İSRA VE MİRAC KANDİLİ VE MESCİDİ AKSA « Yazarlarımızın Yazıları
İSRA VE MİRAC KANDİLİ VE MESCİDİ AKSA

İSRA VE MİRAC KANDİLİ VE MESCİDİ AKSA

03 Nisan 2019
109

İsra ve mirac olayı yüce Allah’ın sevgili Peygamberine bir mükâfatı, büyük bir ihsanı, eşsiz bir armağanı ve ilahi bir mucizedir. Aynı zamanda Müminlerin de Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’e imanlarının test edilmesidir isra ve mirac hadisesi. Mirac ile ilgili hadisi şeriflerde “Yükseğe çıkarıldım” “uruc” kelimesi kullanıldığından bu olaya “mirac” denmiştir. Yüce Allah’a yakınlığın en üstün derecesi olan isra ve mirac; beşer anlayışı çizgisinin ötesinde bir olaydır. Çünkü bu olayın fizik kanunları ile açıklanması mümkün değildir. Yüce Rabbimiz: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescidi Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksaya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.”(1)  buyurmaktadır. İsra ve mirac, Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’in Allah’ın sonsuzluğu, yüceliği ve O’nun nihayetsiz kudretine yaptığı en görkemli şahitliktir. Rabbimiz, bu şahitlikte gerçek yüceliğin yalnızca kendisine ait olduğunu Efendimiz (s.a.v.)’in şahsında beşeriyete bir kez daha göstermiştir. Aynı zamanda arınma, yücelme ve kulluğun zirvesine erişmenin yollarını da öğretmiştir. Âlemlerin Rabbi, teslimiyet, sadakat, ahlak, doğruluk, dürüstlük timsali olan Kutlu Nebi’yi isra ve mirac ile taltif buyururken biz kullarına da mesajlar vermiştir. Buna göre, ömrünü bu yüce değerlerle tezyin edenler, kulluk basamaklarında her daim yükseleceklerdir. “Hadis kaynakları ile siyer ve delâil kitaplarında isrâ ve miracla ilgili birçok rivayet mevcuttur. Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etmiştir: Bir gece Resûlullah, Kâbe’de Hicr veya Hatîm denilen yerde iken -bazı rivayetlerde uykuda bulunduğu sırada veya uyku ile uyanıklık arası bir halde- Cebrail geldi; göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis’e götürdü. Resûl-i Ekrem Mescid-i Aksâ’da iki rek‘at namaz kılıp dışarı çıktığında Cebrâil biri süt, diğeri şarap dolu iki kap getirdi. Resûlullah süt dolu kabı seçince Cebrâil kendisine “fıtratı seçtin” dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti. Semaların her birinde sırasıyla Âdem, Îsâ, Yûsuf, İdrîs, Hârûn ve Mûsâ (aleyhimusselam) peygamberlerle görüştü; nihayet Beytülma‘mûr’un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrâhim (a.s)’le buluştu. Sidretü’l-müntehâ denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah’ın huzuruna çıktı. Burada Cenâb-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Mûsâ, elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah’tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamber’in huzûr-i ilâhîye müracaatı ve Mûsâ ile diyaloğu devam etti” (2) İsra ve miraç, bir yünüyle Allah’a vuslat, bir yönüyle de Allah’ın yasakladıklarını terk ediştir. Biz müminler için müjdedir miraç. Rabbimiz, kendisine ortak koşmayanların büyük günahlarının bağışlanacağını bu kutlu gecede müjdelemiştir. Peygamberimiz (s.a.v) böylece bu mübarek yolculuğu tamamlayarak aynı gece evine döndü. Peygamberimiz (s.a.v) evine döner dönmez gece olup bitenleri ailesine ve arkadaşlarına anlattı. Her söylediğinin gerçek olduğunda şüphe olmayan Peygamberimiz (s.a.v)’e ailesi ve arkadaşları inanmıştı. Mekkelilerin bazıları