Bülent YILDIRIM (İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı) | Merhaba News

Bülent YILDIRIM (İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı)

Hocam okuyucularımız için öncelikle kendinizi bize tanıtır mısınız ?

                1967 Erzurum doğumluyum. İstanbul Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesini okudum. 1998’den beri kendi büromda avukatlık yapıyorum. Bir çok sivil toplum kuruluşunda görev aldım. Şu an başkanı olduğum İHH’nın kuruluşunda aktif rol aldım.

 

Görev aldığınız sivil toplum kuruluşlarında, yaptığınız görevlerinizden ve faaliyetlerinizden söz eder misiniz?

Milli Gençlik Vakfında üniversiteliler sorumluluğu görevinde bulundum. Burada üniversiteli arkadaşlarımıza yönelik faliyetlerde bulunuyorduk. Bu görevimden sonra yine aynı kuruluşta İstanbul İl Başkanlığı görevini yaptım. Bunların yanında bir çok sivil toplum kuruluşunda tebliğ çalışmaları ve halkın yararına olacak çalışmalarda bulundum. Şu anda İHH’nın genel başkanlığını yapıyorum. Burada yurt içi ve yurt dışında ezilen insanlara yardım faaliyetlerinde bulunuyoruz.

Bugün başkanlığını yaptığınız İHH’da ne gibi hedefleriniz var ?

Biz 1992’nin sonunda bu çalışmaya başladık. O dönemde hedeflediğimiz çalışmalarımızı başarıyla tamamladık. Tabi bu bizi tatmin etmedi ve yeni hedefler koyduk. Yeni hedefimiz dünyanın her yerine ulaşmak ve buralara hastahaneler, yurtlar, yetimhaneler, su kuyuları açmaktır. Fakat bunun yanında en önemli misyonumuz ezilen insanların yanında olmak. Onları bilinçlendirip, kendi topraklarının değerinin farkına varmalarını ve kendi kendine yetmelerini sağlamaktır. Dünyada adaletin oluşabilmesi için her insanın eşit olduğunun bilinmesi gerekir. Onun için sadece yardım götürmüyoruz. Toplumların ayakta kalmasını sağlamak için onları gerekli düzeye çıkarmaya çabalıyoruz.

Yurt içi ve yurt dışında birçok yeri gezdiniz. Buralarda gördüğünüz problemler nelerdir?

Gittiğimiz yerlerde üç problem tespit ettim. Bunlar cehalet, fakirlik ve müslümanlar arasındaki ayrılık. Bizim öncelikle bu üç problemle mücadele etmemiz gerekiyor. Her gittiğimiz yerde özellikle müslüman topraklarının sömürüldüğünü gördük. Sadece toprakla kalınsa iyi aynı şekilde insanların sömürüldüğünü gördük. Yetim kalmış çocukların organ mafyaları tarafından kaçırıldığını, bazı misyoner guruplar tarafından gelecekte o toprakları sömürmek için onların kaçırılıp yetiştirildiklerini gördük. Bunları tespit ettikten sonra yetim çalışmalarımıza ayrı bir önem verdik.

Birazda Mavi Marmara Gemisinden bahsedelim. Hocam öncelikle bu çalışmayı nasıl başlattınız? Gemide baskı anında neler yaşandı?

