrade, Kudret, Kelâm, Tekvîn.

Tabii, biz bu sohbetimizde bu sıfatların ne anlama geldiğini açıklamalarıyla beraber öğrendik. Sizleri de bu ilmi/ilmihali öğrenmeye davet ediyoruz.

Av. Emin ATALAY ile sohbet zamanımız her ayın 3. Pazartesi akşamı, saat 21:00’de

 

Hocamız sohbet sonrasında kitaplarını imzaladı.

 

8 Ocak Pazartesi sohbet konuğumuz eğitimci ve şair Özgür ÇOBAN hocamızdı. Gürcistan'da Ahıska Samtskhe Javakheti Devlet Eğitim Üniversitesinde Türk Dili okutmanlığı yapan hocamızın yayınlanmış kitapları da mevcut. Sohbet konumuz ise “Sosyal Medyada Müslümanların Yeri ve Sosyal Medyanın Türkçesi?” idi. Hocamız anlatmaya başlayınca kah güldük, kah düşündük, kah yaptığımız hataları görüp üzüldük.

Hocamız ilk olarak sosyal medyadaki profillere değindi. Hiç tanışmadığımız insanların bizle ilgili ilk düşüncelerini profillerimizin belirlediğini ve bu yüzden profillerimizin bizi yansıtması gerektiğini, bundan dolayı profillerimizin boş olmaması gerektiğini ifade ederek bazı tanınmış kişilerin sosyal profillerini örnek göstererek şunları söyledi:

“Profillerin bizim kişiliğimizi yansıtması gerekiyor ki bizi gören insanlar hakkımızda yanlış düşüncelere kapılmasın. Sonra takip ettiğimiz kişiler, beğendiğimiz gönderiler vb. bunların hepsi bizi ve kişiliğimizi yansıtır. Bu yüzden hoşumuza gitmeyen şeyleri başkasının baskısı ile veya zorunluluktan da olsa takip etmemeliyiz veya beğenmemeliyiz. Paylaştığımız gönderilere de çok dikkat etmemiz gerekiyor, zira yapacağımız yanlış bir paylaşım kötü sonuçlar doğurabilir.”

Hocamız sohbet sonrasında kitaplarını imzaladı.

Güngören temsilciliğimizde 1 Ocak 2018 Pazartesi yeni yılın ilk gününde Fatih Sultan Mehmet Vakıf Ün...

 

Güngören temsilciliğimizde 1 Ocak 2018 Pazartesi yeni yılın ilk gününde Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet EFE konuğumuz idi. Hocamız her zamanki gibi konuklarımızdan gelen soruları cevaplandırdı.

Peygamber Efendimiz hem insanlara hem cinlere peygamber olarak geldi, insanlara neden geldi de cinlere ayrıca peygamber gelmedi ya da Kur’ân’da bununla ilgili ne anlatılıyor?

Kur’ân’da Cin suresi vardır, bu surede cinlerin peygamberimizi dinlediği anlatılır. Yemen'in Nusaybin bölgesinden gelen cinlerin peygamberimizi dinlediği ve iman ettiği anlatılır. Buradan anladığımız gibi cinler peygamberimize iman etmiştir. Cinlere neden peygamber gelmedi veya geldiyse neden Kur’ân’da yok bilmemekteyiz.

Hayatı boyunca İslamı hiç duymamış bir insan cehenneme mi gider?

Bu mesele ile ilgili 3 görüş vardır:

1. Mutezile mezhebi der ki : “Siz hiç akletmez misiniz?" gibi ayetlerden yola çıkarak, insan aklını kullanmalı ve Allah’ın varlığını tabiata bakarak bulmalı, insan aklını kullanmalı, bir yaratıcının olduğunu düşünerek hareket etmeli diyerek, Allah ahirette verdiği aklın hesabını sorar, demiştir.

2. Eşâri mezhebine göre ise tam zıt görüş vardır. "Biz peygamber göndermediğimiz kavmi hesaba çekmeyiz" ayetinden yola çıkarak, bu kişilerin ahirette hesaba çekilmeyeceğini söyler.

3. Maturidi mezhebi ise orta yol izlemiştir: İnsan aklını kullanarak yaratıcısını bulur ama ibadet edemez, dolayısıyla sorumluluk sahibi değillerdir, düşüncesi hakimdir.

Bizim düşüncemize göre ise, Allah bilir ancak bu insanlar hesaptan muaftır, çünkü kâfir, inkâr eden kişiye denir, bir şey bilmeyen kişinin sorumluluk sahibi olmayacağını düşünüyoruz. Öncelikle biz kendimize bakmalıyız. Her gün 5 kez Allah'ın huzuruna çağırılıyoruz, Allah’ın emir ve yasaklarından haberdarız, asıl biz ahirette nasıl hesap vereceğiz öncelikle bunu düşünmeliyiz.

Tarikatları İngilizlerin kurduğu söyleniyor doğru mu?

