Hafız Osman ŞAHİN (Fatih Camii Eski İmam Hatibi) | Merhaba News

Hafız Osman ŞAHİN (Fatih Camii Eski İmam Hatibi)

 

Hocam bize Hafız Osman ŞAHİN’i kısaca tanıtır mısınız?

Ben 1965 yılında Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Meydancık Köyünde doğdum. Rahmetli babacığım ben doğmadan önce “Bir oğlum olursa adını Osman koyup onu hafız yapacağım.” demiş. Doğduğumda da babam ismimi Osman koyup beni hafız yapmıştır. Evliyim ve iki çocuk babasıyım.

Bize eğitim hayatınızda geçirdiğiniz süreci anlatır mısınız?

İlkokulu kendi köyümde okudum. İlkokulu bitirdikten sonra hafızlığa başladım ve hafızlığımı bitirdim. Daha sonra Şavşatlı İmam Hatip Lisesi’ne kaydoldum. Burada 1 yıl okudum. 1. Sınıfı okuduktan sonra 2. Sınıfı Düzce İmam Hatip Lisesi’nde yatılı olarak okudum. 2.sınıfı bitirdikten sonra İstanbul İmam Hatip Lisesi’ne 3.sınıfı okumak için kaydoldum. 1985 yılında İstanbul İmam Hatip Lisesi’ni tamamladım. İmam Hatibi bitirdikten sonra 1987’de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne başladım. 1991 yılında bitirdim. Aynı üniversitede Tefsir dalında yüksek lisansı bitirdim. Yüksek lisansı bitirdikten sonra Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde doktoraya başladım. Yabancı dilden dolayı tamamlayamadım.

İmamlık görevine ne zaman başladınız. Bu camiye gelene kadar nerelerde görev yaptınız?

1988’de ilk olarak Fatih Nişanca Camii’nde görev aldım ve burada 2 yıl görev yaptıktan sonra Eminönü’nde Çakmakçılar Camii’ne tayinim çıktı. Orada 6 yıl kaldıktan sonra 1996 yılında Fatih Camii’ne tayinim çıktı. O günden sonra Allah’a hamd olsun burada görev yapmaktayım.

Hocam hafızlıkta Türkiye’de derece yaptığınızı bilmekteyiz. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?

1985 yılında İmam Hatip Okulları arasında ilk defa yapılan Kur’ân-ı Kerim yarışmasına okulumuzu temsilen o yarışmaya katıldım. Burada Türkiye finallerine kaldım ve Türkiye finallerinde 2. oldum. Aynı yıl Mekke’de yapılan Uluslararası Hafızlık yarışmasına Türkiye’yi temsilen yarışmacı olarak katıldım. 18 yıl sonra yine Mekke’de yapılan bu yarışmaya Türkiye’yi temsilen jüri olarak katıldım.

Fatih Sultan Mehmed’in bize İstanbul gibi miras bıraktığı bu camide geçmişten günümüze kadar yapılan çalışmalardan bahseder misiniz?

Fatih Sultan Mehmed Peygamber Efendimiz (s.a.s.) “İstanbul muhakkak feth olunacak. Onu feth eden komutan ne güzel komutan, onu feth eden asker ne güzel asker” müjdesine mazhar olmuş büyük bir komutandır. Fatih Sultan Mehmed ilme ve sanata çok büyük değer vermiştir. İstanbul’u feth ettikten bir müddet sonra camiyi ve medreseyi inşa ettiriyor. İnşa ettirdiği bu medreseler ayrıca İstanbul’un ilk üniversiteleridir. Fatih bu yüzden İstanbul’daki ilim merkezlerinin başında gelir. Fatih medreseleri ve Fatih uleması bu bakımdan önemli yer tutar.

Fatih Camii’nin 1766 depreminde bir kubbesi çöküyor. Zamanın padişahı Sultan 3. Mustafa camiyi restore ettirip bugüne kadar gelmesini sağlıyor. Osmanlı döneminde caminin her köşesinde sabahtan akşama kadar muhtelif dersler, dini dersler halka halka okutuluyordu. Maalesef bugün o halkalar yok denecek kadar azdır. Şu an sadece Emin Saraç Hocamızın halkası devam ediyor. Ben de imamlık vazifem dışında İmam Hatipten, dışarıdan ve genç meslektaşlarımıza tasavvuf ve Kıraat dersi hususunda elimden geldiğince yardım etmeye gayret ediyorum. Camimizin bir güzel yanı da 5 vakit namazda İstanbul’un en kalabalık cemaatine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Hocam böyle bir camide çalışmak nasıl bir duygu bize duygularınızı söyler misiniz?

