İKRA DERNEGİ
UNUTULMUŞ, UNUTTURULMUŞ ZAFER: KUT’UL AMÂRE 29 NİSAN 1916 « Genel Haberler
UNUTULMUŞ, UNUTTURULMUŞ ZAFER: KUT’UL AMÂRE 29 NİSAN 1916

UNUTULMUŞ, UNUTTURULMUŞ ZAFER: KUT’UL AMÂRE 29 NİSAN 1916

Yazar: İkra Admin
30 Nisan 2018
226

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’nda bir çok cephede yedi düvele karşı 4 yıl savaşmış bu cepheler içerisinde dünya tarihinin önemli savaşlarından biri olan Çanakkale’de haçlı zihniyetine, sömürgeciliğe karşı büyük şanlı bir zafer kazanılmıştır. Çanakkale’den sonra 2. büyük zafer de Irak cephesinde İngilizler’e karşı kazanılan Kut’ül Amâre savaşı olmuştur. Bu savaşlarda kime karşı, niçin savaşılmıştı? Bunun için tarihin derinliklerine inmek gerekir.

Geçmişten beri hak-batıl, haçlı-İslam çatışması devam etmekte olup tarih bu mücadelenin örnekleriyle doludur. Türklerin, İslamiyet’i kabulü ile birlikte İslam dini geniş sınırlara ulaşmış, Türk-İslam hükümdarları İslam’ın sancaktarlığını yapmışlardır. Gazneli Sultan Mahmut, Sultan Alparslan, Osman Gazi, Yavuz Sultan Selim, Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman’ı … Allah’ın dini İslam’ı, İslam’ın adaletini ve hoşgörüsünü dünyaya yaymak için fetihler yapan hükümdarlara örnek olarak gösterebiliriz. İslam devletlerinin hükümdarları fethettikleri yerlere – İslam’ın emrettiği üzere – huzuru, refahı ve adaleti götürmüşler, İslam’ı geniş alanlara yaymışlardır.

Osmanlı Devleti Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferiyle -halifeliğin Osmanlı’ya geçmesi- İslam’ın sancaktarlığını yapmaya başlamıştır. Bu durum Avrupalı hristiyan devletlerin Osmanlı devletini yıkmak için her türlü ittifaka girmesine neden olmuştur. Haçlı-İslam çatışmasına (mücadelesine) ilave olarak ekonomik sebepler de Avrupa devletlerinin İslam dünyası üzerine gelmesi için etkili olan bir diğer faktör olmuştur.

Zengin yeraltı kaynaklarına, enerji kaynaklarına sahip İslam coğrafyası Avrupalıların iştahını kabartmış, bu durum I. Dünya savaşında kendini daha açık bir şekilde göstermiştir.

Osmanlı Devleti yukarıda da belirtildiği üzere bir çok cephede düşmana karşı savaşmış, Çanakkale’de kendisinden silah, cephane, donanım açısından üstün düşmana karşı tarihinin büyük zaferlerinden birini kazanmıştır.

Peki! Osmanlı’yı başarılı kılan neydi? Tabii ki sahip olduğu iman gücü, milli ve manevi değerlerine bağlılık. İşte, Avrupalıların hesap edemediği de bu durumdur. İkinci zaferimiz ise Irak cephesinde İngilizler’e karşı kazanılan Kut’ül Amâre savaşıdır. Kut’ül Amâre’de Halil Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu İngilizlere karşı büyük bir zafer kazanmış, İngilizler’in her türlü oyun ve entrikaları boşa çıkarılmış, general ve subaylarıyla birlikte yaklaşık 13500 asker esir alınmıştır. Zafer üzerine başta padişah Mehmet Reşat olmak üzere önemli devlet erkanı 6. orduya tebrik mesajları göndermiş, bu mesajları birliklerine tebliğ eden Halil Paşa kazanılan zaferden dolayı askerlerini tebrik ederken bu zafer gününü “Kut Bayramı” olarak ilan etmiştir.

102 yıl önce Irak cephesinde, Osmanlı coğrafyasının uzak bir köşesinde imkânsızlık ve yokluk içinde her bakımdan donanımlı, zamanın tekniğinin getirdiği bütün silahlarla donatılmış İngiliz ordusunu mağlup eden Osmanlı ordusuna mensup kahraman şehit ve gazileri anmak mukaddes bir görev ve borçtur.

I. Dünya savaşı sonunda başlayan ve başarıyla sonuçlanan milli mücadele sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, geçmişten günümüze haçlı-İslam, hak-batıl mücadelesi güncelliğini koruyarak devam etmiştir: Irak’ın, Afganistan’ın işgali, Filistin –Kudüs- meselesi bunun en açık örneğidir.

Ülkemizin jeopolitik durumu, ecdadından aldığı mirasla yoluna devam etmesi, Türkiye’yi bu mücadelenin merkezine yerleştirmiştir. Son dönemde ülkemizin başına gelen ve başarıyla göğüslediği badireler sınırımız dışında görüntüde terör örgütleriyle ama gerçekte ve geri planda dış güçlerle olan mücadelemiz bu bağlamda dikkate değerdir.

Bizlere düşen Kur’ân’a ve sünnete bağlı kalarak Peygamberimiz (sav)’e layık bir ümmet olmak, milli ve manevi değerlerimize bağlı kalmak, kısacası özümüze dönmektir. Peygamberimizin (sav) hayatını örnek alarak yaşantımızı sürdürmek, ilim öğrenmek, her daim tedbirli ve uyanık olmak, geçmişteki olaylardan ders çıkararak ona göre hareket etmek, milli birlik ve beraberliğimizi sağlayarak korumak ve devam ettirmektir.

Bu vesileyle Kut’ül Amâre’de ve diğer tüm mücadele alanlarındaki şehitlerimizi rahmetle anıyor, Cenab-ı Allah’ın ümmetimizin ve milletimizin yar ve yardımcısı olmasını diliyoruz.