Hayır, tarikat, yol demektir. İngilizlerin kurması söz konusu değildir ancak bazı grupları kullanmış olabilirler. Misal, Hindistan’da Gulam Ahmet adında birinin kurduğu bir tarikat grubunda, Kadıyanilik, cihat yoktur düşüncesi hakimdir. Bu da İngilizlerin Hindistan'ı işgal ederken işine yaramıştır. Bu tür grupları çıkar amaçlı İngilizler kurmuştur.

Bazı Avm’lerde çekiliş ile verilen hediyeler piyango grubuna girer mi ?

Hayır, Avm’de ödediğin para ile bir ürün alıyorsun, bilet satın alıp, bilet miktarının değerinden fazla bir ürün elde etmiyorsun. Onlar bir meblağ koyuyorlar, şu kadar alışveriş yaparsan çekilişe katılma hakkı veriyorlar. Bu kumar veya haram değildir. Bileti veren bir kişinin dışından 3. kişi (sponsor) kimin kuponuna hediye çıkarsa hediyesini ben veriyorum derse bu kumar değildir. Yarışanlar bir birine para verir ise kumardır, yenilen hesabı öder gibi… Yarışanlar dışında 3. kişi kazanana hediye verirse caizdir. Piyangonun haram olması da bundandır.

6 Kasım Pazartesi sohbet konuğumuz Doç. Dr. Ahmet EFE hocamız idi. Hocamıza sorulan bazı sorular ve ...

Fıkhi Meselelere Cevaplar

                6 Kasım Pazartesi sohbet konuğumuz Doç. Dr. Ahmet EFE hocamız idi. Hocamıza sorulan bazı sorular ve hocamızın cevapları (kısaltılarak) aşağıda istifadenize sunulmuştur.

Sefer ayı kaza, bela ayı diyorlar doğru mu?

Sefer ayının kaza, bela ayı olduğuna dair bir delile rast gelmedim. Kaza bela her zaman gelebilir. "Sadaka belayı def eder" hadisi şerifi var. Biz her zaman sadaka verelim, Allah bizi korur inşallah.

"Sadaka ömrü uzatır" şeklinde hadis olduğu söyleniyor, ömür kader de belli değil mi? Sadaka nasıl ömrü uzatıyor?

Biz ömrümüzün ne kadar olduğunu bilmiyoruz ki, sadaka verdik de ömrümüz uzadı diyelim. Ömrümüzün ne kadar olduğunu Allah biliyor, aslolan ömrün bereketli olmasıdır. Misal, İmam Nevevi rahmetli 42 yaşında vefat etmiş ancak bu kısa ömrüne çok büyük eserler sığdırıp İslam adına hizmet etmiştir. Âlimlerin yorumuna göre de, sadakanın ömrü uzatması bu anlamda yorumlanmıştır. Hadisi Şerif de ki kast sadaka verilmeye teşviktir.

Güneşin doğuşuna 2-3 dk kala kalktık, ne yapmamız gerekiyor? Namazımızı nasıl kılacağız?

Şu an ki saat veya takvimde ortalama bir zaman dilimi alınmaktadır. En önemlisi sizin oturduğunuz yerdeki tepede doğan güneşdir, diyelim ki takvime göre güneş doğmasına 3 dk kala uyandınız, eğer hava bulutlu değilse, en yakın tepe veya minare tepesine bakıp güneş doğmamış ise hemen namazınızın en azından farzını edâ ediniz.

Sabah namazını kılarken güneş doğarsa namaz fasit olur. Onun için namazınızın fasit olmaması için kısa sureler ile hızlıca kılınmalı.

Hanefi mezhebine göre kerahât vakti 3’tür, sabah güneşten sonra, öğleye 45 dk kala ve ikindiden sonra akşam ezanına 45 dk kala. Ancak cuma günü bazı insanlar ezana 10 dk kala bile namaz kılıyor bu nasıl oluyor?  Bu vakitte namaz kılmak doğru mu?

Hanefi mezhebine göre bu 3 vakitte de her hangi bir namaz farz olsun, vacip veya nafile olsun kılınmaz, yalnız ikindi namazı kerahât vaktine kaldı ise sadece farzı kılınır. Şafii mezhebine mensup olanlar için “tahiyyatül mescid” namazı vacip addedilir ve vacibi yapmak kerahâtten kaçmaktan daha kuvvetlidir.

Müslüman insanın yahudi veya hristiyanlığı temsil eden ürünleri satması doğru mu?

Meseleye fıkıh açısından bakacak olursak bir mahsuru yoktur, çünkü o ürün bir metal veya başka bir maddenin parçasından ibarettir.  Misal, haç işaretine Hristiyanlar tanrı diye tapmıyor. İsa'nın (a.s) çarmıha gerilmesini temsil ettiği için onlar için kutsaldır. Müslümanların da bu ürünleri satmasında bir mahsur yoktur. Ameller niyete göredir ancak, kişi bunu takarsa onlara özendiği için doğru olmaz.

 

 

İKRA derneği GÜNGÖREN şubesinde her pazartesi 21:00 ile 21:30 arası devam eden ilim sohbetlerimizi h...