Bu camide imamlık yapmak benim için bir şereftir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Zaman zaman “hakkını verebiliyor muyum?” diye kendime sormaktayım. Rabbime sürekli dua ederim, burada bulunduğum süre içinde güzel işler yapmayı nasip etsin diye. Bu camide bulunmamı sağlayan rahmetli babamın duası olmuştur diye düşünüyorum. Babam gençliğinde ilim tahsili için İstanbul’a ders almaya gelir. Fakat rahatsızlığından bu, babama nasip olmaz. Memlekete döneceği gün Fatih Camii’ne gelerek burada dua eder. “Yarabbi! Bana okumak nasip olmadı. Gönlüm hep buralarda hizmet etmekti, buralarda vazife yapmaktı. Bu bana nasip olmadı. Ya Rabbi! Bu camide benim neslimden, zürriyetimden hizmet edecek bir kimse lütfet” diye dua etmiş. Bunun dışında Emin hocamın talebesiyken O da benim burada hizmet etmem için dua etmiştir. Burada bulunmamda bu iki duanın etkisinin olduğunu düşünmekteyim. Allah Emin hocamdan ve babamdan razı olsun.

Emin SARAÇ hocamızın bir talebesisiniz ve şu an onunla çalışıyorsunuz. Bu nasıl bir duygu, bize duygularınızı dile getirir misiniz?

Emin hocam buranın fahri hocalarından ders okumuş ve yaklaşık 50 yıldır burada fahri olarak ders veren hocamızdır. Emin hocamız çok fedakâr ve gayretli bir hocamızdır. Hocamızın bu camiye olan bağlılığı, ilme olan aşkını ve gayretini hep kendime örnek almışımdır. Allah’a hep dua etmişimdir “Yarabbi! Hocamızdaki aşkı ve şevki bize de ihsan et” diye.

Hocamız yaz kış demeden, gelen talebelerin sayısına bakmadan, hatta kimse gelmezse dahi ders vereceği gün ve saatte gelir dersini verirdi. Hocamız bu yönüyle bambaşka bir alimdir. Böyle bir alimin talebesi olmak ve onunla çalışmak dünyanın en güzel duygusudur diyebilirim.

Toplumumuzun en büyük eksiklerinden bir tanesi de kitap okumamaktır. Bu toplumumuza ne gibi zararlar vermektedir?

Maalesef toplumumuz az kitap okumaktadır. Az okuyan bir toplum olduğumuz içinde bilgi daracığımız çok dar ve bu cehaletin artmasına sebep olmaktadır. Okumadığımız için asıl kaynak olan kitap değil de kulaktan duyma bilgilere inanmaktayız ve bu bizim hem dini hayatımıza hem de sosyal hayatımıza zarar vermektedir. Şunu unutmayalım ki sağlıklı bilgi kitaptan elde edinen bilgidir. Kulaktan bilgiler değildir. İnsanlarımız kulaktan duyma bilgiler yerine kitap okuyarak bilgi edinmeli ve ona göre yaşamalıdırlar.

İlim hayatınız boyunca birçok kitap okumuşsunuzdur. Okuduğunuz bu kitaplardan sizi en çok etkileyen kitap ya da kitaplar hangisidir?

Okuduğum kitapların hepsi aklıma gelmiyor. Size aklıma gelenlerden bahsedeyim. En çok etkilendiğim kitaplar Minyeli Abdullah, Riyazu’s Salihin, Tefsir, Kur’ân Kültürü, Siyer ve Hayâtü’s Sahabe kitapları olmuştur.

Hocam Derneğimiz kitap okuma ve okutma çalışması ve çabası içerisindedir. Bu çalışmamız hakkındaki görüşlerinizi söyler misiniz?

Derneğinizin bu çalışmasını takdir ediyorum. Bu çalışmanın toplumun her yanına yayılması lazım. Bu tür çalışmalar insanın gelişimine yardımcı olmaktadır. İnsanlar için bu çalışmalar çok önemlidir. Allah size bu çalışmalarınızda yardım etsin.

Son olarak okuyucularımıza ve kitap okuma programına katılacak dostlarımıza neler söylemek istersiniz?

Kitap okumaya her ne olursa olsun devam etmeleri gerekiyor. Kitap insanların nefislerini meşgul eder. Eğer insan nefsini meşgul etmezse nefsi onu meşgul eder. Bu da insanı ateşe götürür. Allah hem kitap okuyandan hem de okutandan razı olsun. 

 

Röportaj: Feyyaz KALKAN

Kayıt Ol



Üye Girişi