Kitap Okumayan Çok Zeki Bir Çocuk Bir Gün Duvara Toslar « Genel Haberler
Kitap Okumayan Çok Zeki Bir Çocuk Bir Gün Duvara Toslar

Kitap Okumayan Çok Zeki Bir Çocuk Bir Gün Duvara Toslar

Yazar: İkra Admin
23 Ocak 2019
526

Sıtkı ASLANHAN ile Bir Pazar Sabahı;

İKRA Derneğimizin geleneksel hizmetlerinden biri olan, motivasyon seminerlerimizin 20 Ocak 2019 Pazar günkü misafiri Sıtkı ASLANHAN idi. 1976 yılında Malatya doğumlu olan Sıtkı ASLANHAN Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Evli ve 4 çocuk babası. Anadolu’nun farklı kültürlerini genç yaşta gözlemleme ve tanıma fırsatını bulmuş ve insanların kendi örf, âdet ve geleneklerine yönelik tavırlarını ve duyarlılığını uzun süre incelemiş, irdelemiş biri. Kadim geleneğimizin önemini hatırlatmak, Anadolu irfanını 21. yüzyıl insanının gündemine yeniden taşımak, medeniyetimizin yapı taşları örf, adet ve geleneklerimizi yeni bir bakış açısıyla insanların idrakine sunmak için şehir şehir dolaşan ve bu doğrultuda bizleri de kırmayarak davetimize icabet eden biri.

Sıtkı Aslanhan’ın ana gayesi; varlık sebeplerini idrak etmeleri, farkındalık ve bilinç düzeylerini artırmaları, gerçek huzurun ve mutluluğun kapılarını aralamaları için insanlara hatırlatmalarda bulunmak, yol göstermek, yardımcı olmak…

Yapılan kahvaltı sonrası, Genel Başkanımız Mehmet ÇELİK beyin, giriş konuşmalarıyla başlayan programımız, Sıtkı beyin kürsüye arz edilmesiyle devam etti. Değerli hatibimiz konuşmasında İlahiyat’ta okuma serüveninden ve hangi badireler atlatarak bugünkü konumuna geldiğinden bahsetti. Hocamızın o tatlı ve akıcı üslubuyla yaptığı konuşmasından bazı anekdotları paylaşmak isteriz:

* İlahiyat’ta okurken öğretmen olma hayalim vardı ama 28 Şubatla bu hayallerim bitti. Sabaha kadar ağladım ama kendime söz verdim: “Madem ben sınıflardaki 20-30 kişilik öğrenci gruplarına öğretmenlik yapamayacağım, o zaman ben de bütün dünyada seminerler vereceğim, onlara öğretmenlik yapacağım.”

* 25 yaşında evlendim ama erken evlenilmesini, üniversiteye giderken evlenilmesini tavsiye ederim. Bu hususta herkesin evliliği kolaylaştırması, evlenmek isteyenlere yardımcı olması gerekir. Zaten 30’undan sonra yapılan evlilikler “şirket evliliği” gibi bir şey oluyor.

* İlahiyat Fakültesi’nde okurken, kişisel gelişim ve motivasyon konusunda kitaplar okumaya ve bu alanda kendimi geliştirmeye başladım. Bir gün şehirdeki bir dershaneye gittim ve öğrencilere, hiçbir ücret talep etmeden bir seminer vermeyi teklif ettim. Bana iki tane rehber öğretmenlerinin olduğunu, söyleyip bu teklifimi kabul etmek istemediler. Ben de ne kaybedersiniz, sizden bir ücret istemiyorum, getirin en çalışkan öğrencilerinizi onlara konuşayım deyince, kabul ettiler ve bir gurup öğrenciye seminer vermemi sağladılar. Gerçi getirdikleri öğrenciler, 3 yıldır bir yer kazanmak için dershaneye devam eden öğrencilermiş. Seminerden sonra öğrenciler, idarecilere gidip, sene başından beri niçin böyle birini getirmediniz, demişler. Bu şekilde seminerler vermeye başladım.

* Yurt içi, yurt dışı senede en az 250 seminer veriyorum.

* Seminerler vermeye başladıktan bir süre sonra bir radyoda eğitim programı yapmak istedim ve bunun için Radyo 7’ye gittim. Radyo 7 o zaman saat başlarında haber veren bir müzik kanalı durumundaydı. Burası bir müzik kanalı, eğitim programı gitmez dediler. Yapacağım program buraya gider, bir deneyelim diye ısrar edince, tamam 15-20 dakikalık bir demo yapalım, sonra karar veririz dediler. Demoyu beğendiler ve 3-4

dakika konuşma, sonrasında müzik olmak kaydı ile program yapmamı kabul ettiler. İlk hafta söyledikleri şekilde yaptık. Ama ikinci haftadan itibaren konuşma süresi arttı, müzik azaldı.

* Daha sonra Akra FM’de program yapmaya başladım. Burada 2009 yılından beri cumartesi günleri saat 14-15 arası “Bilinçli Aile” adlı bir program yapıyorum ve hâlâ devam ediyor.

* 2001 yılında yani DSP döneminde Manisa’daki okullardan seminer vermem için teklifler alıyorum ama dönemin valisi “bu adamı okullara sokmayacaksınız” diye emir verdi.

* Ben çok yazan bir yazar değilim. İlk kitabım olan “Hayata Gülümse” kitabından sonra on yıl hiç kitap yayımlamadım. Şu anda yayımlanmış 5 kitabım var ve 6. kitap da yayına hazır olmasına rağmen yayınlamadım. Yayınlayacağım kitabın önce beni tatmin etmesi ve Rabbimin huzurunda gururla hesabını verebileceğim bir kitap olmasını istediğim için şu an beklemede. Rabbim fırsat verir, gönlümün tatmin olduğu bir kıvama getirirsem yayınlarım.

