Alınıp Götürülen, Okunup Getirilen Kitaplar « Yazarlarımızın Yazıları
Alınıp Götürülen, Okunup Getirilen Kitaplar

Alınıp Götürülen, Okunup Getirilen Kitaplar

18 Ağustos 2017
54

İnsan güzellik yapmak istesin! Nerede olsa, hangi imkâna sahip olsa da yapar… Çünkü gayretli mü’mine düşen çaba göstermek, say-ü gayrette bulunmaktır. Onun semeresini verecek olan ise Allah’tır. Onun için büyükler, “gayret bizden tevfik Allah’tan” derler. Dolayısıyla mü’min yaptığı kadar, gücü olduğu halde yapmadığıyla da mes’ul… Öyleyse bahane yok, çalışmaya devam…

Bu satırları kaleme almaya beni iten sebep, geçen ay Afyonkarahisar’a yolculuk yaparken, öğle namazını eda için girdiğim bir camideki çalışma oldu…


Yol üzKaraören Köyü Gedik Camiierinde bulunan Eskişehir İli Seyitgazi İlçesine bağlı Karaören Köyü Gedik Camii’nde öğle namazını kıldıktan sonra “son cemaat” yerinde çok küçük bir kütüphane ve üzerindeki yazı dikkatimi çekti: “KİTABI AL GÖTÜR, OKU GETİR”… Çok hoşuma gitti bu teşvik. İstanbul gibi büyük şehirlerde bu gibi etkinlikleri, çalışmaları görüyoruz. Bunun için de sıradan/rutin bir faaliyet gibi görülüyor. Ama Anadolu’nun bu ücra yöresinde ve yol üzerindeki küçük bir köy camiinde bu çalışmayı görmek çok hoş!

İmam odasına benzeyen bölmeye baktım; acaba kimse var mıdır, tebrik edeyim, teşekkür edeyim dedim. Kimse yoktu. Ben de “sizi mi kıracağız” diyerek oradan bir kitap aldım: Tefekkür Gezileri. Yazarı Ümit Meriç. Daha önce okumamıştım.
Kitap elimde arabama bindiğimde hanımım, hayretle ve “niçin aldın o kitabı” dercesine bakınca “(Kitabı al götür, oku getir) yazıyordu,  ben de aldım” dedim gülümseyerek. Sonra da “dönüşte teslim ederiz, hem de vakit namazına denk gelirse, imamıyla tanışırız, teşekkür ederiz” dedim.

Yolculuk duasını terennümle tekrar kaldığımız yerden devam ettik yolumuza…

3 gün sonra yine aynı yoldan İstanbul’a dönüyorduk. Kitabı bitirmiştim. Öğle namazına yetişmeyi planlıyordum. Elhamdülillah yetiştik. Namazı imamın arkasında ve cemaatle eda ettikten sonra, cemaatin dağılmasını bekledim. Zaten iki parmağın sayısını geçmeyen cemaatin dağılmasını müteakip imama yaklaştım. İmam, yabancı olduğumu fark etmişti. Tebessümle elini uzattı. Kendimi tanıttım ve elimde tuttuğum kitabı uzatarak “Hocam geçen burada namaz kıldım ve kütüphanedeki yazıyı görünce, sizi de kırmamak için kitabı alıp götürdüm, şimdi de okuduğum için getirdim” dedim. Karşılıklı tebessüm ettik. Tanıştık.

Al götür (1)Hocamızın ismi Fatih Yardımcı… Gayretli bir insan, ama haklı olarak kitaplara ilgi gösterilmediğinden, okunmadığından şikâyetçi. “Biz bu kitapları buraya koyduk, ama sor bakalım kaç kişi okuyor?” diyerek serzenişte bulunuyor. Hasbihal ettik, muhabbet ettik, dostluğa erdik. Yolumuz uzun olduğu için ısrarlarına rağmen “belki bir dahaki sefere” niyet ve ricasıyla çay ikramını reddetmek zorunda kaldık.

Kendisine, imkânlar dairesinde bu gayretini yazacağımı söyledim. Ve şu anda bu vazifeyi gerçekleştirmeye çalışıyorum.

Sizler de Eskişehir-Seyitgazi İlçesine bağlı Karaören Köyü’nden geçerseniz, mutlaka o yeşil boyalı Gedik Camii’ne uğrayın (hatta yolunuz oradan geçmese de özel olarak yolunuzu oraya düşürün) ve gayretli imamı Fatih Hoca’m ile tanışın. Tanışamıyorsanız, hocam yoksa da o kütüphaneden bir kitap alın ve okuduktan sonra getirin. Hocam nasılsa o kitapların eskimesi sebebiyle “alınıp götürüldüğü, okunup getirildiği”ni anlayacaktır.

Emin Atalay