38, 39, BELKİ DE 40. KİŞİ OLMAK SİZİN DE ELİNİZDE… « Haberler Esenler
38, 39, BELKİ DE 40. KİŞİ OLMAK SİZİN DE ELİNİZDE…

38, 39, BELKİ DE 40. KİŞİ OLMAK SİZİN DE ELİNİZDE…

14 Şubat 2018
675

İKRA DERNEĞİ Esenler Şubesinde her Cuma akşamı 21.00’de gerçekleştirilen “Makale tahlili programı”mızın bu hafta ki (09.02.2018) oturumunda Yusuf Kaplan'ın “Nasıl Bir Gençlik” adlı yazısını genişletilmiş şekilde irdeleyerek tahlil ettik ve yazının amacı ve hedefledikleri konusunda çeşitli görüşler ve yöntemler ortaya koymaya ve bunları genç arkadaşlarımıza hem örnek olarak hem de bizatihi kendi hayatımızda uygulamamız konusunda fikir edindik.

Kültürel yozlaşma geçiren ya da bu akıma kapılan gençliğimizi bilinçlendirmek için ne gibi çalışmalar yapılması gerektiğinin konuşulduğu programımızda katılımcılarımız bizlere kendi bakış açılarını sade bir şekilde anlattılar.

Katılımcılarımız bizlere kültürel yozlaşma ile ilgili çeşitli örneklerde bulundular. Bunların gayesinin esasında sanat ve edebiyat olduğu ama arka planında gençliğe zararlı fikirlerin empoze edildiği kanaatine vardık.

Bir örnek vermek gerekir ise oldukça popüler bir folklor grubunun Türk kültürü ile bezeyerek gençlerimizi ve bizleri nasıl yozlaştırdığını aktarmaya çalıştık.

Toplumumuzun bir başka yozlaşmış kültürü olan televizyon dizilerinin gerçek hayatı hiç bir şekilde aktarmadığını ve toplumdan uzak aile ve örf adet yapısına tamamen ters bir şekilde topluma enjekte ettiğini etüt edip ne gibi önlemler alınabileceğini tartıştık.

Yozlaşma ve Kültürel yozlaşmanın tanımını katılımcılarımızın da katkıları ile belirli bir zemine oturtmaya çalıştık.

Gençliğimizi ihmal etmenin, geleceğimize ne gibi zararlar vereceğini ve bunlara karşı neler yapabileceğimizi tartıştık. Mesele aslında ihmalkarlık ve eğitimsizlik ile değerlendirilebilir. Toplumun yansıması olarak hayatımıza giren gençlik dizilerinin, gençliğin gelişimine katkıdan ziyade önemli ölçüde zarar verdiği hususunda hemfikiriz. Bizlere düşen gençliğimizi batı özentisi ve batının olmayan ahlak değerlerinden nasıl kurtaracağımızı araştırmak ve bunun için bir yol bulmak zorundayız.

Gençliğini ihmal eden, geleceğini imha eder diye muhteşem bir ifade önümüzde dururken, mücadelemizi bu ifadeye göre şekillendirmek mecburiyetindeyiz. Televizyon kültürü sadece gençliğimizi değil, toplumumuzun her kesimine karşı ciddi bir tehdit olarak görülüyor. Saatlerin televizyon başında nasıl geçtiğini anlamadan zamanımızı boşa harcıyoruz. Toplumu kurtarmak için birilerinin bu mücadeleye el atmasını beklemeden, birey olarak kendimiz bu mücadelede öncü olmak zorundayız. Aksi takdirde geleceğimizi kaybetmekle kalmayıp, bugünümüzü de kaybedeceğiz.

Şuurlu bir Müslümanın görevi sadece kendisini değil, toplumu da kendi seviyesine çekmek ve insanlığın her bir bireyi için bu mücadeleyi yaşamın her alanına yaymaktır.

Tahlil dersimizde ayrıca sanatsal yozlaşma ile ilgili bir kaç örnek ile sanata etkisini konuştuk.

Geçmişimizde Itri gibi, Mimar Sinan gibi ve Ziya Gökalp gibi önemli şekilde, kültürümüze, musıkimize ve edebiyatımıza etki etmiş şahsiyetlerin bugün toplumda yeteri kadar tanınmaması veyahut sadece ölüm ya da doğum gününde hatırlanmalarının, toplumumun kendi tarihine geçmişine olan uzaklığının ve yabancılaşmasının eğitim sistemimizin içler acısı halini ortaya koymuştur. Bu sorunda her bireyimizin muhakkak ki bir payı vardır.

Eğitim insan hayatındaki en önemli olgulardan biridir. Tahlil dersimizde Eğitim'in İslam ve Türk toplumundaki yerini kavramaya çalışmanın, yansımalarının ne olduğunu öğrenmeye ve yeni fikirler ile farklı konularda öncü olmaya gayret etmemiz hususunda fikir birliğine vardık.

Yozlaşmadan uzak durmaya çalışmak elbette önemlidir. Birey olarak bu bizlerin sorumluluğudur. Ama toplumumuzu da bu yozlaşmaya karşı uyarmak da her Müslümanın görevidir. Hayatımızın her alanında şuurlu ve tam manası ile bunu hayatına tatbik etmiş bireyler olmalıyız.

Tahlil dersimizin son bölümünde ise İlahi ve Nebevi şiarların ne olduğu ve içeriğinin bir Müslüman tarafından nasıl doldurulması gerektiğini tartıştık.

Hazreti Peygamber ve Sahabenin uymamız gereken şiarları konusunda arkadaşlarımız bizlere anektodlar ile örnekler vererek, bizleri bilgilendirdi.

Müslüman, Hazreti Peygamberin yolunda gittiğini tavırları, hareketleri, konuşması, edebi ve ahlakı ile göstermek mecburiyetindedir.

Hz.Ebubekir'in cömertliğini, Hz.Ömer'in Adalete olan bakış açısını, Hz. Osman'ın melekleri bile kıskandıracak hayasını ve Hz.Ali'nin cesaretinin Müslümanların hayatında tam manası ile yerleşmesinin önemini kavramaya mecburuz. Müslüman, insanlığın dertlerini dert edinmek ve insanlığı iyiliğe doğru şekillendirmek ile görevlidir.

Mal, mülk ve makam hırslarından arınarak iyiliği ve kamil insan olmanın önemini tüm topluma aktarmak en önemli vazifelerimizden biridir.

Yukarıda görüş ve fikirlerin konuşulduğu programımızın katılımcı sayımız 37 idi… Niye bu şanslı ve kaliteli insanların 38. Veya 39.su olmuyorsunuz? Hele ki 40. Olmak sizin de şansınız ve kazancınız olabilir. Öyleyse 16 şubat 2018 Cuma akşamı saat 21.00’de ESENLER İKRA ŞUBESİ’nde sizleri de bekliyor olacağız.

                                                                                                                                      

 

  İbrahim Ethem YÜKSEL