olayı duyar duymaz şaşkına dönmüşler; bir gecede bu kadar yer hiç gezilir mi demişlerdi. Çünkü onlar mirac'taki üstün gerçekleri kavrayacak seviyede değillerdi. Bu sebeple mirac olayı kendilerine anlatılınca inanmadılar. Her şeyi maddî ölçülere göre değerlendirdikleri için böyle şey olur mu? Dediler. Kâinatta olup bitenlerden, Allah'ın sonsuz kudretinden haberleri yoktu. Kervanların bir ayda gidip bir ayda geldikleri mesafeyi Muhammed bir gecede nasıl alabilecek, dediler. Hâlbuki Hz. Muhammed (s.a.v) onların kullandıkları vasıtaları kullanmış değildi. O, Burak'a binmişti. Burak, şimşek manasındaki berk kökünden gelir. O halde mirac'ta şimşek sür'ati vardır. Mekkeliler bu olay karşısında şaşkına döndüler. Hemen Hz. Ebû Bekir (r.a)'e koştular ve Peygamberimiz (s.a.v)’in isrâ'ya dair verdiği haberi ona naklettiler. Hz. Ebû 2 Bekir (r.a) onlara: “Muhammed (s.a.v.)'in doğru sözlü olduğuna kanaatim vardır. Bu kanaatimi size de bildiririm” dedi. Onlar: Demek Muhammed bir gecede Mescid-i Aksâ'ya gidip sonra dönüp geldiğini sen de tasdik mi ediyorsun? Dediler. Hz.Ebû Bekir (r.a): Evet, tasdik ediyorum. Değil bu, bundan daha ziyade uzaklarına da meleklerin gökten haber getirdiklerine de inanmışımdır, dedi. Bu cihetle Ebû Bekir (r.a)'e "Sıddık" denildi. Peygamberimiz (s.a.v)’in daha önce Mescid-i Aksâ'ya gitmediğini biliyorlardı. Onun için kendisine Mescid-i Aksâ ile ilgili sorular sordular. Peygamberimiz (s.a.v.) çok bunaldı. Çünkü bir an uğrayıp geçtiği bir yer hakkında ne kadar bilgisi olabilirdi. Kendisi bu anı şöyle anlatıyor: "Kureyş beni yalanlayınca Mescid-i Haram'a gidip Hicr'de ayakta durdum. Bundan sonra Allah bana Beyt-i Makdis ile gözümün arasındaki mesafeyi kaldırdı da ne sordularsa bakarak haber vermeye başladım”. (3) Mirac’da Peygamberimiz (s.a.v)’e üç ilahi ihsanda bulunulduğu hadisi şeriflerde ifade buyrulmuştur: 1- Beş vakit namaz, 2- Allah’a ortak koşmayanların bağışlanacağı müjdesi, 3- Bakara suresinin son iki ayeti celilesi (Amenerresulü). Bakara Suresinin son iki ayetinin anlamı: “Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır dediler. Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (iyilik) kendine, yapacağı (kötülük) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim Mevlâ’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!” (4) Müminin yükselişi ve miracı olan namaz konusunda; müminlerin azami gayret göstermesi gerekir. Efendimiz (s.a.v) ahrete irtihal ederken/ölüm döşeğinde, namaz konusunda ve insanların elleri altında çalışanların hakları konusunda uyarıda bulunmuştur. -Namaz kılan, Allah’a ve Peygamber’e itaat etmiş olur, -Namaz kılan, Allah’ı anmış/zikretmiş olur, -Namaz kılan, maddi ve manevi kirlerden temizlenmiş olur, -Namaz kılan, vakitlerini düzene koyar, -Namaz kılan, kibir ve gururdan kurtulur, -Namaz kılan, ilahi murakabe altında olduğunun farkında olur, -Namaz kılan, cenneti, cemalullahı kazanmaya nail olur, -Namaz kılan dininin direğini dikmiş, kılmayan yıkmış olur, -Namaz bütün zikirlerin toplamıdır, -Namaz nurdur, -Namaz, sahibini yükseltir, -Namaz, Yüce Yaratıcı ile günde beş kez görüşmedir ve Allaha bağlılığın ifadesidir, -Dinde namaz durumu, vücutta başın konumu gibidir. MESCİDİ AKSA (KUDÜS) İslam’da Kudüs’ün, Mescid-i Aksanın özel bir yeri ve önemi bulunmaktadır. Cemaatleri, mezhepleri ve dünya görüşleri ne olursa olsun, Müslümanlar bu hususta ittifak ve görüş birliği içerisinde olması gerekiyor. Efendimiz (s.a.v): “(İbadet maksadıyla) Sefer ancak üç mescide yapılır. Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim şu mescidim (Mescid-i Nebevi)’dir. buyurmuştur. (5) Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs’ü Şerif, Mescid-i Aksa, siyonist kıskacında bulunmaktadır. Bugün herkese meydan okuyarak, kimseden çekinmeyerek, düşmanlıklarını açık ve kararlılıkla ortaya koyan Siyonist/İsrail, Terör Devleti tehlikesi dünyanın başına bela 3 olmaya devam etmektedir. Buna karşılık, büyük ve geniş coğrafyasına ve imkânlarına rağmen, İslam âlemi onlara karşı çıkamamıştır. Firavun’a seni firavunlaştıran (azdıran) neydi? Diye sormuşlar, o da, beni yaptığımdan alıkoyan birinin çıkmaması! Cevabını vermiştir. Umarım bu Modern Dünya’nın Firavun’larına, yaptıkları katliamların, zulümlerin ve haksızlıkların hesabını sorabilen ve gereğini de yerine getirebilmeye muktedir olan inşallah milletimiz olur. -Kudüs Müslümanların ilk kıblesidir, -Kudüs yeryüzünde ibadet için yapılan ikinci mescittir, -Kudüs isra ve mirac şehridir, -Kudüs kutsal şehirlerin üçüncüsüdür, -Kudüs Peygamberlik ve bereket yurdudur, -Kudüs Ribat ve mücahede yurdudur. -Kudüs/Mescid-i Aksa Müslümanların onurudur. Kudüs, ikinci İslam halifesi Hz. Ömer (r.a.) döneminde fethedilmiş ve Kudüs baş Patriği Sophronius, şehrin anahtarlarını komutanlardan birine değil, bizzat halifenin kendisine teslim edeceğini söyleyince Hz. Ömer (r.a) Medine’den Kudüs’e doğru duygu yüklü bir yolculuk gerçekleştirmiş ve şehrin anahtarlarını patrikten kendi eliyle teslim almıştır. Şehirde yaşayan Hıristiyanlarla, tarihe “Ömer Sözleşmesi” olarak geçecek bir antlaşma imzalamıştır. Onlara İslam’ın öngördüğü can, mal, inanç ve ibadet gibi haklarını koruyacağına dair teminat vermiştir. Bu önemli vesika Halid b. Velid, Amr b. As, Abdurrahman b. Avf ve Muaviye b. Ebu Sufyan gibi İslam komutanlarının şahitliğinde imzalanmıştır.(6) Siyonistlerin Kudüs’ü Yahudileştirme çabaları Allah’ın izni ile sonuç vermeyecektir. Kıyamete dek mücadele ve mücahede devem edecektir. Efendimiz (s.a.v): “Ümmetimden bir topluluk, galip oldukları halde kendilerine Allah’ın emri (kıyamet) gelinceye kadar düşmanlarını kahretmeye devam edeceklerdir ve başlarına gelen hastalıklar dışında hiçbir düşman onlara zarar veremeyecektir. Orada bulunanlar, Ya Resulellah Peki (o gün) bu kimseler nerede olacaklar? Diye sordular. Hz. Peygamber (sav) “Beytul-Makdis’te (Kudüs) ve onun çevresinde olacaklardır.” buyurdu. (7) İçerisinde bulunduğumuz üç ayları fırsat bilerek Yüce Allah’a karşı kulluk vecibelerimizi daha da ziyadeleştirmek gerekir. İsra ve mirac mucizesini tefekkür ederek, Allah’tan af ve bağışlanma dilemeliyiz. Birbirimize sevgi ve saygı ile yaklaşmalı, düşmanca davranışlardan uzak durmalıyız. Sağlıkla kavuştuğumuz bu kutlu günleri değerlendirmeli ve Allah'ın Lütfettiği sayısız nimetlerine şükretmeliyiz. Bu vesileyle isra ve miraç kandilinizi tebrik eder, Ülkemiz, İslâm Âlemi ve bütün insanlık için hayır ve hidayet, rahmet ve bereket, barış ve saadet getirmesini Yüce Allahtan temenni ederim. 02.04.19 

KAYNAKÇA

1-İsra Suresi Ayet 1.

2-TDV İslam Ansiklopedisi, MİRAC Md.

3-Buhari, Menakıp, 41; Müslim, İman, 75.

4-Bakara Süresi 284-286.

5-Buhari.

6-Tarihu’t-Taberi, Daru’l-Mearif, Mısır, lll/609.

7-Taberani.