Biz bu çalışmayı çok önceden başlattık ama araya İsrail’in “Dökme Kurşun” dediği operasyonu girince ara vermek zorunda kaldık. Burada dünyanın gözü önünde yasaklanmış silahlar kullanıldı ve Filistin halkına zulüm yapıldı. Gazze’ye yapılan ambargo unutuldu ve Gazzeliler yarı açık cezaevine mahkum edildi. Biz bu ambargoya dikkat çekmek ve bu ambargonun kaldırılması için bir filo düzenlenmesine karar verdik. Daha önce de bir çok yardım gemisi Gazze’ye gönderilmişti. Ama bu sefer ki çok farklıydı. Öncelikle beş tanesi Avrupa ve biri de bizden olmak üzere toplam altı gemiden oluşuyordu. Gemileri temin etmek zordu. Kiralama usulüne kimse yanaşmadı. Gemi sahipleri İsrail’in baskısından çekindi. Biz de gemileri almaya karar verdik. Başlattığımız kampanyalarda halkımızın verdiği destekle gemileri satın aldık ve içini insani bütün ihtiyaç maddeleriyle doldurduk. Yurt içinden ve yurt dışından gemiye binecek olan gönüllüler belirledik ve yola çıktık. Gemide geçirdiğimiz üç gün- de cennet hayatı yaşadık diyebiliriz. Çünkü üç gün boyunca gemide kimse birbirini kırmadı. Herkes bir an önce Gazze’ye varmanın heyecanı içindeydi. Gazze’nin karasuları İsrail’in işgali altında olduğu için yetmiş iki milde kalmıştık. İsrail’in bütün dünyayı karşısına alıp bizi vurması söz konusu değildi. Çünkü bunu yaparlarsa kendilerine zarar vereceklerdi; ama bazen akıl kayboluyor. Biz İsrail’in zeki olmadığını gördük ve şımarıklığından dolayı bize saldırdı. Gemide ki hiç kimse korkmadı. Herkes metanetliydi. Birbirlerine sahip çıkma duygusuyla yaşıyordu. Elimize İsrail’li askerlerin silahları geçiyordu ama biz bunları kullanmayıp denize atıyorduk. Şehitlerimiz oldu, yaralılarımız oldu. Hepimiz tutuklanıp hapis hayatı gördük. Orada bize işkenceler yapıldı. Buna rağmen hiç korkmadık ve dik durduk. Bir daha anladık Filistinlilerin neler çektiğini. Çünkü biliyorduk ki bize yapılanların kat ve katı yapılıyordu onlara. Bundan dolayıdır ki o gemiye binen kardeşlerimiz, dönüşte boş durmadılar ve Filistin için daha çok çalışmaya başladılar.

Hocam Mavi Marmara’da verdiğimiz şehit ailelerin İHH’ya karşı herhangi bir tepkisi oldu mu?

Hayır, herhangi bir tepki almadık. Olmaması da gerekiyor. Çünkü biz hiç bir kimseyi bu gemiye zorla bindirmedik. Binen herkes kendi gönül rızasıyla bindi. Binen arkadaşlara olabilecek her şeyi söyledik ve bunları göze alan arkadaşlar bindirildi. Ayrıca gemiye insanları bindirmeden önce olabilecek her türlü sıkıntıya karşı arkadaşlara kağıt imzalattırdık. O nedenle şehit olanların iradesine saygı göstermek öncelikle ailelerine düşer. Allah onlara şehadeti nasip etti. Ben bütün ailelere teşekkür ediyorum. Onlar bizi kafirlere karşı mahcup etmediler.

Hocam mavi Marmara’ya binmek büyük bir fedakârlıktı. Daha doğrusu bu tarz çalışmaların hepsi  az ya da çok bir fedakârlık gerektiriyor. Bu fedakârlık örneklerini sergilemeye sizi neler sevk etti?

Allah Rızası için çalışmayı hedeflerseniz ve niyetinizi netleştirirseniz hiç bir problemle karşılaşmazsınız. Biz Allah adına yapılan her işin cihat olduğuna inanıyoruz. Onun için müslümanın enerjisi tükenmez, tükenmemelidir de. Yeryüzünde fitne kalkana kadar mücadele edeceğiz.

Hocam son olarak İKRA Derneği okurlarına ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Devamlı okusunlar ama okuduklarını hayata geçirsinler. Sadece okuyup bilgilerini artırırlarsa zamanla nefisleri de azar. Eğitimle uğraşanların en büyük problemi pratiğe aktarmadıkları bilginin nefse hizmet etmesidir. Bu yüzden fikir ve aksiyon ikilemini birlikte gerçekleştirmelerini tavsiye ediyorum.

RÖPORTAJ: Feyyaz KALKAN 

Kayıt Ol



Üye Girişi