* Rahmetli Ahmet KABAKLI hoca yazılarını gazetedeki çaycıya okutur, o çaycı yazıyı anlarsa yayınlatırmış. Çünkü halkın yazıları anlayıp anlayamayacağını bu usulle anlarmış.

* İnsan tanınmaya, dinlenmeye, ilgi görmeye başlayınca devreye nefis giriyor. Bir gün seminer vermişim, bayağı pohpohlanıyorum, ayaklarım yerden kesilmiş. Namaza durdum ve namaz sonrası secdede uzun uzun kaldım ve kendime dedim ki “Ulan Sıtkı, senden daha bilgili, daha güzel konuşan nice insan var. Allah, o sevgiyi insanların gönlüne koymazsa sen nesin ki!?”

* Birkaç meczup, yani gönül ehli dostum var. Yine ayaklarımın yerden kesildiğini hissettiğim bir seminer sonrası onlardan biri aradı ve dedi ki: “Sen de kendini hoca zannediyon, de mi? Hocanın olmadığı yerde keçiye Katip Çelebi derlermiş misali yani.” Bunlar insanın nefis muhasebesi yapmasını ve kendine gelmesini sağlayan önemli şeylerdir.

* Bu ülkede kavramlar üzerine oyun oynanıyor. Bakın bu ülkenin en zeki öğrencileri Fen Liselerine gönderiliyor. Bunların çok önemli bir kısmı da doktor oluyor. Bu aslında bu ülkeye yapılmış bir ihanettir. Fen liselerine karşı olduğum anlaşılmasın ama bu ülkenin, yüreği vatan, millet sevgisiyle atan meslek erbaplarına; sosyal bilimcilere, siyasal bilimcilere, kültür yansıtıcılarına… ihtiyacı da var. Milli olan eğitim değil kültürdür.

* Avrupa’da eğitimde söz sahibi olanların ekseriyatı papazdır. Eğitimle ilgili, kişisel gelişimle ilgili yazanların çoğu dini eğitim kökenli kişilerdir.

* Çocuklarımızdan ilgiyi ve sevgiyi esirgememiz gerekiyor. Yoksa evinde, annesinde babasında bulamadığı sevgiyi başkalarında, yanlış yerlerde arar. Sahte sevgilere aldanır. Çocuklarımızın, özellikle kız çocuklarımızın başlarını dizlerimize koyup saçlarını okşamalıyız. Bir kızın sevgilerinin toplandığı saçlarıdır, saçlarının okşanmasıdır. Sevgiden mahrum kalan kızlar, hep “saçlarımı okşamadı” derler.

* ABD’de yapılan bir çalışmada kız çocuğunu alnından öpmek; onun özgüvenini arttırıyor, rahat ve huzurlu uyumasını, hata yapacaksa hata yapmamasını sağlıyor. Babalar, kız çocuklarınızın alınlarından öpün. Hz. Muhammed (sav) kızı Hz. Fatıma’ya nasıl değer verdiyse siz de kızlarınıza o şekilde değer verin.

* Evlerinizde aile bireylerini dışarı giderken uğurlayın ve eve geldiklerinde karşılayın. Ben şahsen eve geldiğimde kapıyı anahtarla açmam, zile basarım. Evdekiler geldiğimi bilsin, ne de olsa “Şam Babası” gelmedi. Çocuklarının geleceğini garanti altına almak isteyenler çocuklarına değer versin. Bir çocuk, iki çocuk yapmak, onları maddi anlamda rahata kavuşturmak onlara değer verildiğinin göstergesi değildir.

* Çocuklarınıza sorumluluk verin. Eve gelen faturaların ne kadar olduklarını bilsinler. İsraf haramdır. Hele hele elektrik, su …vs. milli israftır.

* İmam-ı Gazali; çocuklarınızı açlıkla terbiye edin diyor. Merhametsizliğimiz, yediklerimizden kaynaklı. Şimdiki çocuklar canının istediğini yiyor, canının istemediğini yemiyor.

* Çocuklarınızın yediğine içtiğine dikkat edin ve onlara sağlıklı şeyler yedirin. Bir kasap arkadaşım bana şöyle demişti: Sosis, salam, sucuk bir mezbahanın çöplüğüdür. Çöpe atılacak olanlar bu şekilde değerlendiriliyor.

* Türkiye, ahlâk dışı sitelere girmede dünyada 2. sırada. Evinize, çocuklarınıza dikkat edin. Belirli bir yaşa kadar onları internetten, bilgisayardan, cep telefonundan, televizyondan koruyun. Korkmayın hayat onlarsız da yaşanıyor.

* Cinsiyetsiz bir toplum projesi yaygınlaştırılmakta. Gençlerimiz, kız mı erkek mi olduğu belli olmayan Koreli sanatçıları takip ediyor.

* Çocuklarınızla mezarlıkları ziyaret edin. Dedelerinizin, şehitlerin … mezarlarını ziyaret edin. Onlara, bugünkü hayatımızı bunlara borçluyuz, şehitlerimize borçluyuz diye dualar öğretin.

* Çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığı kazandırın. Ne güzel ki siz İKRA olarak zaten bu amaçla kurulmuşsunuz.

* Çok kitap okuyan çocuklar başarıyı daha kolay yakalıyorlar. Kitap okumayan çok zeki bir çocuk ise bir gün duvara toslar.

* Gece 2-3 gibi kalkın, teheccüd kılıp çocuklarınız için dua edin. Ağlamaklı bir şekilde, can-ı gönülden onlar için dua edin.