EVDEN OKULA ÇOCUK « Yazarlarımızın Yazıları
EVDEN OKULA ÇOCUK

EVDEN OKULA ÇOCUK

03 Kasım 2017
81

EVDEN OKULA ÇOCUK

 

Anne baba olmanın sorumluluklarından biri de, çocuğa iyi ve sağlam bir şahsiyet kazandırmak, ona güzel bir eğitim verebilmektir. Çocuğun iyi bir terbiye alması anne babasının örnek birer eğitimci rolü göstermesine bağlıdır. Söz ve davranışlarıyla çocuğuna iyi örnek olan ve onunla sağlıklı iletişim kurabilen anne babalar çocuklarının eğitiminde daha başarılı olurlar. Bu nedenle bir çocuğun eğitiminde öncelikle aile faktörüne dikkat çekmek gerekir.

Çocuk dünyaya gözünü açtığı andan itibaren anne babasının yanında ve onların şefkatiyle büyür. Anne babanın her sözü, her davranışı ve birbirleriyle olan iletişimi çocuğun sürekli gözlem alanı içindedir. Bu nedenle anne babalar çocuğun ilk öğretmeni sayılır. Burada anne babanın çocuk eğitimindeki etkisini ifade etmek için İslam eğitimcilerinin çocuk eğitimini evlilik öncesinden başlattıklarına dikkat çekelim.

“Çocuk eğitiminin evlilik öncesi ile ne alakası var?” sorusu aklımıza gelebilir. Şöyle ki; İslam eğitimcilerine göre çocuğun eğitimi kadar onu eğitenler de büyük önem taşır. Nasıl iyi bir yemek, usta bir aşçının, iyi bir bina, maharetli bir mimarın elinden çıkıyorsa iyi bir çocuk da güzel ahlâklı ve sağlam karakterli bir eğitimcinin elinde yoğrulur ve şekil alır. Bu sebeple İslam eğitimcileri evlenecek kişinin sadece kendisine eş değil, ileride dünyaya gelecek çocuklarına örnek bir annelik, babalık yapacak güzel ahlâklı, sağlam karakterli kişileri tercih etmesinin daha faydalı olduğuna dikkat çekerler. Kötü ahlâklı ve düşük kişilikli bir insan, çocuğa kötü örnek olabilir. Çocuğu iyi bir anne babaya, öğretmene teslim etmek, iyi bir terbiyenin ve eğitimin ön şartıdır.

Çocuğa her istediğini vererek onu şımartmamalı, onu hayatın gerçeklerinden uzak yetiştirmemelidir.

Çocuk, varlığı da, yokluğu da görmeli, çalışıp hak etmeyi, kanaati ve şükretmeyi öğrenmelidir.

Çocuğun çok iyi bir gözlemci ve taklitçi olduğu konusunda eğitimciler hemfikirdir. Hâl böyle olunca anne baba doğru, iyi ve güzel davranışlarla her zaman çocuğa örnek olmalı. Anne baba; kendi yapmadıkları iyi şeyleri çocuklarına yapmayı tavsiye etmenin ya da kendi yaptıkları kötü şeyleri çocuklarına yasaklamanın doğru, tutarlı ve tesirli olmayacağını fark etmeliler. Her ağzını açtığında küfürlü konuşan, onun bunun arkasından dedikodu yapan ve yalan söyleyen bir anne babanın çocuğundan güzel ve doğru konuşmasını beklemesi çelişkili bir durumdur.

Günümüz anne babalarının birçok –haklı olarak- çocuklarının hiç üzülmemesini, mahrum kalmamasını, zorda kalmamasını isterler. İlk bakışta haklı ve normal gibi görünen bu istek, çocuğun hayatta karşılaşabileceği zorluklar ve problemler karşısında dirençsiz, kırılgan ve teslimiyetçi bir kimliğe bürünmesine yol açabilir. Oysa çocuk, sanal bir hayat yaşamak, küvezde hapis kalmak yerine hayatın doğal akışı içinde yetişmelidir.  Anne babalar, çocuğa her istediğini vererek onu şımartmamalı, onu hayatın gerçeklerinden uzak yetiştirmemelidir. Çocuk, varlığı da, yokluğu da görmeli, çalışıp hak etmeyi, kanaati ve şükretmeyi öğrenmelidir.