 
  "BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM"
       ALLAH'ın adıyla başladık güne. Sabahın nurunda kalkıp, günün başlangıcı sabah namazı için camiye gittik. Namaz sonrası Güngören müftümüz sn. YUNUS BICAKÇI hocamızın gönüllere huzur veren ve aynı zamanda bizleri uyandırıp bilgiye, ilme sevk eden  sohbetini dinledik. Hocamız sohbetinde, ilmihal'in önemine değinirken, ilmihal okumayan müslümanın kalmaması gerektiğini, herkesin baş ucu kitabı olması gerektiğini vurguladı. 
Bu güzel sohbet sonrası camii görevlileri tarafından her pazar sabah namazından sonra ikram edilen çorbadan nasiplendik.

 
      Daha sonra, müftümüz YUNUS hoca, camii imam hatibimiz KAHRAMAN hocamız, müezzin hocamız ve İKRA DERNEĞİ genel başkanımız MEHMET ÇELİK, merkez eğitim birimi başkanımız İLHAN ULUÇ, Güngören şube başkanımız ERDOĞAN AYDIN, Güngören şubede görevli METİN KUL, AHMET DURAK, ABDULLAH EROĞLU ve UĞUR SEKBAN'ın katılımıyla masa başında hasbihalimiz koyulaştı. 
Karşılıklı olarak ümmet için daha iyi neler yapa biliriz düşüncesini paylaştık, İKRA derneği olarak hazırlamış olduğumuz kitap listelerimizi, dergimizi ve broşürlerimizi hocalarımıza sunarak, gayemizin Allah rızası için, Allah yolunda, Peygamber'in (S.A.V) izinde insanları bilinçlendirmek maksadı ile  onlara kitap okutmak olduğunu belirttik. Camii cemaatinden, mahalleden, dostlarımızdan veya tüm çevremizden kitap okumak isteyen herkez için hizmete açık olduğumuzu belirterek ziyaretimizi nihayete erdirdik. 
    Ayrıca, İKRA derneği GÜNGÖREN şubesinde her pazartesi 21:00 ile 21:30 arası devam eden ilim sohbetlerimizi hatırlatıp hepinizi Allah'a emanet ediyoruz.

 

 

 

 

"Yandı kitap dağlarım, ne garip bir hâl oldu! Sonunda bana kalan yalnız İLMİHAL oldu!"

"Yandı kitap dağlarım, ne garip bir hâl oldu! Sonunda bana kalan yalnız İLMİHAL oldu!"

Necip Fazıl KISAKÜREK

16 Ekim 2017 Pazartesi sohbetimizin hocası olan Av. Emin ATALAY, sohbetine başlığa koyduğumuz söz ile başladı. Sohbetinin konusu ise "Mükellefler":

Mükellef sorumluluk sahibi demektir. Mükelleflerin fiilleri çok önemlidir. Kişinin mükellef olması için bazı şartlar gerekir.

1- Akil olması gerek

2- Büluğ çağına ermiş olması gerek 

     Mükellef olan kişinin yapması gereken bazı eylemler vardır ve bu eylemlerin hükmü vardır. Nedir bu hükümler?

1- FARZ: Allah (cc)'ın Kur’ân'da emrettiği eylemlerdir. Farz'a uymanın “ama”sı olamaz. Müslümanların, farz amelleri yapmamak gibi bir lüksü yoktur ancak farz ameller de ikiye ayrılır:

A) Farz'ı Ayn: Şahsın bizzat yapması gereken amellerdir. Misal; Namaz. Namaz kılmamanın bahanesi yoktur. Ben müslümanım diyen herkesin “namaz kılmıyorum” demek gibi bir şansı yoktur.

B) Farz'ı Kifâye: Bazı kimselerin yapması ile diğerlerinin üzerinden düşen amellerdir. Misal; cenaze namazı.

Farz amellerin inkârı insanı küfre sokar, dinden çıkarır.

2- VACİP: Vacip olan eylemleri inkâr etmek insanı dinden çıkarmaz ancak günaha sokar. 

3- SÜNNET: Hz. Muhammed ( s.a.v. )’in yaptığı ve ümmetine tavsiye ettiği amellerdir. Misal; sakal bırakmak, pazartesi perşembe orucu. Sünneti uygulamamak insanı dinden çıkarmaz ancak, dünyada sıradan bir futbol takımının bile formasını giymek ona olan sevgimizin göstergesidir. Öyleyse bizimde Peygamber'e (s.a.v) olan sevgimizi göstermek için onun sünnetine sıkı sıkı sarılmamız gerekir.

4- HARAM: Allah ve Rasul’ünün, Kur’ân ve sünnette açıkça yasakladığı şeylerdir.

                Yazıya aldığımız kısımlar ana başlıklar halinde olan bölümler. Konuyu/konuları daha iyi anlayabilmek için İLMİHAL derslerimizi takip etmeniz yararınıza olacaktır.


Kayıt Ol



Üye Girişi