Bazı anne babalar çocuklarına hiçbir sorumluluk yüklemezken, kimisi de çocuğunun her yaptığını ödüllendirme yolunu tercih edebiliyor. Her iki tavrın da yanlış olduğu kanaatindeyim. Çocuğa küçük yaştan itibaren sorumluluk verilmeli ve çocuk, sorumluluğunu yerine getirmediği zaman bunun cezasını ya da mahrumiyetini yaşamalıdır. Sorumluluk bilinci böyle gelişir. Çocuğa hiçbir sorumluluk vermemek, görevini yapmadığı zaman bunu görmezden gelmek ya da her yaptığı işin sonunda onu ödüllendirmek hayatın gerçeklerine aykırıdır. Böyle bir tutum merhamet değil çocuğa zarar vermektir. Zira insan, hayatta istediğini elde etmek için emek harcamalı ve alın teri dökmelidir. Buna rağmen birçok insan hayatta her istediğini elde edemez ve her arzusuna kavuşamaz. Bu durum hayatın bir gerçeğidir. Bu nedenle çocuklarını hayatın gerçeklerine uygun yetiştiremeyen anne babalar esasında onları hayata iyi hazırlayamamış demektir.

Temel amacı; sorumluluk sahibi, iyi ve mutlu insan yetiştirmek olmayan;

Müfredatı, okulu ve öğretmeni bu amaca hizmet etmeyen bir eğitim sistemi mutlaka sorgulanmalıdır.

Çocuk eğitiminde ikinci önemli faktör okuldur. Okul, çocuğun hem sosyal ve kültürel hayata uyumunu sağlar hem de akademik bilgiye erişmesine katkıda bulunur. Ülkemizde okul hayatı, ana sınıfından başlayarak ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite ile beraber toplamda on yedi seneyi bulmakta. Bu uzun süre ise bir insan hayatının en önemli ve en verimli yılları demektir. Bu nedenle çocuğun okula başlaması aile içindeki eğitimin sona erdiği anlamına asla gelmemelidir. Günümüzde kimi aileler, çocuğun okula başlamasıyla birlikte kendi görevlerini okula ve öğretmene devrettikleri gibi yanlış bir düşünceye sahiptir. Oysa aile bağı ve eğitimi hayatın sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Çocuğun eğitimini okula ihale etme anlayışı çoğunlukla olumsuz sonuçlar doğurur. Aile, kişinin içinden geldiği ve her zaman aidiyet hissettiği en güçlü sığınak olmalıdır. Hiçbir kişi ya da kurum ailenin yerini alamaz, almamalıdır. Anne babalar bu hususa dikkat etmelidir.

Çocuk, anne babaya verilmiş bir emanettir. Bu emanetin aklını, kalbini ve midesini doğru, iyi, güzel ve faydalı şeylerle doldurmak anne baba olmanın bir gereğidir. Bu nedenle anne babaların temel gayesi, çocuklarının “iyi bir insan ve iyi bir Müslüman” olmasını sağlamak olmalıdır. Bu ana gayeyi ihmal ederek modern çağın bize dayattığı “başarılı insan” hedefine odaklanıldığı zaman, çocukları yarış atına çeviren, güçlüyü, başarılıyı öne çıkaran; zayıfı, başarısızı mahkûm eden ve dışlayan bir anlayışın esiri oluruz. Çağımızın ve eğitim sistemimizin sorunu budur. Oysa her insanın kabiliyeti, zekâsı, bilgisi ve kapasitesi farklıdır ve her insan toplumda değişik ihtiyaçları karşılayacak farklı niteliklere sahiptir.

Çocuklarımızı değerlendirirken “başarı”yı temel kriter alan bir sistem, insan tabiatına aykırıdır ve sorunludur. Temel amacı; sorumluluk sahibi, iyi ve mutlu insan yetiştirmek olmayan; müfredatı, okulu ve öğretmeni bu amaca hizmet etmeyen bir eğitim sistemi mutlaka sorgulanmalıdır. Zira anne babalar olarak bizim görevimiz;

Bize emanet olarak verilen çocuklarımızı;

- Anne babasına hayırlı birer evlat,

- Kendisi ve çevresiyle barışık iyi bir insan,

- İnsanlara faydası dokunan bir kişilik,

- Sadece Yüce Yaratıcı’ya kul olan bağımsız şahsiyetler olarak yetiştirmektir.

Ahmet YAPICI